PARAGRAFTA ANLAM

ANLATIMIN NİTELİKLERİ

» Duruluk


Gereksiz sözcük ve söz öbeği içermeyen cümlelerdir. Duru cümlelerde ne fazla ne de eksik bir sözcük bulunur.


Örnekler


"Beraber yürüdük yağan yağmurda. " cümlesinde "yağan" sözcüğü gereksiz olduğu için cümle duru değildir.

 

"Sanatçı yapıtlarında biçem ve üsluba önem vermiştir. " cümlesinde "biçem" ve "üslup" eş anlamlı olduğu için cümle duru değildir.


» Yalınlık


Gösterişsiz , süssüz, sade anlatıma sahip cümlelerdir. Yalın cümlelerde abartıdan
kaçınılır, söz sanatları abartılı biçimde kullanılmaz.


Örnek


Güneşlerle süslenmiş altın sarısı gibi görünen gökyüzünün altında yürümek istiyorum
denizin dalgaları gibi dalgalanan mavi hayallerimin peşinden . (Süslü anlatım abartılı biçimde ortaya konduğu için cümle "yalın " değil.)


» Doğruluk-Sağlamlık


Cümlenin dil bilgisi kurallarına uygun olmasıdır. Doğru cümlede dil bilgisi açısından
anlatım bozukluğu olmaz.


Örnek


"Ben bir koyun olsam, sen de bir kuzu." cümlesinde yüklem eksikliği olduğu için cümle doğru değildir.

Doğrusu: Ben bir koyun olsam, sen de bir kuzu olsan.


» Özlülük


Çok sözle anlatılabilecek kavramları , durumları kısa biçimde anlatmaktır. Az sözle
çok şey anlatmaktır. Atasözleri ve bazı şiirler "özlü" anlatım içerir.


Örnek


"Yazar, adeta öykülerine evreni sığdırmış. " cümlesinde yazarın özlü anlatımından
söz edilmektedir.

» Doğallık


Sanatçının duygu ve düşüncelerini olduğu gibi aktarmasıdır. Gerçeği değiştirmeden
aktarmak ve içten olmaktır.


Örnek


" Karacaoğlan , duygularını içinden geldiği gibi dile getirir." cümlesinde Karacaoğlan
' ın doğal olduğu anlatılmıştır.


» Özgünlük (Orijinallik)


Sanatçının dil ve anlatım açısından kimseye benzememesi, farklı olması ve kendine özgü olmasıdır.


Örnek


"Sait Faik, öykülerine kendi damgasını vurmuştur. " cümlesinde Sait Faik'in özgün olduğu anlatılmıştır.


» Evrensellik


Bir sanat yapıtının herkese seslenebilmesidir. Herkesin kendisinden bir şeyler bulabilmesidir.


Örnek


Dostoyevski veya Tolstoy her yerde okunan, sadece Rusya vatandaşı değil ,dünya vatandaşı yazarlardır.

» Kalıcılık


Bir sanat yapıtının  bütün zamanlara seslenebilmesidir. Geçmişten geleceğe kalan eserlerdir.


Örnek


Mevlana'nın eserleri yüzyıllardır okunmuş ve okunmaya devam edecektir.


»Açıklık


Cümlede anlamın tek ve net olmasıdır. Bir düşüncenin herkes tarafından rahatlıkla anlaşılmasıdır. Herkesin cümleden aynı anlamı çıkarmasıdır. Cümlede anlam belirsizliği, karışıklığı ve bulanıklığı olmamasıdır.


Açıklığı bozan durumlar şunlardır:


- Sözcüklerin yanlış yerde kullanılması
- Zamir belirsizliği
- Noktalama işaretlerinin eksik ve yanlış kullanılması
- Karşılaştırma yanlışları


» Akıcılık


Eserin takılmadan su gibi okunmasıdır. Dil pürüzleri yoktur.


Örnek


Şemsi Paşa Pasajında sesi büzüşesiceler. (Akıcı değildir.)

Bu yer tarihi güzellikler barındırır. (Akıcı)

» Sürükleyicilik


İlgi ve merakla alakalıdır. Sayfalar birbirini kovalar ve eseri elimizden bırakamazsak eser sürükleyicidