SÖZCÜK TÜRLERİ

                                                                          İSİM(AD)

Canlı varlıkları, nesneleri, olguları, kavramları, duyguları, düşünceleri, nitelikleri vb. belirten, kök ya da gövde durumundaki sözcüklere "ad" (isim) denir. Eylemlerle birlikte söz varlığının en önemli türüdür, tek sözcükten oluşabildiği gibi birden çok sözcükten de oluşabilir adlar.


Adlar şu özellikleri taşır:


► Varlıkları karşılar: okul, çeşme , toprak, aşk , vicdan ...
► Durum(hal) eki alabilir: gönlüm-de, balkon-a ...
► Tamlama kurabilir: sevginin bedeli
► İyelik eki alabilir: annem, konumuz


Adlar tür, yapı, anlam, sayı vb. bakımlardan farklı biçimlerde sınıflandırılabilir :
 

a. Varlıklara Verilişlerine Göre Adlar


1. Özel Ad: Tek bir kişiyi , belli bir düşünceyi, varlığı ya da nesneyi gösteren sözcüklere "özel ad" adı verilir. Eşi ve tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılar.


İnsan adları ve soyadları: Songül, Dila, ...
Dil, ulus, yurt, devlet adları: Fransızca , Alman, Türkiye ...
Hayvanlara verilen adlar: Karabaş, Pamuk, Tekir. ..
Unvan(san) adları: Fevzi Çakmak Paşa , Gazi Mustafa Kemal. ..
Gazete, dergi, kitaplara verilmiş adlar: Varlık , Hürriyet, Bir Gün Mutlaka ...
Kurum, dernek, okul, hastane ve devlet dairelerinin adı: Nevşehir Belediyesi,Türk Dil Kurumu, Kızılay ...
Şehir, kasaba, köy, mahalle, semt, bulvar, cadde, sokak adları: İstanbul , Keban, Kambertepe köyü, İncirköy Mahallesi, istiklal Caddesi. ..
Gezegen, yıldız adları: Merkür, Jüpiter, Samanyolu ...
Dağ, ova, göl, akarsu, deniz, plato, vs. adları: Akdeniz, Süphan Dağı, Harran Ovası...

 

"Ay, Dünya, Güneş" adları coğrafyayla ilgili yani terim anlamında kullanılırsa özel; günlük hayatla ilgili kullanılırsa tür adı olur.


Dünya. Güneş'in yörüngesinden sapmaz. (özel ad)
Çocuklar, dünyaya aldırmadan uçurtma uçurdular. (tür adı)


2. Tür (cins) adlar: Aynı türden varlıkların tümünü anlatan, bir türün herhangi bir ögesini gösteren ya da bir soyutlamayı belirten sözcüklere "tür adı " denir. Tür adları bir genellik içerir. Özel ad dışındaki bütün adlar tür adıdır. Tür adları doğadaki çeşitli varlıkları , nesneleri, soyut kavramları belirtir.


Akrabalık adları , organ, eşya vs. adları tür adıdır: insan, bitki, ağaç , sevgi, mutluluk,
kitap, taş , doktor, ana, baba, akıl , balık ...


Tür adı, cümlede türünün tüm bireylerini kapsayacak şekilde de kullanılabilir.


Çiçek sevgi ister, su ister. (Bütün çiçekler)
Çiçek susuzluktan kurudu. (Tek çiçek)
Çocuk, parkın girişinde çevreye bakıyordu. (Tek çocuk)
Çocuk, evin neşe kaynağıdır. (Bütün çocuklar)


Tür adları özel ad olarak da kullanılabilir. Bu nedenle özel adların tür adlarından geldiği öne sürülür. (Türkçedeki yabancı sözcükler için aynı şey söz konusudur.)


Yıldız, Güneş, Sevgi, Gül, Gonca, Saadet, Toprak, Kaya, Gündüz, Cemal, Emel, Deniz ...


Sabahın köründe Bahar evden ayrılmış.
Pamuk, sobanın yanında miyavlıyordu.
Dünden beri Yıldız Hanım' dan haber alamadık.


b. Varlıkların Oluşlarına Göre Adlar


1. Somut Adlar (Madde İsmi): Duyu organlarının herhangi biriyle algılanabilen ,nesneleri karşılayan adlardır:

 

hava, masa, pencere, dağ, güneş, tepe, ağaç, su,ay, gezegen, deniz, göl ...


2. Soyut Adlar (Mana İsmi): Duyu organlarıyla algılanamayan , varlığına akıl yoluyla vardığımız adlardır:

 

vicdan, sevgi, haset, akıl, melek, hak, insanlık, ümit, mutluluk, acıma, hürriyet, özlem, iyilik ...

Somut adlar, cümlede soyut anlam kazanabilir. Soyut adlar da somut anlam kazanabilir.


Sınavı kazanınca havasından geçilmedi. (somut ad soyut anlam kazanmış)
Aydınların izlediği yolu takip etmeliyiz. (somut ad soyut anlam kazanmış)
Korku denizinde yüzüyorum. (soyut ad somut anlam kazanmış)


c. Varlıkların Sayılarına Göre Adlar


1. Tekil Ad (Teklik Adı): Bir varlığı anlatmaya yarayan adlardır: böcek, bilgi, şapka, bakış, yürüyüş, söz ...


2. Çoğul Ad (Çokluk Adı): Birden çok varlığı anlatmaya yarayan adlardır, "-ler,-lar" ekini alır: haklar, kısımlar, söyleşiler, denemeler, yürüyüşler, eller ...

Çokluk ekinini alan her ad çokluk bildirmez. Çokluk eki (-ler, -lar) cümleye çeşitli anlamlar katabilir:


Gazneliler, Hindistan'da Türkçeyi yaşatmıştır. (ulus)
Dedemler, tatili bizde geçirecek. (aile)
Seni görünce dünyalar benim oldu. (abartma)
Otuz yaşlarında bir bayan kaybolmuş. (yaklaşık)
Gündüzleri evin bahçesinde oturur. (süreklilik-"her'')
Hilmi Beyler, az sonra açıklama yapacak. (saygı)
Hanımefendiler, henüz teşrif etmedi sofraya. (sitem)


-ler, -lar'' eki eklendiği sözcüğe "benzerlik" anlamı da katar.


Ağlasın taşlara kapanıp tarih:
Selimler gelir de Yavuzlar gelmez,
Cengizler, Gaziler, Oğuzlar gelmez!


"-ler'' takısı sonlarına geldiği adların değil de sahiplerinin çoğul olduklarını gösterebilir.


İki kardeş , durakta babalarını bekliyor.


3. Topluluk Adı: Biçimce tekil, anlamca çoğul adlardır: ordu, aile, orman, demet...

Topluluk adları da çoğul eki alabilir: ormanlar, ordular, uluslar...


Cümlede genel anlam taşıyan tür adları topluluk adı değil, tekil ad olur.


Öğrenci, düzenli ve disiplinli olmalıdır.
Meyve, vitamin bakımından zengindir.


Bazı sözcükler ad aktarması yoluyla topluluk adı özelliği kazanır, ad aktarmasının olmadığı durumda bu sözcükler topluluk adı olmaz.


Tüm sınıf hafta sonu pikniğe gitti. (topluluk adı)
Sınıf, bugün iyi temizlenmemişti. (tekil ad)

Adın Durumları (Halleri)


Adlar, cümledeki görevlerine ve özellikle de eylemle olan ilgilerine göre "yalın" durumda ya da "-i, -e, -de, -den, -la, -ın, -ce" eklerinden birini almış durumda bulunur.


DURUM EKLERİ 


Yalın durum: Eki yoktur. Adın durum eklerinden birini almamış adlardır.

Ev yıkıldı.

Okul göründü. 

Güneş yakıyor.

» Yalın durumdaki sözcükler, durum ekleri dışındaki çekim eklerini alabilir, yani iyelik eki ve çokluk (çoğul) ekini alabilirler.

• Film, çok izlendi.                  • Filmler çok izlendi.                  • Filmimiz çok izlendi.
 

Belirtme durumu(-ı, -i, -u, -ü) Yükleme ve belirtme hali diye de anılır.

Evi yıktı.

Okulu gördü.

Güneşi gördüm.

» Belirtme durumundaki adlar cümlede genellikle belirtili nesne olur.

• Sen, bu şiiri herkesten güzel okursun.

» İyelik ekiyle birlikte deyim oluşturur:

• Kalbini kazanmak / rahatını bozmak / gözünü açmak / başını ağrıtmak ...

Belirtme durum ekiyle 111. tekil şahıs eki olan "-ı, -i, -u, -ü" yü birbiriyle karıştırmamalıyız.

 

İyelik eki olarak kullanılan "-ı, -i, -u, -ü" ekini alan sözcükler cümlede özne görevinde kullanılırken belirtme durum eki alan sözcükler,belirtili nesne görevinde kullanılır.

İyelik ekini alan sözcük tamlama kurabilir,belirtme ekini alan sözcük tamlama kuramaz. 

Çiçeği bakımsızlıktan kurumuş. ("Onun çiçeği" iyelik ekidir.)

Çiçeği, bana bıraktı sonunda. ( "çiçeği" sözcüğünün başına "onun" gelmediği için "-i" eki hal eki görevindedir.)

Yönelme durumu(-a, -e) Eylemin ya da yargının kime, neye yöneldiğini bildirir.

 

Eve yürüdü.

Okula uğradı.

Güneşe baktı.

 

Eki alan sözcük dolaylı tümleç ve zarf tümleci olabilir.

Bana bir masal anlat baba. (Dolaylı T.)

Akşama orada parti varmış. (Zarf T.)


Bulunma durumu(-de, -da) Eylemin kendi içinde, üstünde olduğunu belirten durumdur.

Evde çalıştı.

Okulda göründü.

Güneşte kurudu.

 

Eki alan sözcük dolaylı tümleç veya zarf tümleci olabilir.

İçimde damla damla bir korku birikiyor. (Dolaylı T.)

Belki haziranda mavi benekli çocuksun. ( Zarf T.)

"Bilir misin ne kadar anne var bugün, yasta,

Tunus'ta, sonra Cezayir'de, sonra Kafkas'ta?

Hesaba katmıyorum şimdilik bizim yakada

Sönen ocakları lakin zavallı Afrika'da. "

Çıkma(Ayrılma) durumu(-den, -dan) Eylemin kendisinden ayrıldığını, uzaklaştığını belirtmek üzere adın girdiği durumdur.

Evden gelmedi.

Okuldan ayrıldı.

Güneşten kurtuldu.

Eki alan sözcük zarf tümleci ve dolaylı tümleç görevinde kullanılır.

Sabahtan uğradım ben bir güzele. (Zarf T.)

Geçeceksin bu yollardan yarın sen. (Dolaylı T.)

"On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından, yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışım ben"

"-de, -den" durum ekleri yapım eki olan "-de, -dan" ile karıştırılmamalıdır.

"-de, -dan" ekini alan sözcükler sıfat olursa bu ekler yapım eki olur.

Mahallenin en gözde genciydi.

Sıradan romanları, öğrencilere okutmaz.


Tamlayan durumu(-ın, -in, -un, -ün) Bir adın başka bir adla olan ilgisini belirtir.

Evin kirası

Okulun güzelliği

Güneşin yakıcılığı

 

Yavrunun derdiyle ah eder

Bayburt dumanın hasreti yakar Maraş'ı


Eşitlik durumu(-ce, -ca, -çe, -ça)

 

İnsanca yaşamak

Açıkça söylemek

Günlerce söylenmek


Vasıta (araç) durumu(ile, -le, -la)

 

Uçakla gitti. 

Bıçakla kesti. 

Ateşle yaklaşmayın.

Adın durumları (ismin halleri) hazırlık kitaplarının çoğunda beşe ayrılır: yalın, belirtme, yönelme, bulunma ve ayrılma durumu.

Ancak dil uzmanları tarafından adın birkaç durumu daha anlatılır: ''Tamlayan (ilgi) durumu", "eşitlik durumu" ve "araç (vasıta) durumu". 


ADLARDA KÜÇÜLTME


İsimlerde küçültme "-cik, -cık , -ceğiz , -cağız" ekleriyle yapılır.


Örnek


» "Mor menekşe boyun eğmiş / Yapracığı suya değmiş" dizelerindeki"yaprak" sözcüğü "-cık" ekini alarak "daha küçük yaprak" anlamını kazanarak küçültme adı olmuştur.

 

» "Evleri şu tepeciğin hemen ardındaydı. " cümlesinde "tepe" sözcüğü "-cik" ekini alarak "daha küçük tepe" anlamını kazanarak küçültme adı olmuştur.

 

» " Kitapçıkları dağıtıp sınavı başlattı. " cümlesinde "kitap" sözcüğü "-çık" ekini alarak "daha küçük ve ince kitap" anlamını kazanarak küçültme adı olmuştur.

 

» "Şehrin doğusundaki gölcük kurudu." cümlesinde "göl" sözcüğü "-cük" ekini alarak "daha küçük göl" anlamını kazanarak küçültme adı olmuştur.

Küçültme ekleri cümleye farklı anlamlar da katabilir; özellikle "-cağız'', "-ceğiz", "-cak'' eki cümleye "acıma, sevgi, merhamet anlamı katar.


Çocukcağız babasından gözlerini kaçırıyordu. (Acıma)
Adamcağız dün hastalanmış. (Acıma)
Anneciğim yine bizi güldürdü. (Sevgi)


Küçültme ekini alan bazı sözcükler, küçültme anlamından sıyrılarak somut varlıklara kalıcı ad olabilir: Elmacık, tomurcuk, tatarcık, kızılcık ...


Bahçedeki gelincik kurudu. (çiçek adı)
Soğuktan bademcikleri şişmişti. (organ adı)
Maymuncuk ile kapıyı açtı. (anahtar)


"-cık" ekini alan sözcükler, özel ad da olabilir: Çınarcık, Kalecik, Gölcük, Kuzguncuk, Germencik ...


Küçültme eki adıllara da gelebilir: kimsecik, şuncağız, şuracık, buncağız ...


EYLEM ADLARI


» "-ma, -me, ış , -iş , -mak, -mek" eklerinden birini alan sözcükler yani isim-fiiller (ad-eylemler) eylem adı sayılır.

Eylem adları iş, oluş ve hareket anlamı taşıyan adlardır.


Beni öldürmeve ve yaşatmaya
O baygın gölgeli bakışlar yeter

Ebedi aşığın dönüşünü bekler
Yalan yeminlerin tanığı çiçekler


ADLARDA YAPI


Adlar yapı bakımından üçe ayrılır:


a. Basit Ad:

Yapım eki almayan adlardır: Kuşlar, toprağımız , çantası , ağacın , kitapta, çantamız , kapının ...


b. Türemiş Ad:

Yapım eki almış adlardır: Bilgi, çevremiz, duygu, ekin, yanlış, tatlı, korku, bitki, yazgı , yalnız ...


c. Birleşik Ad:

En az iki sözcükten oluşan adlardır: Konuksever, çekyat, gecekondu, rüzgargülü, uyurgezer ...

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

                                                                  TAMLAMALAR

 

Tamlama, iki ya da daha fazla sözcükten oluşur. Tamlamalar kaç sözcükten oluşursa oluşsun tek bir kavramı anlatır.

Tamlamalar ada (isme) denktir, adın girdiği bütün görevlere girer. Tamlamalar "sıfat tamlaması" ve "ad tamlaması " olmak üzere ikiye ayrılır.


Şimdi ad tamlamasının çeşitlerini ve özelliklerini görelim:


Ad (İsim) Tamlaması


Ad tamlaması , 'tamlayan" ve "tamlanan" olmak üzere iki ögeden oluşur. Genellikle "tamlayan" önce, 'tamlanan" sonra gelir; yani birinci ad "tamlayan", ikinci ad 'tamlanan" olur.


Tamlayan


» Yardımcı ögedir.
» "-ın , -in, -un, -ün" tamlayan eklerini alır.
» Tamlayan eki
"ilgi eki" olarak da adlandırılır.
» Ben ve biz kişi adıllarında tamlayan eki "-im" biçiminde kullanılır.


Tamlanan


» Asıl ögedir.
» "-ı, -i, -u, -ü" ekleri tamlanan eki olarak kullanılır.
» Tamlanan ekleri aynı zamanda
iyelik ekidir.
» "-ım , - ın , -ımız , - ınız , -ları " iyelik ekleri de tamlanan ekidir.


Ad tamlamaları 4 farklı türde incelenebilir.


1) Belirtili Ad Tamlaması


Tamlayan ve tamlananın tamlama eklerini aldığı tamlama türüdür.
Tamlayan
"-ın , -in, -un, -ün" eklerini, tamlanan "-ı , -i, -u, -ü" eklerini alır.
"Ben" ve "biz" kişi adılları tamlayan olduğunda tamlayan eki "-im" olarak kullanılır.


(benim sözüm, bizim evimiz)


Kişi adıllarının tamlayan olduğu durumlarda tamlanan eki kişi adılına bağlı olarak değişir.

(sizin eviniz, senin gözlerin, bizim hayatımız , benim gönlüm)


Tamlayan eki "-ın, -in" yerine bazen "-den, -dan" eki kullanılabilir.

Tamlayan, tamlanan içinden "seçme" bildirirse "-ın , -in" eki yerine "-den, -dan" kullanılabilir ,seçme bildirilmezse kullanılmaz , kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.
Tamlanana sorulan
"neyin" ve "kimin" sorularına tamlayan genellikle yanıt verir.

"-ın" yerine "-den" in kullanılabildiği örnekler (seçme bildiren durumlar)


Çocukların birkaçı                                           çocuklardan birkaçı
Öğrencilerin bazıları                                       öğrencilerden bazıları
Aşağıdakilerin hangisi                                     aşağıdakilerden hangisi


"-ın" yerine "-den" in kullanılamadığı örnekler /seçme bildirmeyen durumlar


Arkadaşlarının hiçbiri (doğru)                       arkadaşlarından hiçbiri (yanlış)
Kitapların hepsi (doğru)                                  kitaplardan hepsi (yanlış)
Yazarların tümü (doğru)                                  yazarlardan tümü (yanlış)


2) Belirtisiz Ad Tamlaması


Tamlayanın tamlama eki almadığı , tamlananın ise ek aldığı tamlama türüdür.
Tamlanan
"-ı , -i, -u, -ü" ekini alır.

Tamlanana sorulan "ne" sorusuna tamlayan genellikle yanıt verir.


Belirtisiz ad tamlamalarında tamlayan ve tamlanan arasında çeşitli anlam ilişkileri vardır:


a) Tamlayan tamlananın türünü, kullanım amacını belirtir: Armut ağacı, ders kitabı, ekmek bıçağı


b) Tamlayan tamlananın sebebini bildirir: Sel felaketi, sinir hastalığı, deniz tutması,deprem yıkıntıları


c) Tamlayan tamlananın niteliğini, neden yapıldığını belirtir: Çilek reçeli, pirinç pilavı


d) Tamlanan tamlayanın niteliğini belirtir: Ayva sarısı, cehennem sıcağı


e) Yer ve zaman ilgisi: Yaz elması, kış armudu, taş ocağı, savaş alanı


1) Görev, kurum, kuruluş , yer adı: Belediye başkanı, Ankara Kalesi, Ziraat Bankası, Taksim Meydanı


g) Tür ilgisi, varlığın yetiştiği, bulunduğu yer: Van kedisi, Rize çayı , Hindistan cevizi, Antep fıstığı


h) Kişiye özgü, buluş: Pisagor Teoremi, Şeyh Galip Divanı


i) Araç ilgisi: tren yolculuğu, vapur gezisi


j) Mecaz anlam ilgisi: hüzün yağmuru, yalnızlık denizi, umut ışığı


k) Benzerlik ilgisi: Sigara böreği, parmak üzümü, tespih böceği

Bazı belirtisiz ad tamlamalarında tamlanan ekinin kullanılmadığı görülür: Kestane kebap (kebabı), İnegöl köfte (köftesi), Cami Sokak (Sokağı)


Belirtisiz ad tamlaması bazen sıfat tamlaması ile karıştırılabilir.


Şimdi "sıfat tamlaması " ve "belirtisiz ad tamlaması " nı birbirinden ayırt etmeyi öğrenelim:


Belirtisiz Ad Tamlaması                                             Sıfat Tamlaması
"Çocukluk yılları güzeldir. "                                       "Yıllık planı inceledim. "
ne yılları?                                                                       nasıl plan?


3) Takısız Ad Tamlaması


"Takısız (eksiz) ad tamlaması " Türkçenin tartışmalı konularından biridir. Bazı dil bilgisi uzmanları bu tamlamayı "sıfat tamlaması " olarak kabul etmektedir. Tartışmalı bir konu olduğu için ÖSYM tarafından net bir biçimde şu ana kadar sınavlarda sorulmadı , ancak her ihtimale karşı bu tamlamanın ne olduğunu size açıklayalım.


Aşağıdaki açıklamalar bu tamlamayı "ad tamlaması " sayan dil bilgisi uzmanlarının görüşlerinden yola çıkılarak yapılmıştır.


Hem tamlayanın hem de tamlananın tamlama eki almadığı ad tamlamasıdır.


Tamlayan tamlananın neden yapıldığını veya neye benzediğini belirtir.


a) Tamlayanın ne(y)den yapıldığını bildirir:

Tamlayan tamlananın ham maddesini yani hangi maddeden yapıldığını belirtir. Tamlayan ile tamlanan arasına "-den yapılmış" ifadesi getirilebilir.


» Demir kapı           demirden yapılmış kapı 
» Cam şişe               camdan yapılmış şişe
» taş kemerler         taştan yapılmış kemer


b) Tamlayan tamlananın neye benzediğini belirtir:

Tamlayan ile tamlanan arasına "benzetme edatı " 'gibi' sözcüğü getirilebilir.

Tamlayan genellikle gerçek anlamının dışında kullanılır.


»Kömür gözlüm        kömür gibi göz

»Gül yanaklım           gül gibi yanak
»Pamuk kalp             pamuk gibi kalp


Takısız ad tamlamaları ek almadığı için biçim olarak sıfat tamlamasına benzer.
Karıştırmamak için tamlayandan sonra "gibi" sözcüğü (benzetme sanatı olur) veya "-den yapılmış" getirilir; mantıklı olursa tamlama takısız isim tamlamasıdır, olmazsa tamlama sıfat tamlamasıdır.


4) Zincirleme Ad Tamlaması


En az üç adın bir araya gelmesiyle oluşan ad tamlamasıdır.
Bir ad tamlamasının sonuna ya da başına bir ad daha getirilerek oluşturulur.
İki ad tamlamasının bir araya getirilmesiyle de oluşturulabilir.
Tamlanan mutlaka ek alır.


a) Tamlayanı belirtisiz ad tamlaması olan zincirleme ad tamlaması

(belirtisiz ad tamlaması + ad)


» Tivatro vapıtlarının dili, roman diline benzemez.     ty (B.siz ad tam.) tn
» Malive bakanının görevleri hakkında bilgi verdi.
» Deniz suvunun serinliğini hissediyordu herkes.
» Serüven romanlarının okuyucusu her geçen gün artıyor.
» Bahar aylarının havası ayrı bir güzelliğe sahiptir.


b) Tamlananı belirtisiz ad tamlaması olan zincirleme ad tamlaması

(ad+belirtisiz ad tamlaması)


» Kulaklarım komşuların ayak sesinde.                       ty tn (B.siz ad tam)
» İstanbul'un pazar kalabalığı insanı bezdiriyor.
» Öğrencilerin sınav sonuçları panoya asıldı.


c) Hem tamlayanı hem tamlananı belirtisiz ad tamlaması olan zincirleme ad tamlaması (belirtisiz ad tamlaması + belirtisiz ad tamlaması)


» İstanbul ilinin ulaşım sorunları bitmiyor.                 ty (B.siz ad t.) tn (B.siz ad t.)
» Edebiyat öğretmeninin not defteri sınıfta kaldı.
» Televizyon kanalının dizi programları çok izleniyor.
» Otomobil fabrikasının reklam afişi ilgi çekiyordu.


d) Tamlayanı belirtili, tamlananı belirtisiz ad tamlaması olan zincirleme ad tamlaması (belirtili ad tamlaması + belirtisiz ad tamlaması)


» Sizin kövünüzün kavnak suvunu çok beğenmişlerdi.  ty (B.li ad t.) tn (B.siz ad t.)
» Tülav'ın kardeşinin okul çantası güzel görünüyordu.
» Davımın oğlunun ders kitabı bende kaldı.


Zincirleme ad tamlaması tamlayanı , tamlananı ya da tamlamanın tamamı sıfatla belirtilmiş/nitelenmiş "karma tamlama" ile karıştırılabilir.

İkisini ayırt etmek için tamlamada yer alan sıfatlar bulunur ve tamlamadan çıkarılır,
geriye kalan kısmın zincirleme mi yoksa belirtili ya da belirtisiz ad tamlaması
olup olmadığına bakılır.

 

Şimdi uygulama yapalım:


"Yoksul çocukların umutsuz yarınları " biçim olarak zincirleme ad tamlaması gibi durmaktadır, ancak değildir; çünkü "yoksul" ve "umutsuz" sözcükleri sıfattır, ikisini çıkardığımızda "çocukların yarınları " tamlaması kalıyor, o da zincirleme değil belirtili ad tamlamasıdır.


"Kadıncağızın acılı günleri" biçim olarak zincirleme ad tamlaması gibi durmaktadır, ancak değildir; çünkü "acılı" sözcüğü sıfattır, çıkardığımızda "kadıncağızın günleri" tamlaması kalıyor, o da zincirleme değil belirtili ad tamlamasıdır.


"Kahvenin keskin kokusu" biçim olarak zincirleme ad tamlaması gibi durmaktadır, ancak değildir; çünkü "keskin" sözcüğü sıfattır , çıkardığımızda "kahvenin kokusu" tamlaması kalıyor, o da zincirleme değil belirtili ad tamlamasıdır.


"Köhne Üsküdar'ın dost ışıkları " biçim olarak zincirleme ad tamlaması gibi durmaktadır, ancak değildir; çünkü "köhne" ve "dost" sözcükleri sıfattır, bu sözcükleri çıkardığımızda " Üsküdar' ın ışıkları " tamlaması kalıyor, o da zincirleme değil belirtili ad tamlamasıdır.


Ad tamlamalarıyla ilgili özellikler ve uyarılar


1) Zamirler (adıllar) , ad tamlamasında tamlayan veya tamlanan olarak görev alabilir.


» "Ben onun sılası , kendimin gurbetiyim." ( "onun" zamiri "sılası " sözcüğünün , "kendimin" zamiri "gurbeti" sözcüğünün tamlayanıdır.)


» "Dertlerin hepsine itirazım var." ( "hepsi" zamiri "dertlerin" sözcüğünün tamlananıdır.)


2) Kişi zamirlerinin tamlayan olduğu ad tamlamalarında tamlayan düşebilir. Buna
'tamlayanı düşmüş ad tamlaması " denir.


» " Uykularım mühürlü, gecelerim hüzünlü." ("benim uykularım" tamlamasında benim, "benim gecelerim" tamlamasında benim tamlayanı düşmüş.)


» "Çocukluğu yokluk içinde geçmiş. " ("onun çocukluğu" tamlamasında "onun tamlayanı düşmüş.)


3) Bazı ad tamlamalarında tamlanan düşebilir.


» "Yol onun, varlık onun, gerisi angarya." ("onun yolu" tamlamasında "yolu", "onun varlığı " tamlamasında ''varlığı " tamlananı düşmüş.)


"Kaç ad tamlaması vardır?" biçimindeki sorularda tamlayanı ve tamlananı düşmüş kullanımlar, ad tamlaması olarak sayılmaz . ÖSYM, bu tip sorularda "tamlayanı düşmüş ad tamlaması" veya "tamlananı düşmüş ad tamlaması" ifadelerini kullanmıştır.


4) Ad tamlamalarında bazen "-den" eki, tamlayan eki "-in" yerine kullanılabilir.


» "Genç sporcular, sözlerimden birine alınmış. " (sözlerimin biri)
» "Çocuklardan birkaçı dün gelmedi." (çocukların birkaçı)


5) Türkçede önce tamlayan, sonra tamlanan kullanılır , ancak bazı ad tamlamalarında
tamlayan ile tamlanan yer değiştirebilir
, yani tamlananı tamlayanından önce söylenmiş ad tamlamaları olabilir. Şiirlerde bu özelliğe sıkça yer verilir.


» Kağıtlarla .camlarını örteyim pencerelerin
                        (tn)                                (ty)

» Dante gibi ortasındayız ömrün. (ömrün ortası)
                          (tn)                   (ty)
» Aşıkıyım beni çağıran bu sesin. (sesin aşığı)
      (tn)                                      (ty)


6) Ad tamlamalarında bir tamlayan birden çok tamlanan için kullanılabilir. (Tamlayanı ortak ad tamlaması)


» "Dervişin fikri ne ise zikri de odur." (" Dervişin" tamlayanı 'fikri" ve "zikri" tamlananları
için ortak kullanılmıştır.)


» "Bu dünyanın direği, merhameti yok. " (" Dünyanın" tamlayanı "direği " ve "merhameti"
tamlananları için ortak kullanılmıştır.)


7) Ad tamlamalarında bir tamlanan birden çok tamlayan için kullanılabilir. (Tamlananı ortak ad tamlaması)


» "Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum." ("Çiçekleri" tamlananı "kır'' ve "dağ" lamlayanları için ortak kullanılmıştır.)


» "Yaratıcılığın, duygusallığın, ahengin adıdır şiir. " ("Adı " tamlananı "yaratıcılığın", "duygusallığın " ve "ahengin" tamlayanları için ortak kullanılmıştır.)


8) Belirtili ve belirtisiz ad tamlamaları cümlede sıfat veya belirteç göreviyle kullanılabilir.


» "Gözlerim karışıyor taş rengi yosunlara. " ("taş rengi" belirtisiz ad tamlaması ''yosunlar" sözcüğünü nitelediği için sıfat görevindedir.)


» "Ege'nin incisi İzmir'de oturuyor kaç yıldır." ("Ege'nin incisi" belirtili ad tamlaması " İzmir'' sözcüğünü nitelediği için sıfat görevindedir.)


» ''Aşıklar diyarı Sivas'ta öğretmenlik yapıyor. " ("Aşıklar diyarı " belirtisiz ad tamlaması "Sivas" sözcüğünü nitelediği için sıfat görevindedir.)


» "Ve eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak." ("güneş rengi" belirtisiz ad tamlaması "yaprak" sözcüğünü nitelediği için sıfat görevindedir.)


» "Nehirler kan rengi akıyor. " ("kan rengi" belirtisiz ad tamlaması "akıyor'' sözcüğünü nitelediği için belirteç görevindedir.)


» "Bir yaz akşamı rastladım size. " ("yaz akşamı " belirtisiz ad tamlaması "rastladım" sözcüğünü belirttiği için zarf görevindedir.)


9) Belirtisiz ad tamlamalarında tamlayan cümleden oluşabilir.


» "Kaç zamandır tez dönerim cevapları veriyorum hayata. " ('tez dönerim" cümlesi "cevapları " sözcüğüyle tamlama oluşturmuştur.)


» "Deprem olacak söylentisi halkı korkuttu." ("Deprem olacak" cümlesi "söylentisi" sözcüğüyle tamlama oluşturmuştur.)


» "Seni seviyorum sözü ruhunu okşadı. " ("Seni seviyorum" cümlesi "sözü" sözcüğüyle tamlama oluşturmuştur.)


10) Bazı ad tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına sözcük ya da sözcükler
girebilir.


» "Ankara 'nın adını duymadığım semtleri var. " cümlesindeki "Ankara'nın semtleri" belirtili ad tamlamasında , "Ankara'nın " tamlayanı ile "semtleri" tamlananı arasına "adını duymadığım" sıfatı girmiştir.


» "İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız. " cümlesindeki 'fidanın dalı " belirtili ad tamlamasında , "fidanın" tamlayanı ile "dalı " tamlananı arasına "güller açan" sıfatı girmiştir.


» "Adamın kocaman eli radyoya uzandı. " cümlesindeki "adamın eli" belirtili ad tamlamasında, "adamın" tamlayanı ile "eli" tamlananı arasına "kocaman" sıfatı girmiştir.


» ''Türkülerin yanıktır yüzü. " cümlesindeki "türkülerin yüzü" belirtili ad tamlamasında  "türkülerin" tamlayanı ile "yüzü" tamlananı arasına "yanıktır'' sözcüğü girmiştir.

Belirtisiz ad tamlamasında tamlayan ile tamlanan arasına sıfat girmez, araya sıfat getirilmesi anlatım bozukluğuna yol açar. Sıfat belirtisiz ad tamlamasından önce getirilmelidir, tamlamanın başına gelen sıfat tamlamanın tamamını belirtir ya da niteler.


Maliye eski bakanı (yanlış)
Eski maliye bakanı (doğru)
Belediye eski başkanı (yanlış)
Eski belediye başkanı (doğru)


11) Belirtisiz ad tamlamaları bir sıfat tarafından nitelenebilir ya da belirtilebilir.


» "Bir macera romanı okudum. " cümlesindeki "bir'' belirtme sıfatı "macera roman" tamlamasını belirtmiştir.


» "Eski cami avlusunda oturup sohbet ettik. " cümlesindeki "eski" belirtme sıfatı
"cami avlusu" tamlamasını nitelemiştir.


12) Kişi adıllarının (zamirlerinin) tamlayan olduğu ad tamlamalarında tamlanan
eki düşebilir.


» "Bizim diyarda yoktur böyle zorluklar." cümlesinde "diyarda" tamlananındaki "ımız" tamlanan eki düşmüştür.


» "Sizin çocuk dün derse girmemiş. " cümlesinde "çocuk" tamlananındaki "-unuz" tamlanan eki düşmüştür.


» "Dağların arasından, sizin köye doğru yürüyorduk. " cümlesinde "köy" tamlananındaki "-ünüz" tamlanan eki düşmüştür.

 


··

                                                                SIFAT(ÖN AD)

 

Sıfatlar, adlardan önce gelerek onların niteliğini ve niceliğini belirten sözcüklerdir.
Nitelik, bir varlığın kendisinden ayrılamayan, başka varlıklardan ayırt edilmesini sağlayan özelliklere verilen addır. 

Nicelik, bir varlığın, varlığa yapışık olmayan, insanlar tarafından verilen, sayılabilen ve ölçülebilen özellikleridir. Sıfatlar , söz diziminde tamlayan durumunda bulunan sözcüklerdir.


Sıfatların özellikleri şunlardır:


1) Sıfatlar adlardan önce gelir. (Bu sebeple "ön ad" denmiş.)

Addan sonra gelirse sıfat olmaz. "Yeşil ova" dendiğinde "yeşil " sözcüğü sıfattır, "ova yeşil " dendiğinde yeşil sözcüğü sıfat değil, addır.

Addan sonra sıfat gelmez mi?

Evet, addan sonra gelen sıfatlar da var, özellikle şiirlerde böyle bir durum söz konusu.


Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek. ( Bu cümlede "ömür boyu sürecek" sözü "şarkı" sözcüğünün sıfatıdır ve ondan sonra gelmiştir: ömür boyu sürecek şarkı)


2) Sıfatlar "çekim eki" almaz. Çekim eki alırsa adlaşır, buna da "adlaşmış sıfat" denir; yani "isim" denir.

Çekim eki alan sıfat olabilir mi?

Evet, birkaç örnek de olsa var.


Güzelim çiçeklerin kokusu bizi büyüledi. ("Güzelim" sözcüğü niteleme sıfatı olduğu halde "-im" iyelik ekini, yani çekim eki almış.)


3) Sıfat tek başına bulunmaz. Sıfatın olduğu her yerde "sıfat tamlaması" vardır. Sıfat tamlaması sorularında sıfatı bulmamız yeterlidir.


4) Adları niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Sıfatlar bu görevleri bakımından ikiye ayrılır:


Niteleme sıfatları,Belirtme sıfatları

A. NİTELEME SIFATLARI


Varlıkların durumunu, biçimini, rengini, özelliklerini kısaca nasıl olduklarını bildiren sıfatlardır. Adlara "nasıl" sorusu sorularak bulunur.


» Bevaz vuvarlak temiz bir masada akşam yemeğini yedik.
    renk   biçim    durum


Aşağıdaki dizelerde yer alan altı çizili sözcük veya sözler birer "niteleme sıfatı " örneğidir:


» Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışım, çözülmüyor Mihriban


» Ümidim yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
istersen rüzgara salıver gitsin


» Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir sivah çubuk
Ağzında küçük bir leke



B. BELİRTME SIFATLARI


Adları işaret , sayı , belgisizlik ve soru anlamlarıyla belirten sıfatlardır.


1. İşaret (Gösterme) Sıfatları


Adları işaret yoluyla belirten sıfatlardır. Adlara sorulan "hangi" sorusuna karşılık verir.

 

"Bu, şu , o, öteki, beriki, öyle, böyle, şöyle, karşı , öbür, oradaki, şuradaki , buradaki,
aşağı , yukarı ...
" gibi sözcükler işaret sıfatı olarak kullanılabilir.


» Her doğan günün bir dert olduğunu
   İnsan bu yaşa gelince anlarmış


» Kasaba şu sırtın öbür tarafındaydı.
» Karşıdaki Hitit tepesinden başladı bakışların.
» Suyun öte yakasında yaşandı acılar.
» Ah, türküler köy türküleri.
» Bir elin verdiğini öbür el görmesin.
» Beni bu havalar mahvetti.
»Böyle havalarda unuttum

İşaret bildiren sözcükler, bir adı belirtmiyorsa, "hangi" sorusuna yanıt vermiyorsa ve adın yerine kullanılmışsa adıl (zamir) olur.


Bu, taşındır diyerek Kabe'yi diksem başına.
Bu, hayatımın bir parçası olmuştur artık.


2. Sayı Sıfatı


Adları ve varlıkları miktar, sıra, üleştirme, topluluk vb. bakımından belirten sıfatlardır.


Asıl Sayı Sıfatı       Sıra Sayı Sıfatı               Üleştirme Sayı Sıfatı     Topluluk Sayı Sıfatı
• "Kaç" sorusu          • "Kaçıncı " sorusu       • "Kaçar" sorusu                • ikiz kardeş
• Kırk yıl                   •" İlk, son, ortanca"      • "-ar, -er'' ekiyle              •üçüz bebek
• Beş perde              • "-ıncı , -inci"               • Dörder kalem                 • çifte düğün
•Yedi tepe                • Yedinci sanat              • Yedişer elma                   •  çift atış

Kesir Sayı Sıfatı                                                                   
• "Kaçta kaç" sorusu                                                              
• İki sayının arasına "-da" eki getirilere yapılır.
•"Çeyrek, "yarı " ve ''yarım" sözcükleri bu gruba girer.
• Yüzde on faiz
• Onda bir hisse

"Binlerce, yüzlerce, onlarca" gibi sözcükler "belgisiz sıfat'' ya da "belgisiz sayı sıfatı " olarak kabul edilir: binlerce istek, onlarca söz, yüzlerce taraftar ...


Bir dışında kalan sayılar çokluk belirtir, bu sayıların belirttiği adlar çoğu eki almaz. Ancak deyim, terim, özel ad gibi nitelik kazanmış olanla çoğullanabilir: Üç Silı:ıhşorlar, Kırk Haramiler, Yedi Uyurlar, Üç Aylar, Üç Ahbap Çavuşlar, Uç Büyükler, Yedi Cüceler ...


Üleştirme sayıları ikileme olarak kullanılıp eylemi belirtirse belirteç (zarf) olur.


Seyirciler teker teker arandı.
Uçaklar dörder beşer havalandı.
Hocanın arkasındaki adamlar birer ikişer eksilir.


"Bir" sözcüğü hem niteleme hem belgisiz hem de sayı sıfatı olabilir:
''Tek" anlamında kullanılırsa sayı sıfatı olur.
"Herhangi bir" anlamında kullanılırsa belgisiz sıfat olur.
"Aynı " anlamına gelirse niteleme sıfatı olur.


Bir gece ansızın gelebilirim. (belgisiz)
Bir gün gideceğim buradan. (belgisiz)
Baba katiliyle baban bir safta. (niteleme)
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar. (niteleme)
Orada bir gece kaldım. (sayı)
Sınava bir saat kaldı. (sayı)


3. Belgisiz Sıfatlar


Adları kesin olarak değil de belli belirsiz belirten sıfatlardır. Belgisiz sıfatlar "belirsizlik sıfatı " olarak da adlandırılır.

 

"Başka, bir, birkaç, biraz, birçok, birtakım, bazı, kimi, hiç, hiçbir, az, çok, çoğu, fazla, bütün, tüm, falan/falanca, filan/filanca, her, herhangi bir" gibi sözcükler belgisiz sıfat olarak kullanılırlar.

Bu sözcükler, önündeki adı belirtirse ve "hangi", "ne kadar'' sorularından birine yanıt verirse belgisiz sıfat olurlar.


» Gökyüzünün başka rengi de varmış
» Severken hiçbir böcek,
Hiçbir kuş yalnız değildir.
» Her gün yeni sevdalar ölür yabani şehirlerde.
» Tüm gemileri denizlere salalım
» Bir gece ansızın gelebilirim.
» Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.
» Burası dünyanın herhangi bir yeridir.
» Nice adam yassı düşlerini sektiriyor kıyıda.

" Birçok, birkaç, çok, bazı , hiçbir'' gibi belgisiz sözcükler iyelik eki aldığında adlaşarak zamir (adıl) olur.


"Birçok karar uygulanamadı yine." cümlesinde "birçok" sözcüğü "karar'' sözcüğünü belirttiği için belgisiz sıfattır.


"Birçoğu uygulanamadı yine. " cümlesinde "birçok" sözcüğü "-ü" iyelik ekini aldığı için adlaşarak belgisiz zamir olmuştur.

4. Soru Sıfatları


Adın yerini , sayısını , durumunu ve zamanını soru yoluyla belirten sıfatlardır.

Tüm   sıfatlarda olduğu gibi soru sıfatları da adlardan önce kullanılır ve çekim eki almaz.
Soru sıfatlarına verilen yanıt da sıfat (belirtme ya da niteleme) olur.

"Nasıl, ne, ne kadar, hangi, kaç, kaçıncı, neredeki, kimdeki" gibi sözcükler soru sıfatı olarak
kullanılabilir.


» Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya
» Ne gün aslına dönecek bu ten?
» Mührü bozulmamış sevdalar
hangi meridyene düşer
» Bu kaçıncı bahçe gördüğüm tarumar?
» Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.


Sıfatlarla İlgili Özellikler


Bir ad birden çok sıfat tarafından nitelenebilir ya da belirtilebilir:


"Pahalı , değerli yüzükler pek satılmıyor artık. " cümlesinde "yüzükler'' sözcüğü hem" pahalı " hem de "değerli" sözcüğü tarafından nitelenmiştir.


"Bütün bir kış evden çıkmadı. " cümlesinde "kış" sözcüğü hem "bütün" hem de "bir'' sözcüğü tarafından belirtilmiştir.


Bir sıfat , birden çok adı niteleyebilir ya da belirtilebilir:


"Zararlı yiyecekler, içecekler sağlığımızı tehdit ediyor." cümlesinde "zararlı " sıfatı hem "yiyecekler'' adını hem de "içecekler" adını nitelemiştir.


Bir sözcük hem niteleme hem de belirtme sıfatını alabilir:


"Keskin bir koku vardı içeride." cümlesinde "koku" sözcüğü hem "keskin" niteleme sıfatını hem de "bir'' belirtme sıfatını almıştır.


ADLAŞMIŞ SIFAT 


Sıfatın önündeki ad düşer ve sıfat tek başına kullanılırsa sıfat adlaşır.

Çekim eki alan sıfatlar adlaşır. "Adlaşmış sıfat" lar görev olarak addır.


Örnek


» Bugün ben bir güzel gördüm. ("Güzel kız" tamlamasında " kız" sözcüğü düşmüş , "güzel" sözcüğü adlaşmıştır.)


» Yeşiller giymiş ah üzerine. ("Yeşil elbiseler'' tamlamasında "elbise" sözcüğü düşmüş , "yeşil" sözcüğü çoğul eki (-ler) alarak adlaşmıştır.)


Aşağıdaki dizelerde yer alan altı çizili sözcükler adlaşmış sıfattır:


» Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı


» Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
» Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca


Sıfat tamlamalarında sıfat ile ismin yeri değiştirilerek belirtili isim tamlaması oluşturulduğunda sıfat adlaşır.


» "Adamın iyisi iş başında belli olur." cümlesinde "iyi adam" sıfat tamlaması , isim tamlaması biçimine getirilmiş , "iyi" sözcüğü adlaşmıştır.


» "Gölün mavisi bizi büyüledi." cümlesinde "mavi göl" sıfat tamlaması, isim tamlaması biçimine getirilmiş, "mavi" sözcüğü adlaşmıştır.


Aşağıdaki dizelerdeki altı çizili sözcükler de sıfat ile adın yeri değiştirilerek adlaşmış sıfat yapılmıştır:


» Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuvtusunu sende gezmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm.


Adlaşmış sıfattan sonra isim geliyorsa anlam karışıklığı olmaması için virgül (,) konur.


Yaralı, kadına baktı.
Küçük, ağacın arkasına gizlendi.


UNVAN SIFATLARI


İnsanların adlarına takılan saygı ve tanıtma sözleridir. Bunlar bir çeşit niteleme sıfatıdır.


Adlara üç şekilde eklenir:


a. Bütün sıfatlar gibi addan önce gelir: Doktor Cevdet, Şehzade Mustafa, Bay Cemal, Mareşal Fevzi Çakmak ...


b. Bir bölümü adlardan sonra gelir: Ali Dayı, İsmail Enişte, Zeynep Hanım, Ahmet Mithat Efendi ..


c. Unvan sıfatlarının birçoğu yerine göre hem addan önce hem de addan sonra kullanılır: Hoca Sinan, Sinan Hoca, Osman Gazi, Gazi Mustafa Kemal ...


SIFATLARDA DERECELENDİRME


Niteleme sıfatları anlamları bakımından çeşitli derecelerde bulunabilir. Sıfatlardan önce gelen "daha, çok, en, gayet, pek" gibi azlık-çokluk belirteçleriyle sıfatlar derecelendirilebilir.


1) Azlık derecesi: Sıfatların başına "az" belirtecinin ya da sıfatın sonuna "-ca, - ce, -cık, -cik" gibi eklerin getirilmesiyle yapılır.


2) Eşitlik derecesi: Sıfattan önce "kadar" sözcüğünün getirilmesiyle yapılır:


Daldım sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.


3) Üstünlük derecesi: Sıfatın başına "daha" sözcüğünün getirilmesiyle oluşur. Bugün pek kullanılmayan "ziyade" sözcüğü de sıfatlarda üstünlük derecesi kurar:

Ona daha iyi bir iş bulalım .


4) En üstünlük derecesi: Sıfatların başına "en" sözcüğü getirilerek yapılır:

En güzel türküyü bir kurşun söyler.

SIFATLARDA KÜÇÜLTME


Niteleme sıfatlarına gelen "-ce, -ca, -cik, -cık, -ımsı, -msi, -mtırak'' ekleriyle sıfatlarda küçültme yapılır. "Azalma, kısma , tam olmayan, tama yakın" anlamı katar.


"Küçücük bir ev satın almışlar. " cümlesindeki "küçücük" küçücük sözcüğü küçültme sıfatıdır, "küçük" sözcüğü "-cık" ekini alarak küçültme anlamı kazanmıştır.
» Yemeğine azıcık yağ katabilirsin.
» Küçücük ellerini açtı semaya.
» Yeşilimtırak bir kazak giymişti.
» Yeni evlilere genişçe bir ev hediye etti.
» Şehrin üzerinde siyahımsı bulutlar vardı.


Yukarıdaki altı çizili sözcükler "küçültme" sıfatıdır.


SIFATLARDA PEKİŞTİRME


Sıfatların anlamını güçlendirmek için pekiştirmeye başvurulur.
Sıfatlarda pekiştirme çeşitli biçimlerde olur:


1. "m, p, r, s" Ünsüzleriyle Pekiştirme


Niteleyici sözcüğün ilk ünlü harfine kadar olan bölüm alınır ve bu bölüme "m,p, r, s" ünsüzlerinden uygun olanı getirilir, elde edilen bölüm sözcüğün başına eklenir. Böylece pekiştirme oluşturulur.


» Koskocaman yıldızlar altında upuzun bir yol 
» Masmavi bir gökyüzünün gölgesinde yemyeşil bir orman ...

Bazı pekiştirmeler ses türemesine uğrayabilir, yukarıdaki açıklamaya aykırı olabilir.


Sapasağlam ("a" sesi türemiş)
Sırılsıklam ("ıl" sesleri türemiş)
Yapayalnız ("a" sesi türemiş.)


içimde rengarenk kuşlar uçacak.
Paramparça bir yalnızlıktı benimki.

Pekiştirilmiş sözcükler; sadece sıfat olarak değil , zarf (belirteç) ve isim görevinde kullanılabilir. İsmi nitelerse "sıfat" , eylemi ya da eylemsiyi nitelerse "zarf", çekim eki alırsa veya varlığı karşılarsa "isim" olur.


» Masmavi gözleriyle etrafa baktı. (sıfat)
» Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı. (sıfat)
» Kıpkırmızı kesildi çocuğun yüzü. (zarf)
» Bahçedeki elmalar sapsarıydı. (isim)


2. İkilemelerle Yapılan Pekiştirme


İkilemeler de pekiştirme anlamı katar ve cümlede ismi nitelerse "pekiştirmeli niteleme sıfatı" olur. Ancak ikilemeler belirteç (zarf) ya da ad olarak da kullanılabilir. Eylemi veya eylemsiyi belirtirse "durum belirteci", çekim eki alırsa ya da varlığı karşılarsa "isim" olur.


» Genç kız ,~ gözleriyle etrafa gülümsüyordu. (sıfat)
» Kıvrım kıvrım akıyordu nehir. (belirteç)
» Köyün yolları eğri büğrüydü. (isim)


3. "mi" Soru Ekiyle (Edatıyla) Pekiştirme


Yinelenen sözcüklerin arasına "mı" , "mi" getirilerek pekiştirme yapılabilir.


» Uslu mu uslu bir kızı vardı.
» Zor mu zor sorular sorardı matematik öğretmenimiz .


SIFATLARDA YAPI


Sıfatlar yapı bakımından üçe ayrılır:


1) Basit Sıfatlar: Yapım eki almamış , kök durumundaki sıfatlardır.


Şu tablo, bir nehir, kuru vişne dalı
Her şey yüzün suyu hürmetinedir


2) Türemiş Sıfatlar: Yapım eki almış sıfatlardır.


Bir sönük mum oldum, ışıksızım ben.
Bir kırık saz oldum, aşıksızım ben.


3) Birleşik Sıfatlar: En az iki sözcüğün birleşmesiyle oluşmuş sıfatlardır.


Bitmesin güzellikler, sürsün büyü
Onu hicbir çağda soldurmayalım

                                                             ZAMİR(ADIL)

 

İsim olmadığı halde isim gibi kullanılan veya ismin yerini tutan sözcüklerdir.

Zamirler, isim gibi kullanıldıkları için isimlerin aldıkları ekleri alır.

Tamlama kurabilirler.
Ek halindeki zamirler ve sözcük halindeki zamirler diye 2'ye ayrılır.

Ek Halindeki Zamirler
a) İlgi Zamiri
b) İyelik Zamirleri

Sözcük Halindeki Zamirler
a) Şahıs zamirleri
b) İşaret zamirleri
c) Soru zamirleri
d) Belgisiz zamirler
e) Dönüşlülük zamiri

A) KİŞİ (ŞAHIS) ZAMİRLERİ


Doğrudan doğruya tekil bir kişinin yerini tutan (ben-sen-o) veya çoğul kişinin yerini tutan (biz-siz-onlar) altı kişi zamiri bulunur.


Özellik                                                  Tekil                                                 Çoğul
Söz söyleyen, konuşan(1. kişi)           Ben                                                    Biz
Sözü dinleyen (2. kişi)                         Sen                                                    Siz
Sözü edilen (3. kişi)                             O                                                        Onlar


Saygı sözü katmak için tekil kişi zamirlerinin yerine çoğul anlamlı kişi zamiri kullanılabilir.

"Öğretmenim, siz kitabı verdiniz bana." cümlesinde "öğretmen" tekil isimdir, yerine "sen" sözcüğü kullanılır; ancak saygı amacıyla "sen" yerine "siz" zamiri kullanılmış.


Ben ve sen kişi zamirleri yönelme hal ekini alınca değişikliğe (ünlü değişimine) uğrayıp "ben-e, sen-e" yerine "ban-a, san-a" olur.


Kişi zamirleri ad tamlamalarında tamlayan olur.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
(tamlayan)


B) DÖNÜŞLÜLÜK ZAMİRİ


Sadece "kendi" sözcüğü dönüşlülük zamiri olarak kullanılır.

Dönüşlülük zamiri, adı üzerinde eylemin kendisine dönmesini ifade eder.


"Kendi" dönüşlülük zamiri, öznenin yaptığı işi pekiştirme görevinde kullanılabilir.


» Bu kumaşı sen kendin dik.
» Bu soruyu biz kendimiz çözdük.
» Tek taşımı ben kendim aldım.


"Kendi" dönüşlülük adılı iyelik eki alarak kişi zamiri görevi üstlenebilir:


1. tekil kişi adılı Kendim (ben)                              1. çoğul kişi adılı Kendimiz (biz)
Il. tekil kişi adılı Kendin (sen)                               II. çoğul kişi adılı Kendiniz (siz)
111. tekil kişi adılı Kendisi (o)                                111. çoğul kişi adılı Kendileri (onlar)


» Kendim ettim, kendim buldum. ("ben" adılının yerine kullanılmış)
» Kendin bu işi bitireceksin. ("sen" adılının yerini tutmuş.)


İkileme oluşturarak belirteç (zarf) görevi üstlenir.


» Kendi kendime konuşurum bazı geceler.
» Çocuklar kendi kendilerine oynuyordu.
» Artık burada duramam, diyordu kendi kendisine.


C) İŞARET (GÖSTERME) ZAMİRLERİ


Adların yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
Türkçede başlıca işaret zamirleri şunlardır: bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, bura, şura, ora, öteki, beriki, böylesi, şöylesi , öylesi. .. "Bura", "şura" ve "ora" sözcükleri yön anlamlı işaret adıllarıdır. "Böyle", "şöyle" ve "öyle" tarz anlamlı işaret adıllarıdır."Bu, şu, o" tekil, "bunlar, şunlar, onlar'' çoğul işaret adıllarıdır.

İşaret zamirleri, işaret sıfatlarıyla karıştırılabilir.

İşaret zamirlerinin işaret sıfatlarından temel farkı , isim çekim eklerini almalarıdır.

Yalın olarak kullanıldığı zaman işaret sıfatı olan "şu, bu, o" sözcükleri bir adı işaret etmeyip o adın yerini tuttuğu zaman ya da isim çekim eklerini aldığı zaman işaret zamiri olur. 


    İŞARET SIFATLARI                                                   İŞARET ZAMİRLERİ 


• Varlıkların yerini işaret yoluyla belirtir.        • Varlıkların yerini işaret yoluyla tutar.
• Çekim eki almazlar.                                          • Çekim eki alabilir.
• Kendisinden sonraki adla sıfat                       • Bir belirtme durumu yoktur.
tamlaması kurar.


Bilmem şu dağların nesine geldim.                    Şunun kapağını değiştirelim.
Şöyle bir konağımız olsaydı.                                Şöylesini bulmak zordur.
Öteki kitabı da okumuştum.                                Ötekini de iyice inceledim.
Böyle aşklar artık tarihe karıştı.                          Ben hiç böylesini görmemiştim .
O dönemde de benzer olaylar olmuş.                 Onu silip dolaba bıraktı.

İsim çekim eklerini aldığı halde sıfat olarak kullanılan sözcükler de istisna olarak dilimizde bulunabilir.


"Bana böylesi duygular nereden geliyor?" cümlesinde "böylesi" sözcüğü çekim eki aldığı halde sıfat görevindedir.


"O" ve "onlar'' zamirleri bir insan adının yerini tutarsa kişi zamiri, insan dışı bir varlığın yerini tutarsa işaret zamiri olur.


O, geçen hafta ki derse katılmadı. (kişi zamiri)
O, geçen haftanın en beğenilen filmiydi. (işaret zamiri)

İşaret zamirleri bazen bir cümlenin yerini tutabilir.


"Hala beni seviyorsun bunu sen de biliyorsun. " cümlesinde "bunu" zamiri "Hala beni seviyorsun. " cümlesinin yerini tutmuştur.


İşaret adılları ad tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan olurlar:


"Şunun şurasında sınava ne kaldı ki!" cümlesinde "şunun" işaret adılı tamlayan, "şurası " işaret adılı ise tamlanandır.

D) BELGİSİZ ZAMİRLER


Kişileri, varlık ve nesneleri kesinlik göstermeden belirten onların yerini karşılayan zamirlerdir. Belgisiz sıfatlar isim çekim eklerini aldıklarında çoğu zaman belgisiz zamire dönüşür.


       Sıfat                                                                                 Zamir
Başka bir eve taşındık.                                      Başkasına gönül vermem.
Coğu soruyu anlamadan çözüyordu.             Coğunu anlamadan çözdü.
Bazı öğrenciler derse gecikti. .                       Bazıları ödevini yapmadı.
Birkaç kişiyi azarladı. .                                     Birkaçını ben de gördüm.
Hiçbir arkadaşımı yalnız bırakmadım.          Hiçbiri, beni anlamadı.


Kimi sözcüğü "bazı " anlamındaysa belgisiz zamir olur, soru anlamı taşıyorsa soru zamiri olur, ancak bir ismi belirtiyorsa belgisiz sıfat olur.


Kimi zaman buralara gelirdi (Belgisiz sıfat)
Kimi beni kimileri de seni seçti (Belgisiz zamir)
Burada kimi arıyorsun (Soru zamiri)


E) SORU ZAMİRLERİ


Soru yoluyla ismin yerini tutan zamirlerdir. Soru zamiri olabilen sözcükler şunlardır:


» Ne (neye, neyi, nesi, neyin .. .)
» Kim (kimi, kime, kimde, kimden, kimin .. .)
» Nere (neresi, nereyi, nereye, nerede, nereden .. .)
» Hangisi (hangimiz, hanginiz, hangileri .. .)
» Kaçı (kaçımız, kaçınız, kaçıncısı)


Bazı soru zamirleri soru sıfatlarına çekim eki getirilerek yapılır.


Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? (soru sıfatı)
Hangisi bana zincir vuracakmış? (soru zamiri)
Ne tarafa gidiyorsun? (soru sıfatı)
Nereye gidiyorsun? (soru zamiri)


"Neden" sözcüğü 'niçin' anlamındaysa soru zarfı olur, ancak ismin yerini tutmuşsa soru zamiri olur.


Öğretmen derste neden bahsetti? (Neyden) (soru zamiri)
Öğretmen derse neden gelmedi? (Niçin) (soru zarfı)


"Ne" sözcüğü bir ismi belirtiyor ve 'hangi' anlamına geliyorsa soru sıfatı , bir ismin yerini tutuyorsa veya çekim eki almışsa soru zamiri, 'niçin' anlamındaysa soru zarfı olur.


Ne ağlarsın benim zülfü siyahım? (Niçin-soru zarfı)
Ne gün döneceksin eve? (Hangi gün-soru sıfatı)
Ne aldın arabadan? (ekmek aldım, tuz aldım-soru zamiri)


Ek Halindeki Zamirler


A) İLGİ EKİ (ZAMİRİ)


Tamlayan ekinden (-ın) sonra getirilir, belirtili ad tamlamalarında tamlananın yerini tutan "-ki" ekidir. Zamir, bir adın yerini tutar demiştik , nitekim burada da "ki" tamlanan ögesinin yerini tuttuğu için "zamir'' olarak kabul edilmektedir.


Eğil salkım söğüt eğil
Bu benim sevdam, sevda değil
Ben-im sevda-m = Belirtili ad tamlaması
(t.yan)    (t.nan)
"Bu benimki sevda değil" dediğimizde "ki" sevdam kelimesinin yerini tuttuğu için ilgi zamiri olur.

İlgi zamiri olan "ki" ile "bağlaç olan" ve "sıfat yapan -ki" karıştırılmamalıdır.


Bağlaç olan "ki" ayrı yazılır, ilgi zamiri olan "ki" bitişik yazılır. Sıfat yapan -ki sözcükleri sıfatlaştırır.


Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini (bağlaç)
Bizim aşkımız bir ömür sürecek
Tyn       Tnan
Bizimki bir ömür sürecek (ilgı zamıri)


Sıfat yapan (sıfatlaştıran) -ki yer ve zaman bildiren sözcüklere gelir ve genellikle "-daki, -deki" şeklindedir. Üstelik bu ekten sonra isim görevli bir sözcük bulunur ve sıfat tamlaması oluşturur.


Örnek

Evdeki hesap çarşıya hesabına uymaz. (Sıfat T. )
Evdeki hesap çarşınınkine uymaz. (ilgi zamiri)


B) İYELİK ZAMİRLERİ


" İyelik zamiri" ifadesi bir bakıma "iyelik eki" ve "tamlanan eki" demektir, çünkü bu üç kavram da aynı şeyleri ifade eder. Yani bir cümlede kaç tane iyelik eki varsa o kadar tamlanan eki veya iyelik zamiri vardır.

Örnek


"Evin çatısını taşıyan borular çürüdü. " cümlesinde "ev-in" tamlayan "çatı-sı " tamlanan
iyelik zamiri (eki) olarak kullanılmıştır.


"Annem ben küçükken evimizi terk etmiş. " cümlesindeki "ben-im anne-m" tamlamasında
"anne-m" sözcüğündeki "-m" eki tamlanan eki = iyelik eki = iyelik zamiri.

                                            ZARF(BELİRTEÇ)


Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ve görevce kendilerine benzeyen sözcüklerin anlamlarını çeşitli yönlerden kuvvetlendiren ya da sınırlayan sözcüklere "belirteç" denir.


Burada işler ağır ilerliyor. ("zarf', 'fiil"in anlamını etkilemiş)
Zor geçinen ailelere yardım etti. ("zarf", 'fiilimsi"nin anlamını etkilemiş)
Sen gidince bu şehirde çok yalnız kaldı. ("zarf', "zarf' ın anlamını etkilemiş)
Pek güzel sözler sarf etmedi senin için. ("zarf", "sıfat'' ın anlamını etkilemiş)


Belirteçler görevleri bakımından şu gruplara ayrılır:


1) Durum Belirteçleri
2) Zaman Belirteçleri
3) Yer-Yön Belirteçleri
4) Nicelik (Azlık-Çokluk)Belirteçleri
5) İşaret Belirteci
6) Soru Belirteçleri


1. Durum Zarfları


Eylemleri, eylemsileri nitelik, sebep, olasılık, kesinlik, yineleme yönlerinden belirten zarflardır. Nitelik bildiren durum belirteçleri "nasıl " sorusuna cevap verir.


Örnek
»Güzel düşün, iyi hisset.
» Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.
» Uzanıp yatıvermiş sere serpe.
» Böyle ferman etti Cahit.

Genellikle durum belirteçlerine dahil edilen başka belirteçler de vardır:


Kesinlik anlamı taşıyan belirteçler: şüphesiz, ne olursa olsun, kuşkusuz, asla, kesinlikle, katiyen, hiç, mutlaka, elbet, elbette, yüzde yüz ...


Koşan elbet varır, düşen kalkar.
Şüphesiz olur ev yıkanın hanesi viran.
Bir gün onu mutlaka yeneceğiz.


Olasılık anlamı taşıyan belirteçler: belki, bakarsın, sanırım, galiba, korkarım, olsa olsa, ihtimal, herhalde .. .


Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun.


Varsayım Belirteçleri: tut ki, varsayalım, diyelim, diyelim ki, say ki ...

Dilek Belirteçleri: bari umarım, dilerim, keşke, inşallah ...
Sınırlama Belirteçleri: yalnız, sadece, ancak, tek, artık, sade ...
Sebep (neden) bildiren belirteçler: "niçin, neden, niye" sorularına yanıt veren belirteçlerdir.
Yineleme anlamı taşıyan belirteçler: yine, gene, bir daha, ikide bir ...
Yine bahar geldi memleketime.


2. Zaman Zarfları


Eylem ya da eylemsilerin zamanını bildiren zarflardır. "Ne zaman, ne zamandan beri... " sorularına cevap verir.


Örnek
»Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim.
» Oğuz Atay, okur tarafından geç anlaşılmıştır.
» Bir gece ansızın gelebilirim.
» Sabahları  gökyüzü parlak, ufuk açıktı.
» Dün uğradım ben bir güzele.
» Geceleri uyku girmez gözüme.
» Akşamları gelir incir kuşları

"Dün, yarın, bugün, şimdi, hemen, demin, çabucak, biraz önce, biraz sonra, geceleyin, akşamleyin, sabah, akşam, gece, gündüz, erken, geç, henüz, daha (henüz), sabaha kadar" sözcükleri zaman belirteci olarak kullanılabilir.


Zaman bildiren sözcükler ad görevi üstlenebilir.


Gece bir yorgan gibi tüm çirkinlikleri örter. (ad)
Akşam, şairlerin ilham kaynağıdır. (ad)


3. Yer-Yön Zarfları


Eylem ya da eylemsilerin yönünü bildiren zarflardır. "Nere" sorusuna cevap verir.
Sayıları sınırlıdır: dışarı, içeri, aşağı, yukarı, ileri, geri, öte, beri
Karşıtları vardır: aşağı-yukarı, dışarı-içeri, geri-ileri ...
Durum eki almazlar.


Örnek


» Savaş bitince askerler geri çekildi.
» Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri 
» Siz öte gidin o beri gelsin.
» Yemekten sonra yukarı çıktı.
» Beri gel oğlan beri gel.


Yer-yön bildiren sözcükler ismin önüne gelip onu belirtirse "belirtme sıfatı ", çekim eki alırsa "isim" olur.


Yukarı katta şenlik var. (sıfat)
Aşağı mahallede oturuyorlar. (sıfat)
Kardeşi dışarıya yeni çıktı. (isim)
Dışarının havası bizi sarmadı. (''Tamlayan" olduğu için isim)
Evin içerisi çok dağınıktı. (''Tamlanan" olduğu için isim)
Az sonra ben de içeriye girerim. (isim)


4. Nicelik Zarfları (Ölçü/ Azlık-Çokluk/ Miktar)


Eylem, eylemsi, sıfat, adlaşmış sıfat ya da zarfların anlamını nicelik (miktar)yönünden belirten zarflardır. "Ne kadar" sorusuna yanıt verir.

a) "Daha" sözcüğü üstünlük belirtecidir yani miktar zarfıdır, ancak "henüz, hala" anlamına gelirse 'zaman zarfı' olur.


Daha unutamadım o günleri. ("Henüz" anlamında olduğu için zaman zarfıdır.)
Emre senden daha iyi çalışıyor. (miktar / üstünlük zarfıdır.)


b) "En" sözcüğü en üstünlük belirtecidir.


c) "Çok", "gayet", "hayli", "epey", "oldukça", "öyle", "öylesine", "alabildiğine" , "fazla", "pek" ve "fazla" aşırılık anlamı katar.


d) "Kadar'' ve "denli" edatları eşitlik ifade eden belirteçler oluşturur.
 

Örnek


» Çok ağır sözler söyledi. ("sıfat''ı derecelendirmiş.)
» Oldukça güzel anlattı konuyu. ("belirteç"i derecelendirmiş.)
» Çok ağladım Mecnun gibi çöllerde. ("eylem"i belirtmiş.)
» Çok gezen çok bilir. ("eylemsi''yi belirtmiş.)
» En güzeli senin kadar sevilmedi. ("adlaşmış sıfat"ı belirtmiş.)


5. İşaret Zarfı


" İşte" sözcüğü işaret (gösterme) zarfı olarak kullanılabilir.


Örnek
» İşte geliyor aradığımız adam.
» İşte gidiyorum çeşm-i siyahım


6. Soru Zarfları


Eylemlerin anlamlarını soru yoluyla tamamlayan zarflardır. "Nasıl , ne kadar, neden (niçin), ne diye, niye, ne zaman, ne (niçin)" sözcükleri soru belirteci olarak kullanılır.

Soru sözcükleri eylemin anlamını etkilediği zaman "soru belirteci", adı etkilediği zaman "soru sıfatı ", adın yerini tuttuğu zaman "soru adılı" olur.
Örnek
» Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım?
» Ne feryat edersin divane gönlüm?
» Durakta beni ne kadar bekledin?
» Ne zaman bitecek bu ayrılık?
» Neden daha önce anlatmadın bana?
» Niçin soldu bütün yapraklar?
» Ne konuşup duruyorsun burada?
» Toplantıya ne diye gelmedin?
» Bana olanları niye anlatmadın?

                                                                     EDAT(İLGEÇ)

Eylemlerin, eylemsilerin ya da sıfatların görevce kendisine benzeyen sözcüklerin anlamlarını etkileyen, kimi kez güçlendirip kimi zaman kısıtlayan sözcüklere "ilgeç (edat)" adı verilir. Sözcükler arasında ilgi kuran ilgeçlerin kökü "ilmek'' sözcüğüdür.


Özellikleri
Edatların anlamları ancak kullanış sırasında anlaşılır.
Edatlar tek başına bir öge olmaz, başka sözcüklerle "edat öbeği" ni oluşturur.
Edatlar, ad, zamir, tamlama ve diğer söz öbekleriyle birlikte kullanılır.
Edatlar, çekim eki almazlar, ama kendilerinden önceki sözcüklerin belirli çekim eklerini alması gerekir.
Bazı dil bilgisi kitaplarında "son çekim edatı " (asıl edatlar) olarak adlandırılır.
Kendilerinden önceki sözcüklere yalın , ilgi (tamlayan), ayrılma ya da yönelme durumuyla birleşir.


Başlıca Edatlar (İlgeçler)


• ile, için, gibi, • ile, için, gibi, karşı, doğru , dek,  beri , yana, kadar, denli kadar göre, rağmen , önce, sonra, karşın, karşılık, başka, dolayı, özgü, has, dair, itibaren, ötürü, ilişkin gayrı


Edatlar, sözcükler arasında çeşitli anlam ilgileri kurar.

Edatlar (ilgeçler), çekim eki aldığında adlaşır, cümlede "ad" olur.


» Senin gibisini bulmak çok zordur.


Edatlar (ilgeçler) , kendisinden önceki sözcüklerle öbekleşerek cümlede belirteç ve sıfat görevi üstlenir.

Dilimizde bazı ekler edatların anlamını karşılar, ancak bu ekler edat sayılamaz.


a) -ce eki => gibi, için, göre
Bence sözün şiirlerin mükemmelidir. (-e göre)
b) -den => için
Bana kızdığından buraya gelmedi. (için)
c) -e eki => için
Yeni defterimi kardeşime aldım. (için)
d) -cileyin eki => gibi
Bencileyin kul var mı? (gibi)
e) -imsi eki => gibi
Yeşilimsi bir elbise giymişti. (gibi)
f) -cesine eki => gibi
Delicesine seviyordu o devi. (gibi)


Şimdi başlıca edatları inceleyelim:


İÇİN


Edat dışında herhangi bir görevi yoktur. Kurduğu edat öbeği belirteç göreviyle kullanılır.
Kattığı anlamlar şunlardır:


Amacıyla, Maksadıyla (amaç-sonuç)
Seni görmek için ta İstanbul'dan gelmiş.
Seni unutmak için terk ettim kendimi.


Sebebiyle/ Nedeniyle (-den dolayı)
Romanın kurgusu iyi olduğu için çok okunuyor.


Hakkında, ilgili olarak
Senin için de kötü sözler sarf etti.
Sana olan aşkımdan, benim için deli diyorlar.

Uğruna, yoluna
Aşk için ölenleri kimse unutmaz.
Neler yapmadık şu vatan için.


Göre (Ölçü olarak alınırsa)
Son sınav için sorular çok basitti.


Ait olsun diye, armağan olarak (Özgüleme)
Doğum gününde kızı için hediyeler almıştı.


Karşılık olarak, karşılığında
Oturma grubu için ne kadar ödediniz?


GİBİ


-a benzer (Benzetme)
Cennet gibi bir yerdir vatanımız.


Hemen, tam o anda
Çantayı kaptığı gibi kaçtı.


-a yaraşır biçimde
İnsan gibi yaşamak istiyorum artık.


Olasılık, tahmin
Birazdan fırtına çıkacak gibi.


-imişçesine (Gerçekte olamayan fakat öyle görünen durumlar için)
Sınavı kazanmış gibi davranıyor.


KADAR


Ölçüsünde, derecesinde
Onun kadar iyi futbol oynayan birini görmedim.


Gibi
istanbul'u anlatınca görmüş kadar oldum.


"Süre" belirtme
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.


Büyüklüğünde
Avuç içi kadar bir evde oturuyorlardı.


Yaklaşık, -e yakın
Toplantıya otuz kadar müdür katılmıştı.


GÖRE


Görelik
Sana göre aşk laftan ibaret.


Karşılaştırma
O sana göre daha çok çalışıyor.


Uygunluk
Bana göre bir gömlek ve pantolon aldı.


ÜZERE


Amaç
Annesini görmek üzere gelmiş.


Koşul (Şart)
Arabayı yarın getirmek üzere alabilirsin.


İLE


"ile" sözcüğü hem ilgeç hem de bağlaç olarak kullanılabilir. "ile" sözcüğü "ve" anlamına
geliyorsa ve iki sözcüğü ya da cümleyi bağlamışsa "bağlaç" olur, ancak ''ve" anlamına gelmezse "ilgeç" olur.


» Böyle havalarda unuttum / Eve ekmekle tuz götürmeyi. (Bağlaç)
» Seninle denize bakan evler gibiydim. (İlgeç)


" İle"nin ilgeç olarak kattığı anlamlar
» Yağmurun etkisiyle yollar kapanmıştı. (neden)
» Oraya araba ile gidelim. (araç)
» Yarın annemle pazara gideceğiz. (birliktelik)
» Heyecanla dışarı fırladı. (durum)
» Bir yar için ağyar ile kavgadan usandık. (karşılıklı yapma)


BAŞKA


" Başka" sözcüğü sadece ilgeç olmaz; sıfat , belirteç ve zamir görevinde de kullanılır.


Sıfat göreviyle
Gökyüzünün başka rengi de varmış.
Başka bir kitap okumayı düşünüyorum.


Zamir göreviyle
Benim için senden başkası yalandır.
Başkaları da böyle şeyler düşünmüştür.


Belirteç göreviyle
Her yerde başka konuşuyor.
Bugün dersi bir başka anlattı.


İlgeç (edat) göreviyle
"-den başka " kalıbıyla oluşturulursa ilgeç görevine girer.
Senden başka sevemem kimseyi.
Eşinden ve kızından başka kimsesi yoktu.


DOĞRU


" Doğru " sözcüğü de birçok görevde kullanılabilen bir sözcüktür. Sıfat , belirteç, ad
ve ilgeç göreviyle kullanılabilir.


Ad göreviyle/ türüyle
Yanlışı ve doğruyu ayırt edecek yaştaydı.
İki nokta arasında sadece bir doğru geçer.


Belirteç göreviyle
Her konuda çekinmeden doğru söylerdi
Her zaman doğru hareket ettim ben.


Sıfat göreviyle
Doğru söz yemin istemez.
Doğru yoldan asla dönmeyeceksin.


İlgeç göreviyle
"-e doğru" kalıbıyla oluşturulur. Yani kendisinden önceki sözcüğe "-e, -a" durum ekiyle bağlanarak ilgeç olur.


Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
Sabaha doğru ancak kitabı bitirdi.


KARŞI


Ad göreviyle/ türüyle
Karşıda, Cumhuriyet Bayramı için büyük bir gösteri var.
Karşıya geçmek için iki araç değiştirdiler.


Sıfat göreviyle
Karşı takım, birçok hileye başvurdu.
Karşı görüşteki insanlara saygı gösterirdi.


İlgeç göreviyle
"-e karşı " kalıbıyla oluşturulur. " Karşı " sözcüğü kendisinden önceki sözcükle öbek oluşturarak belirteç öbeği oluşturur.


Sabaha karşı dışarıdan bir ses duydu.
Bana karşı çok iyi düşünceler besliyordu.


"Annesine karşı saygılı davranır. " cümlesinde "karşı " sözcüğü ilgeçtir, çünkü öbek oluşturmuştur.

"Annesine karşı çıktı. " cümlesinde " karşı " sözcüğü deyim oluşturduğu için ilgeç değildir. "

 

Karşı " sözcüğü deyim oluşturmamışsa ilgeç olması için kendisinden önceki sözcüğe "-e, -a" ile bağlanması yeterlidir.


DİKKAT!!!!

 

TIPKI


'tıpkı " sözcüğü "ilgeç" değil "belirteç" olarak alınmalıdır.

1. isim Bir şeyin eşi, benzeri, aynı.

2. zarf Tıpatıp, tamamıyla:
      "Saffet Hanım tıpkı kendisini görmeden tahmin etmiş olduğum gibiydi." - Abdülhak Şinasi Hisar

ANCAK

1. zarf "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir:


      "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi." - Osman Cemal Kaygılı

2. zarf "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün:


      "Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi." - Hüseyin Bayaz

3. zarf En erken:


      "Sinema ancak saat yarımda bitmişti." - Peyami Safa

4. bağlaç "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz:


      "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır." - Nezihe Araz

SADECE

zarf, Yalnızca:


      "Biz burada sadece tekâmül seyrine göre kabataslak bir tasnif denemesi yaptık." - Ahmet Kutsi Tecer

BİR

zarf Bir kez:


      Bir ona, bir sana, bir de bana baktı.

zarf Sadece:


      Her şey bitti, bir bu kaldı.

 zarf Ancak, yalnız:


      Bunu bir sen yapabilirsin.

                                                         BAĞLAÇ

Anlamca ilgili cümleleri, kavramları ya da eş görevli ögeleri bağlamaya yarayan sözcüklere "bağlaç" denir.


Türkçedeki başlıca bağlaçlar aşağıda verilmiştir:


1) "İle" sözcüğü "ve" anlamına gelirse bağlaçtır.


2) "Çünkü, meğer, meğerki, madem, mademki, oysaki, oysa, halbuki, ve,
veya, yahut, ya da, zira, fakat, hatta, nitekim, veyahut, üstelik"
sözcükleri her
zaman bağlaçtır.


3) "Fakat" anlamına gelen bütün sözcükler bağlaç sayılır, "ancak, yalnız, ama,
lakin"
gibi sözcükler fakat anlamına gelince bağlaç olur.


4) "de" ve "ki" ayrı yazılmışsa bağlaç olur.


5) "bile" ve "dahi" sözcükleri "de" bağlacıyla genellikle aynı anlama gelen bağlaçlardır.


6) Bazı bağlaçlar tekrarlı biçimde olur: ne ... ne, ya ... ya, hem ... hem, ha ... ha,
ister ... ister, kah ... kah, gerek ... gerek .. .


7) Bağlaçlar işlevlerine göre şöyle gruplandırılabilir:


Sıralama Bağlaçları  Ve, ile
Denkleştirme, Seçme Bağlaçları  Veya, yahut, ya da, veyahut
Karşıtlık Bağlaçları  Ama, fakat, lakin, ancak, oysaki, halbuki, oysa, meğer, meğerki , ne var ki, aksine, tersine, yoksa, gelgelelim ...
Neden-Sonuç Bağlaçları  Çünkü, zira, madem, mademki. ..
Üsteleme Bağlaçları  Üstelik, hatta, dahası, bile ...
Karşılaştırma, Eşitlik Bağlaçları  ne ... ne, ya ... ya, hem ... hem, ha ... ha, ister. .. ister, gerek... gerek, olsun ... olsun, de ... de
Açıklama, Özetleme, Örnekleme Bağlaçları  Nitekim, yani, örneğin , mesela, söz gelişi, kısacası, özetle, velhasıl. ..

Bağlaçlar cümleye değişik anlam ilgileri katar:


» Neden-sonuç: Evime gelmedi çünkü bana çok kırgın.
» Koşul-sonuç: Her mihnet kabulüm yeter ki gün eksilmesin penceremden
» Olasılık: Çok kızgın görünüyor acaba sınavı kötü mü geçti?
» Karşılaştırma: Ali çok tembel kardeşi ise pek çalışkandır.
» Çıkarım: Sınavda yüksek not aldı demek ki çok çalışmış.
» Tercih: Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin.
» Olumsuzluk: Ne seni ne de aşkını istiyorum artık.
» Karşıtlık: Çok uğraştım, fakat ikna edemedim.
» Pekiştirme: Seninle bir dakika hatta saniyeler bile zor.
» Eşitlik: Sözünü ettiğiniz şiiri ben de okudum.


"Bağlaç farklı görevde kullanılmıştır?" sorularında cümleleri mi sözcükleri mi bağladığına bakılır. Seçeneklerin hepsinde sözcükleri bağlamışsa ögelere, tamlamalara bakılır:


a. Sözcük ya da söz öbeklerini bağlama


» Makale ve fıkra gazetelerin gözde yazılarıdır. (Özne)
» İnsanları, kuşları ve çiçekleri çok seviyorum. (Nesne)
» istanbul'un ve Ankara'nın en büyük sorunlarından biri trafiktir. (Tamlayan)
» Feride sevimli, cana yakın ve zeki bir kızdır. (Sıfat)


b. Cümleleri bağlama


» Ne kızı verir ne dünürü küstürür.
» Ya ben anlatamadım ya siz anlamadınız.
» Saatlerce hem çaldı hem söyledi.

Türkçedeki bazı bağlaçların özellikleri ve cümleye kattığı anlamlar şöyledir:


NE .... NE


Biçimce olumlu anlamca olumsuz cümleler kurar, bu durumda yüklemde olumsuzluk eki kullanılmaz, olumsuzluk eki kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.


Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun


Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar


Yüklem, ne ... ne bağlacından önce kullanılırsa olumsuz olarak kullanılabilir.


Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne de kol.
Açılmaz ne bir yüz ne bir pencere.


"İkisinin ortası, arası" anlamı katar.
Ölüm bize ne uzak ölüm ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm


DE


Görevdeş sözcükleri "eşitlik, gibilik, katılma" ilgileriyle bağlar.
Senin de saçına karlar yağacak.
Sonunda kaybetmek de var.


İkinci cümlenin sonuna geldiği zaman "üstelik" anlamı katar.
Önerdiğin kitabı aldım, okudum da.
Her şeyi yüzüne söyledim, kızdım da.


Koşullu eylemlerden sonra gelerek "bile, dahi" anlamı katar.
Ağlasan da artık fayda etmez.
Onun iyiliklerini ölsem de unutamam.


"Pekiştirme" anlamı katar.
Tülay, görgülü olduğu kadar da bilgilidir.
Zengin olduğu kadar da alçakgönüllüdür.


"Azarlama, yalvarma, övme-beğenme, korkutma-tehdit, yakınma, sitem, küçümseme" gibi anlamlar katar.
Sarma da sarma olmuş hani.
Yarın gelme de göreyim.
Çalışacakmış da sınavı kazanacakmış.
Herkesi düğüne çağırdın da bizi çağırmadın.


"Neden-sonuç" ilgisi kurar.
Kar yağdı da okullar bir hafta tatil edildi.


"Ama" anlamı katar.
Baktı da bir şey söylemedi.
Geldi de bize uğramadı.



Bağladığı cümleler arasında "neden-sonuç" ilişkisi kurar.
O kadar yoruldum ki yatağa uzandığım gibi uyumuşum.
Bir hata yapmadım ki yüzüm kızarsın.


Cümleler arsında "amaç-sonuç" ilişkisi kurar.
Dershaneye gidiyor ki sınavı kazansın.
Buraya geldim ki annemi göreyim


Açıklama yapar, söylenen sözü belirtir.
Dediler ki ıssız kalan türbende
Vahşi gülleri açmış görmeye geldim.
Bir dert ki yürekler acısı
Bir dert ki düşman başına


" Kuşku, endişe, duraksama" anlamı katar.
Kitabı ay sonuna yetiştirebilir miyim?
Annesi onu artık affeder mi ki?

"Şaşma , beğenme" anlamı katar.
Mutfağa girdim ki ne göreyim.
Yeni bir araba almış, araba ki araba.


"Çaresizlik" anlamı katar.
Bilmem ki nasıl anlatsam,
Nasıl, nasıl size derdimi?


ANCAK


"Fakat" anlamında kullanılırsa bağlaç görevi üstlenir. Bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi belirtir.
Sınava çok iyi çalıştı, ancak başarılı olamadı.
Çok güzel bir şiir okudum, ancak kimin olduğunu hatırlayamadım.


YALNIZ


Cümledeki kullanım özelliğine göre sıfat, belirteç, ad ve bağlaç göreviyle kullanılabilir.
Hak bildiğin yolda yalnız gideceksin. (Belirteç)
Yalnız ağacın gölgesinde oturmak ona huzur verirdi. (Sıfat)
Gökyüzündeki yıldızlar yeryüzünde sizin kadar yalnızım. (Ad)
Düşüncelerini açıkça söyle, yalnız başkalarını kırma. (Bağlaç- "koşul anlamı 'J
Makaleyi yazarım, yalnız bir haftada bitmez. (Bağlaç)


ÇÜNKÜ-ZİRA


Cümleleri neden-sonuç ilişkisiyle bağlar, "gerekçe" bildirir.
Dokunma keyfine yalnız tetik bulun zira
Deniz kadın gibidir hiç inanmak olmaz ha!
Ne zaman yolda bir hana rastlasam irkilirim
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim


YA ... YA


Bağladığı ögelerden birinin seçilmesi, üstün sayılması gerektiğini bildirir; yani tercih belirtir.
Gayrı dayanamam ben bu hasrete
Ya beni de götür ya sen de gitme.


"Olasılık" (ihtimal) anlamı katar.
Gönül gurbet ele varma
Ya gelinir ya gelinmez


KAH .. . KAH (GAH ... GAH)


Cümleleri "karşıtlık" ve "bazen" anlamıyla bağlar.


Gah eserim yeller gibi
Gah çağlarım seller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Ankara 'nın tren yolu
Gahi eğri gahi doğru


AMA


Karşıtlık belirtir.


Yaşlı adam çok zengin, ama bir o kadar da cimriydi.
Kızın yüzü çok güzel, ama davranışları çirkindi.


Uyarı belirtir.


Zamanında gelmezsen hiç beklemeden giderim ama!
Yaramazlık yaparsan parka götürmem ama!


Koşul (şart) belirtir.


Para vereceğim, ama hepsini harcamayacaksın.
Sana yardım ederim, ama kimse duymasın.


Pekiştirme anlamı katar.


Güzel ama güzel bir söz söyledi.

İSE


Karşılaştırma için kullanılan bir bağlaçtır.


Roman geniş bir zaman dilimini anlatır, öykü ise dar zamanları dile getirir.
Nesnel anlatımda kişisel görüşler yer almaz, öznel anlatımda ise yer alır.

Bağlaç olan "ise" ile ek fiil "ise"yi karıştırmamalıyız . Ek fiil olan "ise" koşul bildirir ve adlara gelmişse 'değil' ile olumsuz yapılabilir, bağlaç olan "ise" ise koşul bildirmez, karşılaştırma anlamı katar.


Durumu iyiyse dışarı çıkabilir. (ek fiil)
Sen kitap oku, Ali ise ders çalışsın . (bağlaç)


BİLE


Karşıtlık belirtir.
Öldürsen bile oraya gitmem.
istesen bile artık bir şey yapamazsın.


Cümlenin sonuna gelerek eylemin olup bittiğini belirtir.
Ben işimi bitirdim bile.
Uçak hareket etti bile.


"Dahi" ve "de" bağlaçlarının yerine kullanılır; "üstelik" anlamı katar.
Kahvaltı bile yapmadan aceleyle hastaneye gitti.
Bir söz bile demeden öylece yanımdan ayrıldı.

                                                         ÜNLEM

 

Ünlem sözcüğü "ün" kökünden türemiştir, ancak buradaki ün "şan, nam" anlamında değildir. "Ün" eski Türkçede 'ses' demektir. Ünledim "seslendim" demektir, "ünlü" "sesli" demektir.
Ünlemler asıl olarak "seslenme-hitap" bildiren sözcüklerdir.


Korkma, acıma , şaşma, acıma , sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatan, kimi zaman da onay, karşı çıkma, buyruk, çağrı, uyarı, yasaklama vb. belirten sözcüklerdir.
» Aaa, ağlıyorsunuz siz! (şaşma)
» Ah o kadrini bilmediğim günler! (pişmanlık)
» Ah, arda akşamın bin rengi vardır! (özlem)
» Aman geç kalmayın! (uyarı)
» Hay Allah razı olsun! (sevinme)
» Haydi, öyle olsun! (kabul)


Ünlemler ad gibi kullanılmazlarsa cümlenin herhangi bir ögesi olmazlar.


Bazı dil bilgisi kaynakları ünlemleri şöyle sınıflandırır:
a) Duygu değeri olanlar - ah
b) Seslenme bildirenler - hay


Bazı kaynaklar ise ünlemleri şöyle sınıflandırır:


a) Asıl Ünlemler:

A, ah, of, bre, e, ey, ay, vay, ah, vah, oh, hişt, uf, tu, ya, hey, aman, eyvah, yahu, ayol, defol, bee ...


» Ab! Bu türküler, köy türküleri.
» Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık;
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık!
» Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
» Gül gibi sararıp soldum. Evvah!
» Birkaç adım daha attım yine o ses, hişt, hişt!


b) Ünlem Değeri Taşıyan Sözler:

 

İsim , zarf, eylem gibi sözcüklerin ünlem özelliği kazanmasıdır.


» Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın.
» Merhaba, duvarıma vuran ışık!
Kaşığımdaki çorba, merhaba!
» Gurbetten gelmişim yorgunum hancı!
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş!

Bazı asıl ünlem sayılan bazı sözcükler cümle içerisinde ad görevinde kullanılabilir.


Kimsenin ahı kimsede kalmaz.
Eyvahlar olsun.
Onun ahı gitmiş, vahı kalmış.

 

 

                                                           

·

                                   FİİL(EYLEM)

 

Fiiller anlamına göre üçe ayrılır:


Kılış (iş) Fiilleri

  • Öznenin iradesiyle, bir nesne üzerinde gerçekleşen, öznenin nesneyi etkilediğini ve o nesnenin de etkilendiğini gösteren fiillerdir.

  • Bu fiiller geçişlidir, yani nesne alarak kullanılırlar.

  • Zaten bu bakımdan iş ve kılış bildirirler. 

  • Fiilin başına "onu" getirince mantıklı olur.

 

Taşımak, yazmak, açmak, anlatmak, görmek, bilmek, silmek,okumak, görmek, duymak...


Durum Fiilleri

  • Öznenin süreklilik gösteren bir durumunu anlatan fiillerdir.

  • Bu fiillerin bitmeleri için başka herhangi bir fiilin başlaması gerekir.

  • Durum fiillerinde özne durağan hâldedir.

  • Birçoğu, öznenin iradesi dışında gerçekleşir.

  • Bunlar genellikle geçişsizdir, yani çoğunlukla nesne almazlar.

  • Fiilin başına "onu" getirince mantıksız olur.

 

Uyumak, ölmek, susmak, oturmak, yatmak, uzanmak, gülmek, ağlamak, korkmak...


Oluş Fiilleri

  • Bunlar da bir nitelik değişikliği, yani bir durumdan başka bir duruma geçildiğini veya geçilmekte olduğunu bildirirler.

  • Gerçekleşmelerinde öznenin doğrudan etkisi yoktur.

  • Daha çok "kendiliğinden olma" söz konusudur.

  • Geçişsizlerdir. 

 Solmak, büyümek, bayatlamak, yeşermek, uzamak, paslanmak, ekşimek,acıkmak...
 

          FİİLDE KİP-KİŞİ-OLUMSUZLUK-SORU

Çekimli Eylem: Bir iş, oluş, hareket, kılış ya da durumu kişi ve zamana bağlayarak
anlatan sözcüklere "çekimli eylem" denir. (Fiil= Çekimli Fiil)


Çekimli eylem olması için şunlar gereklidir:


a. Fiil (eylem) anlamı olmalıdır.
b. Kip anlamı olmalıdır.
c. Kişi (şahıs) anlamı olmalıdır.
d. Kişi (şahıs) çekimi yapılabilmelidir.
e. Olumsuz yapılabilmelidir. (-me, -ma ile ya da -mez, -maz ile)


Aşağıdaki dörtlükteki çekimli eylemleri inceleyelim:


Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim
Adam aldırma geç git diyemem, aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım


"gördüm", " yanar", "yerim" "yerim", "aldırma", "geç", "git", " diyemem", "aldırırım"
"çiğnerim ", "çiğnenirim ", "tutar" ve "kaldırırım " sözcükleri fiil, kişi ve kip anlamı
taşıdığı için çekimli eylemdir; "kanayan", "dindirmek"sözcükleri fiilimsi olduğu için
çekimli eylem değildir.

Eylemsiler (fiilimsiler) çekimli eylem değildir.

FİİLLERDE KİŞİ


Eylemin kim tarafından yapıldığını bildiren eklerdir.


BİRİNCİ KİŞİ 

Ben (tekil)                   •Konuşan, sözü söyleyen.                   biliyorum, gideyim,anlıyorum,
Biz (çoğul)                     kişi veya kişilerdir.                            söyledik, biliyoruz, beklemişiz
                                                                                                                             
İKİNCİ KİŞİ

Sen (tekil)                    • Söz söylenen, dinleyen                   biliyorsun, gidesin,
Siz (çoğul)                      kişi veya kişilerdir.                          anlıyorsunuz ,söylediniz ...


ÜÇÜNCÜ KİŞİ

O (tekil)                       • Sözü edilen, hakkında                     biliyor, gidecek,
Onlar (çoğul)                konuşulan kişi veya kişilerdir         anlıyorlar. söylediler. ..


Emir kipi dışındaki kiplerde üçüncü tekil kişi eki yoktur.


Okudu (eylem + kip eki / kişi eki yok)                 görülen geçmiş zaman
Okusun (eylem + 3. tekil kişi eki var)                  emir kipi


FİİLLERDE KİP


Eylem kök ya da gövdeleri, kılışları , oluşları , durumları belirtmek için türlü eklerle
değişik biçimlere girerler. Bunlara "kip" denir.


Türkçede dokuz adet eylem kipi vardır.


Kipler iki bölüme ayrılır:


Bildirme (haber) kipleri:


Belirli, görülen (-di'li) geçmiş zaman
Belirsiz,duyulan (-miş 'li) geçmiş zaman
Şimdiki zaman (-yor)
Gelecek zaman (-ecek)
Geniş zaman (-er,-ar)

Dilek Kipleri
Gereklilik Kipi (-meli,-malı)
istek Kipi (-e,-a)
Dilek-Koşul Kipi (-se,-sa)
Emir Kipi(-)


A. HABER (BİLDİRME) KİPLERİ


Haber kiplerinde zaman anlamı vardır.
Haber kipleri kesinlik bildirir.

Görülen Geçmiş Zaman(di, -dı, -du,-dü, -tı ,-ti, -tu,-tü)

• Eylem önce, anlatış sonradır. Eylemin yapıldığı kesindir.
• "Bilinen", "belirli" ve "kesin görülen" geçmiş zaman da denir.
• Söz söyleyenin olaya tanık olduğunu , bildiğini anlatır.

Fiil kök ya da gövdesi +   -dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü  + Şahıs eki

 

1. Tekil Şahıs,                      ben      sev  – di – m

2. Tekil Şahıs,                     sen       sev –  di – n

3. Tekil Şahıs,                     o          sev – di

 

1.Çoğul Şahıs,                      biz      sev – di – k

2.Çoğul Şahıs,                     siz       sev – di – niz

3.Çoğul Şahıs,                     onlar   sev – di – ler

  • Araştırmalarını geçen yıl kitaplaştırarak yayımladı.

  • Saat kaçta ve nerede buluşacağımızı şimdi hatırladım.

  • Konular ayrıntılarıyla görüşüldü. 

  • 1908'de ikinci Meşrutiyet ilân edildi.

  • Türklere Anadolu'nun kapılarını Alparslan açtı. 

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü  + Şahıs eki

 

Ara – ma – dı – m                   Gül – me – di – m

Ara – ma – dı – n                    Gül – me – di – n

Ara – ma – dı                           Gül – me – di

Ara – ma – dı – k                    Gül – me – di – k

Ara – ma – dı – nız                 Gül – me – di – niz

Ara – ma – dı – lar                  Gül – me – di – ler


Duyulan Geçmiş Zaman (-miş,-mış,-muş, -müş)


• Eylem önce, anlatış sonradır. Kesin değildir.
• "Öğrenilen" ve "belirsiz" geçmiş zaman da denir.

 

Fiil kök ya da gövdesi +   -mış, -miş, -muş, -müş   + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                    ben      ıslan  – mış – ım

2. Tekil Şahıs,                    sen       ıslan – mış – sın

3. Tekil Şahıs,                    o           ıslan – mış

 

1.Çoğul Şahıs,                   biz      ıslan – mış – ız

2.Çoğul Şahıs,                  siz       ıslan – mış – sınız

3.Çoğul Şahıs,                  onlar   ıslan – mış – lar

  • O dönemde çok sıkıntı çekmiş.  

  • Gitar kursuna gidebilmek için para biriktirmiş.

  • Davet edilmedikleri halde düğüne gelmişler.

  • Yorgunluktan bir kenarda uyuyakalmışım.

  • Henüz altı aylıkken yürümeye başlamışım.

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -mış, -miş, -muş, -müş   + Şahıs eki

Yak – ma – mış – ım            Gör – me – miş – im

Yak – ma – mış – sın            Gör – me – miş – sin

Yak – ma – mış                      Gör – me – miş

Yak – ma – mış – ız              Gör – me – miş – iz

Yak – ma – mış – sınız        Gör – me – miş – siniz

Yak – ma – mış – lar            Gör – me – miş – ler

 

"Başkasından duyulma" anlam vardır.

Dün buraya gelmişsin.


Bir durumu tespit etme" anlamı katar.

Gözlerin şişmiş, yüzün solmuş.

"Sonradan farkına varma" anlamı da katar.


Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum.


Şimdiki Zaman (-yor)


• Eylemin söylendiği anda yapılmakta olduğunu bildirir.
• Eylemin yapılışı ile anlatışın aynı anda yapıldığını belirtir.

 

Fiil kök ya da gövdesi +   -(ı)yor, -(i)yor, -(u)yor, -(ü)yor)  + Şahıs eki

 

1. Tekil Şahıs,                  ben      bil  – iyor – um

2. Tekil Şahıs,                  sen      bil  – iyor – sun

3. Tekil Şahıs,                  o          bil  – iyor

 

1.Çoğul Şahıs,                  biz      bil  – iyor – uz

2.Çoğul Şahıs,                 siz       bil  – iyor – sunuz

3.Çoğul Şahıs,                 onlar   bil  – iyor – lar

  • Güneş tüm kızıllığıyla dağların ardından kayboluyor.

  • Başım çok ağrıyor, ben doktora gidiyorum.

  • Yemeğe gelemeyeceğiz, Ahmet’le ders çalışıyoruz.

  • Bayramlaşmak için size geliyorum.

  • Kemanının tellerini yıpratıyorsun.

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -(ı)yor, -(i)yor, -(u)yor, -(ü)yor) + Şahıs eki

 

Otur – ma – yor – um               Dinle – me – yor  – um

Otur – ma – yor – sun              Dinle – me – yor  – sun

Otur – ma – yor                          Dinle – me – yor

Otur – ma – yor – uz                 Dinle – me – yor  – uz

Otur – ma – yor – sunuz           Dinle – me – yor  – sunuz

Otur – ma – yor – lar                 Dinle – me – yor  – lar

• "-makta, -mekte" eki de şimdiki zaman anlamı katar.

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.[oluyor]


Gelecek Zaman(-ecek, -acak)

• Söz önce, eylem sonradır; henüz gerçekleşmemiş bir eylemi anlatır.

Fiil kök ya da gövdesi +   -acak, -ecek  + Şahıs eki

 

1. Tekil Şahıs,                   ben      kutla – (y)acak – ım    = Kutlayacağım

2. Tekil Şahıs,                   sen      kutla – (y)acak – sın

3. Tekil Şahıs,                   o          kutla – (y)acak

 

1.Çoğul Şahıs,                   biz      kutla – (y)acak – ız     = Kutlayacağız

2.Çoğul Şahıs,                   siz      kutla – (y)acak – sınız

3.Çoğul Şahıs,                  onlar   kutla – (y)acak – lar

  • Aksam Türkiye maçını seyredeceğiz.

  • Okullar Eylül’ün ilk haftası açılacak.

  • Bu yıl şarkı yarışmasının besincisi düzenlenecek.

  • Merhumun naaşı öğle namazından sonra toprağa verilecek.

  • Ağrıları arttığından artık ameliyat olacak.

 

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -acak, -ecek  + Şahıs eki

Çalış – ma – (y)acak – ım              Gözetle – me – (y)ecek – im

Çalış – ma – (y)acak – sın             Gözetle – me – (y)ecek – sin

Çalış – ma – (y)acak                       Gözetle – me – (y)ecek

Çalış – ma – (y)acak – ız               Gözetle – me – (y)ecek – iz

Çalış – ma – (y)acak – sınız          Gözetle – me – (y)ecek – siniz

Çalış – ma – (y)acak – lar              Gözetle – me – (y)ecek – ler


Geniş Zaman (-ar, -er, -ır, -ir, -ür, -ur,-r)

• Eylemin her zaman, genellikle yapıldığını bildirir.
• Geçmiş , gelecek ve şimdiki zamanı karşılar.

 

Fiil kök ya da gövdesi +   -(ı,i,u,ü)r, -ar, -er  + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                     ben      gez  – er – im

2. Tekil Şahıs,                    sen       gez  – er – sin

3. Tekil Şahıs,                     o          gez  – er

 

1.Çoğul Şahıs,                    biz      gez  – er – iz

2.Çoğul Şahıs,                   siz       gez  – er – siniz

3.Çoğul Şahıs,                   onlar   gez  – er – ler

  • Her sabah kahvaltıdan önce mutlaka elma yer.

  • Akşamları hiç sıkılmadan beş saat müzik yaparız.

  • Ayda yılda bir sinemaya giderler.

  • Kahvenin iyisi burada içilir.

  • Yalnız kaldıkça sessizliği dinlersin.

 

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me, -maz, -mez)    + Şahıs eki

Otur  – ma –  m                      İste – me – m

Otur  – maz – sın                   İste – mez – sin

Otur  – maz                             İste – mez

Otur  – ma –  (y)ız                  İste – me – (y)iz

Otur  – maz – sınız                İste – mez – siniz

Otur  – maz – lar                   İste – mez – ler


• Geniş zamanın olumsuz şeklinin 1. tekil ve çoğul kişilerinde kip eki düşer.

gelirim - gelmem,

geliriz - gelmeyiz


• Geniş zamanın olumsuz şeklinin 2. ve 3. tekil ve çoğul kişilerinde kip eki değişime uğrar: r - z'ye dönüşür.


gelirsin - gelmezsin,

gelir - gelmez



B. DİLEK (TASARLAMA) KİPLERİ


Eylemin yapılmasını gerekli gören, isteyen, koşula bağlayan , dileyen, buyuran kiplere "dilek kipleri" denir.

Tasarı ve niyet anlamı vardır.
Dilek kipleri zaman anlamı taşımaz.
Cümlede zaman ve kesinlik bildiren sözcüklerin olup olmaması eylemi etkilemez.

Gereklilik Kipi (-malı, -meli)

Bu kip, eylemin yapılmasının ya da yapılmamasının gerekliliğini ifade etmeye yardımcı olur. Bazen de bu kiple konuşan kişi, konuştuklarına tahmin/olasılık anlamı katabilir.

Söz konusu eylemin yapılması gerektiğini bildirir. 
• Söze gereklilik anlamı "gerek, lazım" gibi sözcüklerle de (-meli,-malı) anlamı katılır. 
• Gereklilik kipi bazen "olasılık" anlamı katar: Aradığın kitap dolapta olmalı. 

 

Fiil kök ya da gövdesi +   -malı, -meli   + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                 ben      çalış  – malı – (y)ım

2. Tekil Şahıs,                 sen      çalış  – malı – sın

3. Tekil Şahıs,                 o          çalış  – malı

 

1.Çoğul Şahıs,               biz      çalış  – malı – (y)ız

2.Çoğul Şahıs,              siz       çalış  – malı – sınız

3.Çoğul Şahıs,              onlar   çalış  – malı – lar

  • İşlerini bitirir bitirmez buraya gelmelisin. (Gereklilik)

  • Araba kullanırken emniyet kemerinizi takmalısınız. (Gereklilik)

  • Konserde bu şarkıyı çok güzel söylemeliyim. (Gereklilik)

  • Bu makaleyi yazan Ahmet Turan Alkan olmalı. (Tahmin)

  • Üzerindekiler çok ince, üşüyor olmalısın. (Tahmin)

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -malı, -meli   + Şahıs eki

Unut – ma – malı – (y)ım            Bitir – me – meli – (y)im

Unut – ma – malı – sın               Bitir – me – meli – sin

Unut – ma – malı                         Bitir – me – meli

Unut – ma – malı – (y)ız             Bitir – me – meli – (yiz

Unut – ma – malı – sınız            Bitir – me – meli – siniz

Unut – ma – malı – lar                Bitir – me – meli – ler

 

2-Dilek-Şart Kipi (-sa, -se)

Bu kip, bir eylemin gerçekleşmesinin başka bir eylemin gerçekleşmesine bağlı olduğunu göstermek için kullanılabilir. Bu görevi ile cümleye koşul–şart anlamı sağlar.

Bazen de gerçekleşmesini istediğimiz, dilediğimiz şeyleri ifade ederken bu kipi kullanırız. Bu görevi ile de cümleye dilek anlamı kazandırır.

Fiil kök ya da gövdesi +   -sa, -se   + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                   ben      dinle  – se – m

2. Tekil Şahıs,                  sen       dinle  – se – n

3. Tekil Şahıs,                  o           dinle  – se

1.Çoğul Şahıs,                  biz       dinle  – se – k

2.Çoğul Şahıs,                 siz        dinle  – se – niz

3.Çoğul Şahıs,                 onlar   dinle  – se – ler

  • Yaz gelse de tatile gitsek. (Koşul= Tatile gitmenin koşulu yazın gelmesidir.)

  • Keşke bu yaz ehliyet kursuna yazılsam. (Dilek)

  • Biraz gayret etsen şu kemanı çalabileceksin. (Koşul=Gitar çalabilmesinin koşulu gayret etmesidir.)

  • Yârim yanımda olsa da baksam gözlerine doyasıya. (Dilek)

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  -sa, -se   + Şahıs eki

Biriktir – se – m                     Koş – ma –  sa – m

Biriktir – se – n                      Koş – ma – sa – n

Biriktir – se                             Koş – ma –  sa

Biriktir – se – k                      Koş – ma – sa – k

Biriktir – se – niz                   Koş – ma – sa – nız

Biriktir – se – ler                    Koş – ma – sa – lar

 

 

3-İstek Kipi (-a, -e)

Bu kip ile konuşan kişi, bir işin, oluşun veya hareketin gerçekleşmesini istemektedir.

Fiil kök ya da gövdesi +   -a, -e   + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                   ben      gönder – e – (y)im

2. Tekil Şahıs,                   sen       gönder – e – sin

3. Tekil Şahıs,                   o          gönder – e

 

1.Çoğul Şahıs,                  biz      gönder – e – lim

2.Çoğul Şahıs,                 siz       gönder – e – siniz

3.Çoğul Şahıs,                 onlar   gönder – e – ler

  • Artık hapşırayım da rahatlayayım.

  • Fazlaca ağaç dikelim ki şehrimiz nefes alsın.

  • Resmini duvarımdan indireyim diyorum, yapamıyorum…

  • Biriktirdiğiniz paraları bankaya yatırasınız.

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  +  – a, -e   + Şahıs eki

 

Tırman – ma – (y)a – (y)ım        Geç – me – (y)e – (y)im

Tırman – ma – (y)a – sın             Geç – me – (y)e – sin

Tırman – ma – (y)a                       Geç – me – (y)e

Tırman – ma – (y)a – lım             Geç – me – (y)e – lim

Tırman – ma – (y)a – sınız          Geç – me – (y)e – siniz

Tırman – ma – (y)a – lar              Geç – me – (y)e – ler

 

 

 4-Emir Kipi (kip eki yoktur)

Kip eki yoktur yalnızca şahıs ekleri ile çekimi vardır.

Kendine emir verme anlamı oluştuğundan 1. tekil ve 1. çoğul şahıslar için emir çekimi bulunmaz.

2. tekil şahsında ise şahıs eki kullanılmadan sadece fiil kök ya da gövdesi ile çekimleme yapılır.

Fiilin yapılmasını emir anlamıyla ifade eden, eylemin gerçekleşmesini emir şeklinde belirten kiptir.

Fiil kök ya da gövdesi + Şahıs eki

1. Tekil Şahıs,                        ben      ————-

2. Tekil Şahıs,                        sen       Kapat

3. Tekil Şahıs,                        o          Kapat – sın

1.Çoğul Şahıs,                       biz      ——————

2.Çoğul Şahıs,                       siz       Kapat – ın

3.Çoğul Şahıs,                       onlar   Kapat – sınlar

  • Hemen yanıma gel.

  • Elindekileri masaya bırak ve üstüne temiz bir şeyler giy.

  • Ben gidiyorum sen de burada yalnız kal.

  • Babanla konuş belki rahatlarsın.

  • Söyle arkadaşına biraz hızlı yürüsün.

Fiil kök ya da gövdesi + Olumsuzluk eki (-ma, -me)  + Şahıs eki

———————               ———————

Bırak – ma                    Gül– me

Bırak – masın               Gül– me – sin

———————-               ————————-

Bırak – ma – (y)ın          Gül– me – (y)in

Bırak – ma  – sınlar        Gül– me – sinler

OLUMSUZLUK EKi


"-me, -ma" eki olumsuzluk ekidir. Eylemlere gelir. Geniş zamanda "-mez, maz''a dönüşür.


Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın .
Sen ağlama gözbebeğim dayanamam.


SORU EKi


Kendisinden önceki sözcüklerden ayrı , sonraki eklerle bitişik yazılır. 


Soru anlamı katar:
Yarın görüşecek miyiz?
Yanıtı beklenmeyen veya yanıtını içinde taşıyan cümleler kurar:
Mert olan kaçar mı?


Pekiştirme anlamı katar:
Güzel mi güzel bir evdi.


Koşul ve zaman anlamı katar:
Güneş battı mı hüzün çöker üzerime.
Konuştu mu bal akar ağzından.


Rica anlamı katar:
Şişeyi bana uzatır mısın?

                               FİİLDE ANLAM KAYMASI

 

"Kip kayması" veya "zaman kayması " da denir. Eklerin de tıpkı sözcüklerde olduğu gibi temel anlamları vardır ve ekler de cümle içinde yeni anlam kazanabilir. Anlam kayması , bir kipin kendi anlamı dışında başka bir kipin anlamını verecek biçimde kullanılmasıdır. Kip kayması anlatım bozukluğu sebebi değildir. 


-yor eki şimdiki zaman ekidir.

Temel işlevi , işin veya sözün söylendiği anda yapıldığını bildirmektir.


Gelecek zaman kipi yerine kullanılır:


"Haftaya yanına geliyorum." cümlesinde "haftaya" sözcüğü eylemin o anda değil
sonra yapılacağını yani gelecek zamanı belirtiyor. Yani "geliyorum" sözcüğü "geleceğim
" anlamında kullanılmış bu cümlede.


Geniş zaman kipi yerine kullanılır:


"Akşamları iki saat kitap okuyor." cümlesinde "akşamları " sözcüğü eylemin o anda
değil her zaman ya da genellikle yapıldığı yani geniş zamanı belirtiyor. Yani "okuyor" sözcüğü "okur'' anlamında kullanılmış bu cümlede.

Öğrenilen (duyulan/ belirsiz) geçmiş zaman kipi yerine kullanılır:


"1982'de Elazığ'da doğuyorum. " cümlesinde "doğuyorum" sözcüğü "doğmuşum"
anlamında kullanılmış. Hiç kimse doğumunu şimdiki zaman kipiyle anlatamaz.


"Adam kadına kızıyor, kadın eşyalarını toplayıp annesinin yanına dönüyor." cümlesinde
" kızıyor" ve "dönüyor" sözcükleri " kızmış" ve "dönmüş" anlamında kullanılmıştır.


Emir kipi yerine kullanılır:


"Derhal kitabını alıp odaya çıkıyorsun." cümlesinde "çıkıyorsun " sözcüğü "çık"
anlamında kullanılmış.


-dı, -di eki görülen (bilinen) geçmiş zaman ekidir.

Temel özelliği anlatıcının şahit olduğu eylemleri anlatmasıdır.


Öğrenilen (duyulan) geçmiş zaman kipi yerine kullanılır:


"Fatih Sultan Mehmet 1453'te İstanbul'u fethetti." cümlesinde söyleyen kişi Fatih,
İstanbul'u fethederken onun yanında değildi , ama oradaymış gibi, tanık olmuş gibi
bir cümle kurmuş , aslında buradaki amacı kuşkuya yer vermemektir. "Fethetti"
sözcüğüyle 'fethetmiş" sözcüğü kastedilmiş.


Şimdiki zaman kipi yerine kullanılır:


"Hadi dostum, ben gittim" cümlesini günlük yaşamda kullanmışsınızdır, bu cümleyi
söyleyene nereye gittin diye sormazsınız , hadi güle güle dersiniz. Aslında
giden kişi "gittim" sözcüğüyle "gidiyorum" demek ister.


Dilek-koşul kipi yerine kullanılır:


"Yarın oraya geldik, bizi nerede gezdirirsin?" cümlesinde "geldik" sözcüğü "gelsek"
anlamında kullanılmıştır.


-r, -ar, -er, -ır, -ir eki geniş zaman ekidir.

Eylemin her zaman ya da genellikle yapıldığı anlamını taşır.


Duyulan (belirsiz) geçmiş zaman kipi yerine kullanılır:


"Çocuk dışarı çıkar ve okula gidip sınava girer." cümlesinde yüklemdeki geniş zaman eylemin her zaman değil, geçmişte yapıldığını göstermektedir. "Çıkar" ve "girer" sözcükleri "çıkmış" ve "girmiş" anlamında kullanılmış.


Emir (buyruk) kipi yerine kullanılır:


"Yatma işini kendiniz ayarlarsınız. " cümlesinde "ayarlarsınız" sözcüğüyle "ayarlayın" sözcüğü kastedilmiştir.

Gelecek zaman kipi yerine kullanılır:


''Yarın Taksim Meydanı ' na gideriz." cümlesinde ''yarın" sözcüğü eylemin gelecekte
yapılacağını göstermektedir. "Gideriz" sözcüğü "gideceğiz" anlamında kullanılmış.


-mış, -miş eki öğrenilen (duyulan) geçmiş zaman ekidir.

Başkasından duyulma anlamı katar.


Görülen (bilinen) geçmiş zaman kipi yerine kullanılır:


" Uşak'ta altı yıl öğretmenlik yapmışım. " cümlesinde duygu değeri artırılmak istendiği
için "yaptım" yerine "yapmışım" sözcüğü kullanılmış.


-acak, -ecek eki gelecek zaman ekidir.

Eylemin gelecekte yapılacağı anlamı taşır.


Emir kipi yerine kullanılır:


''Yarın buraya gelecek, ders çalışacaksın. " cümlesinde sözü söyleyen kişi karşısındakiyle
ilgili bir kehanette bulunmamakta, ona emir vermektedir. "Gelecek" ve "çalışacaksın" sözcükleri "gel" ve "çalış" anlamında kullanılmıştır.


Gereklilik kipi yerine kullanılır:


"Aradığın kitap rafta olacak" cümlesinde kitabın gelecekte rafa gideceği değil , bir
tahmin dile getirilmiştir. "Olacak" sözcüğü "olmalı " anlamında kullanılmıştır.


"Tarihler yazmaz halkın ezildiğini / Bedreddin'i Nazım ' dan okuyacaksın. "
dizelerinde "okuyacaksın" sözcüğü ile "okumalısın" sözcüğü kastedilmiştir.


Emir kipi


İstek kipi yerine kullanılır:


"Allah cezanı versin." cümlesinde yüklemdeki emir kipi "buyruk, emir'' anlamında değil , "istek" anlamında kullanılmıştır. Unutmayalım dua ve beddualardaki emir kipleri istek kipi anlamında kullanılır, çünkü Allah'a emir söz konusu olamaz.

Birleşik zamanlı (çekimli) eylemlerde kip (anlam / zaman) kayması olmaz.


Aşağıdaki cümlelerdeki anlam kaymalarını inceleyin:


» Gün gelir senin de halinden anlayan çıkar. (çıkacak)
» Yarışmacılar düzenli olarak antrenman yapıyor. (yapar)
» Yavuz, o yıllarda birçok sefer yapar. (yapmış)
» Sen otur, ben birazdan gelirim. (geleceğim)
» Her şey gönlünüzce olsun. (ola)
» Nasrettin Hoca bir gün çarşıya iner. (inmiş)
» Sınav bitti, kağıtlarımızı verelim. (verin)
» Aradığın kitap şurada olacak. (olmalı)

                                                FİİLDE YAPI

 

a. Basit (Yalın) Fiiller:


Yapım eki almamış fiillerdir.
Kök durumunda veya çekim eki almış hâldedirler.


– gel, otur, koş, ağla, yıka, ver, kaç, uyu, ye, uç, sar, bak…


– Bu, estetik bir dünya görüşü kurma düşüncesinden doğdu.
– Biz bir köşede oturalım sen şiirlerini oku.
– Hayat, sonunda insanı kendi rengine boyuyor.
– Burayı değil, şu kayanın dibini eşmelisin.
– Ah, bir gelse!


b. Türemiş Fiiller:


Yapım eki almış fiillerdir.

İsimden Fiil Yapım Ekleri


-a: dil-e-, boş-a- , kan-a-, tür-e-, yaş-a- .. .
-al: dar-al-, düz-el-, çok(ğ)-al- , kör-el-, yön-el, az-al-...
-ar: sarı -ar > sarar-, kara-r, yaş-ar- , baş-ar- , yeşer- (yeşil+er-) ...
-de: fokur-da-, horul-da-, fısıl-da- , gümbür-de- ...
-et: göz-et-, yön-et-.. .
-ik: göz-ük-, geç-ik- (gecik-), göz-ük-, aç-ık-(acık-), bir-ik-...
-imse: az-ımsa- , ben-imse-, öz-ümse-, küçük-imse- (küçümse-) ...
-kir: hay-kır- , fış-kır- , hıç-kır- ...
-1: ince-1-, doğru-1-, kısa-1- , eksi(k)-1-, yüce-1-, diri-1- ...
-le: giz-le-, av-la-, su-la-, baş-la-, zor-la-, bağ-la-, sol-la-...
-len: yağ-lan- , us-lan-, öfke-len-.. .
-leş: bir-leş- , söz-leş- , veda-laş .. .
-se: su-sa-, garip-se-, hafif-se-, önem-se-.. .

 

Fiilden Fiil Yapım Ekleri:


-a: tık-a- , dol-a- ...
-dir: yık-tır-mak, yaz-dır-mak, öl-dür-mak, bil-dir-mak, dol-dur-mak ...
-ele: ov-ala-mak, kov-ala-mak, eş-ele-mek, şaş-ala- mak ...
-er: çık-ar-mak , kop-ar-mak, git-er-mek (gidermek)
-ı: kaz+, sür-ü- ...
-il: yık-ıl-mak , seç-il-mek, çöz-ül-mek, at-ıl-mak , sık-ıl-mak ...
-imse: gül-ümse-mek
-in: döv-ün-mek, tut-un-, kaç-ın-mak, gez-in-mek, soy-un-mak .. .
-ir: şiş-ir-mek , bit-ir-mek, iç-ir-mek, doy-ur-mak, düş-ür-mek .. .
-iş: tart-ış-mak, bak-ış-mak , gör-üş-mek , gül-üş- , boz-uş-mak .. .
-it: sap-ıt-mak, az-ıt-mak, kork-ut-, belir-t-mek, ak-ıt-mak ...

Yansımadan türeyen fiiller de isimden türemiş kabul edilir.

hor-la-, şakır-da-, hıçk-ır-…

c. Birleşik Fiiller:


Birden çok sözcüğün biçimce ya da anlamca kaynaşmasıyla oluşmuş fiillerdir.


Yapılışına göre üç türlüdür:


Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller

a) Deyimlerin büyük bölümü, anlamca kaynaşmış birleşik fiil kabul edilir.
» Gözden düşmek, dile getirmek, kafa yormak, kulak vermek, göz atmak, ...
b) Deyim özelliği göstermeyen bazı eylemler de kaynaşmış birleşik eylem sayılır.
» Acı duymak, kural koymak, deliliğe vurmak, öğüt vermek ...
c) Bazı kaynaşmış birleşik fiillerde bütün sözcükler anlamını yitirdiği için bitişik yazılır.
» Vazgeçmek, başvurmak, öngörmek, elvermek, alıkoymak, varsaymak ...


İsim soylu bir sözcük ya da sözcüklerle fiilin bir araya gelmesinden oluşur.


– Üzüntüden hasta düşmüş.
– Bu maceranın sonunun böyle olacağını öngörmüştüm.
– Sen de vakit geçirmeden başvurmalısın.
– Evdekiler benim tıp okumam için her gün dil döküyor.


Sözcüklerin cümle içinde hangi anlam ve görevde kullanıldığına dikkat ediniz.


– Sen de mutlaka bu oluşumda yer almalısın. (yer almak, birleşik fiil)
– Yatırım amacıyla buralardan kendine bir yer almalısın. ( almak, basit fiil)


Yardımcı Fiille Yapılan Birleşik Fiiller:


Tek başına kullanılmayan, kendisinden önce gelen ad soylu sözcükle birlikte kullanılan fiillerdir.


Genellikle “etmek, eylemek, olmak, kılmak, buyurmak vs.” fiilleriyle yapılır.


– Göç + eyle(mek)          Kalktı göç eyledi Avşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir
– Memnun + ol(mak)    Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum.
– Terk + et(mek)            Çocukluğunu geçirdiği bu kasabayı rızası dışında terk ediyordu.
– His + et(mek)              Olacakları önceden hissettim.
– Kabul+eyle(mek)        Dualarımızı kabul eyle.
– Şükür+et(mek)           Bu kadar ucuz kurtulduğuna şükretmelisin.
– Dikkat + buyur(mak) Lütfen, bu anlattıklarıma dikkat buyurun!
– Mecbur + kıl(mak)     Beni istemediğim bir şeye mecbur kılıyorsunuz.


Yardımcı eylemler, genellikle yabancı dillerden alınan sözcüklerin dilimizde “eylem göreviyle” kullanılmasına yarar.


– Arz etmek, zannetmek, affetmek, seyretmek, kahretmek…
– Revize etmek, izole etmek, demode olmak, diskalifiye etmek…


Böyle olmakla birlikte her iki kelimenin de Türkçe olduğu kullanımlar da vardır:


– Alt etmek, yok etmek, iyi olmak, var olmak…


“etmek, olmak” fiilleri bazen kendi başlarına asıl eylem olarak  da kullanılabilir.


– Bu ev yüz bin liradan fazla etmez.
– Şimdi bizim orada kirazlar olmuştur.
– Kumar alışkanlığı onu evinden barkından etmişti.
– Bütün personel yarın saat ikide konferans salonunda olsun.


Kurallı Birleşik Fiiller:


Eylemin özel eylemlerle biçimce ve anlamca kaynaşmasından oluşur.
Bu tür fiillerin tamamı birleşik yazılır.

a. Yeterlilik Fiili (-ebil):


Bir fiille (-ebil) fiilinin birleşmesinden oluşur.


– alabilmek, koşabilmek, görebilmek, cevaplayabilmek, söyleyebilmek…


Eyleme gücü yetme/yetmeme anlamı katar:


– Sınıf başkanlığını ancak Sena yapabilir.
– Çözemediğin soruyu ablana sor o çözebilir.
– İstersen yapabilirsin.
– Çok uğraştım ama sonunda kendimi affettirebildim.


Eyleme olasılık anlamı katar:


– Bir gece ansızın gelebilirim.
– Bu yarışmada tam bir milyar lira kazanabilirsiniz.
– Yarın iç bölgelerimizde kuvvetli fırtına görülebilir.
– Siz gidin, işim erken biterse size katılabilirim.


Kurallı birleşik fiillerin olumsuzu iki türlü yapılır:


– İbrahim Tatlıses bundan böyle şarkı söyleyemez.
– İbrahim Tatlıses bundan böyle şarkı söyleyemeyebilir.
– Bu usta, duvarları istediğimiz gibi boyayamaz.
– Bu usta, duvarları istediğimiz gibi boyayamayabilir.


b. Tezlik Fiili (-ivermek):


Bir fiille “iver” fiilinin birleşmesiyle oluşur.


– alıvermek, yapıvermek, içivermek, kayboluvermek, koşuvermek…


Eyleme çabukluk anlamı katar.


– Güvercin uçuverdi, kanadın açıverdi.
– Uzanıp tutuver elimi ne olur geri dön.
– Akşamın derin kızıllığında kayboluverdim.
– Polisler kaçan hırsızı yakalayıverdi.


Eyleme önemsizlik anlamı katar.


– Eski eşyaları dışarı atıver.
– Aman sen de o filmi izlemeyiver!


Eyleme rica anlamı katar.


– Şu haylazı korkutuver de yaramazlık yapmasın.
– Sana zahmet bakkaldan iki ekmek alıver.


c. Yaklaşma Fiili (-eyazmak):


Bir fiille “eyaz” fiilinin birleşmesiyle oluşur.
Eyleme “az kalsın” anlamı katar.
Kullanımı çok yaygın değildir.


– göreyazmak, öleyazmak, gideyazmak, düşeyazmak…


– Kalorifer yanmayınca soğuktan donayazdık.
– Sevinçten aklım başımdan gideyazdı.
– Kapı açılınca rüzgârdan mum söneyazdı.


d. Sürerlilik Fiili (-edurmak, -egelmek, -ekalmak):


Bir fiille “-edur, -egel, -ekal” fiillerinden birinin birleşmesiyle oluşur.
Eyleme “bir süre devam etme” anlamı katar.


– çözedurmak, bakadurmak, gidedurmak
– olagelmek, süregelmek, anlatagelmek
– uyuyakalmak, donakalmak, şaşakalmak


– Gördüklerim karşısında şaşakaldım.
– Bu masal yıllardır anlatılagelir.
– Siz soruları çözedurun, ben geliyorum.


 “-ıp, -ip”zarf-fiil ekiyle sürerlilik anlamlı eylemler kurulur.


– Bütün gece bizi güldürüp durdu.

Kalmak, durmak, gelmek eylemleri çekimli fiilden sonra gelirse ayrı yazılır.


– Bütün gece odanın içinde gezindi durdu.
– öpesi gelmek, göresi gelmek, ağlayası gelmek…
– Sinirden her şeyi dağıtasım geldi.
– O dürüst adamı alnından öpesim geldi.
– Anneciğimi göresim geldi.

 “-eceği gelmek” ifadesi de isteklenme anlamı taşır.


f. Beklenmezlik Fiili (-eceği tutmak , -esi tutmak):


Bir fiilin “-eceği tutmak, -esi tutmak” kalıplaşmış ifadeleriyle birleşmesinden oluşur.
– güleceği tutmak, acıyası tutmak, kalacağı tuttu…
– Misafirlerin yanında öfkeleneceği tutmasın mı?
– Bizimle geleceği tuttu.
– Tam da yemek yiyecektik, gideceği tuttu.

                                EK Fiil (EK EYLEM)
 

Ek eylem hem isme hem de eyleme gelebilen eklerdir. İki görevi vardır:

 

ÇEKİMLİ İSİM


İsim ve isim soylu sözcükleri yüklem yapar.

Ek eylem; isim, sıfat ve isim tamlaması , ilgeç (ilgeç), adıl (zamir) ve adlaşmış sıfatları yüklem yapar. Aşağıdaki cümlelerde ek eylemin geldiği sözcük türü ve söz öbeği ayraç içinde gösterilmiştir:


» Tatil bölgesi olmasına rağmen sokaklar çok tenhaydı. (adlaşmış sıfat)
» Benim sadık yarim kara topraktır. (sıfat tamlaması)
» Seninle denize bakan evler gibiyim. (ilgeç)
» Onu yıkan ayrılık acısıydı. (isim tamlaması)
» Bendim ey sevgili sandalla denizden geçen. (adıl)

» Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. (sıfat tamlaması)
» Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır. (ad)


Ek fiilin Geniş Zamanı       Ek fiilin Hikayesi            Ek fiilin Rivayeti         Ek fiilin Şartı

Öğrenci-yim                       Yolcuydum                        Zenginmişim              Güzelsem
Öğrenci-sin                         Yolcuydun                        Zenginmişsin              Güzelsen
Öğrenci-dir                         Yolcuydu                           Zenginmiş                   Güzelse
Öğrenci-yiz                         Yolcuyduk                         Zenginmişiz                Güzelsek
Öğrenci-siniz                      Yolcuydunuz                    Zenginmişsiniz           Güzelseniz
Öğrenci-dirler                    Yolcuydular                      Zenginmişler              Güzelseler

Ek fiilin olumsuzu "değil" sözcüğüyle yapılır.


Hangi resmime baksam ben değilim.
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Pek müteessir değildi.


"değil" sözcüğü iki durum, iki kavram arasında seçme bildiriyorsa ek fiilin olumsuzu
olmaz, ilgeç olur.
Hafta sonu sinemaya değil tiyatroya gidelim. (ilgeç)

 

BİRLEŞİK ZAMANLI FİİL


Basit zamanlı eylemleri ise birleşik zamanlı eylem yapar.

a) Basit Zamanlı Eylem: Sadece kip eki alan eylemlerdir: Okumuş,sevdim, anladık, biliyoruz, gelecek ...
b) Birleşik Çekimli (Zamanlı) Eylem: Kip ekiyle birlikte ek eylem (idi,imiş , ise) alan eylemlerdir.


Ek fiilin Rivayeti                               Ek fiilin Hikayesi                                   Ek fiilin Şartı


Biliyormuşum                                   Gelmiştim                                               Gideceksem
Biliyormuşsun                                  Gelmiştin                                                 Gideceksen
Biliyormuş                                         Gelmişti                                                   Gidecekse
Biliyormuşuz                                     Gelmiştik                                                 Gideceksek
Biliyormuşsunuz                               Gelmiştiniz                                             Gidecekseniz
Biliyorlarmış                                      Gelmişlerdi                                             Gideceklerse

Hikaye Birleşik Zaman

Beklerdi (bekler idi / geniş zamanın hikayesi)
Gidiyordu (gidiyor idi / şimdiki zamanın hikayesi)
Okuyacaktı (okuyacak idi / gelecek zamanın hikayesi)
Geldiydi (geldi idi / görülen geçmiş zamanın hikayesi)
Sevmişti (sevmiş idi / duyulan geçmiş zamanın hikayesi)
Okuyaydı (okuya idi / istek kipinin hikayesi)
Anlasaydı (anlasa idi / şart kipinin hikayesi)
Görmeliydi (görmeli idi / gereklilik kipinin hikayesi)

Rivayet Birleşik Zaman

Beklermiş (bekler imiş / geniş zamanın rivayeti)
Gidiyormuş (gidiyor imiş / şimdiki zamanın rivayeti)
Okuyacakmış (okuyacak imiş / gelecek zamanın rivayeti)
Sevmişmiş (sevmiş imiş / duyulan geçmiş zamanın rivayeti)
Okuyaymış (okuya imiş / istek kipinin rivayeti)
Anlasaymış (anlasa imiş / şart kipinin rivayeti)
Görmeliymiş (görmeli imiş / gereklilik kipinin rivayeti)

Şart Birleşik Zaman

Beklerse (bekler ise / geniş zamanın şartı)
Gidiyorsa (gidiyor ise / şimdiki zamanın şartı)
Okuyacaksa (okuyacak ise / gelecek zamanın şartı)
Sevmişse (sevmiş ise / duyulan geçmiş zamanın şartı)
Görmeliyse (görmeli ise / gereklilik kipinin şartı)

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

©2020 By KIZILTAN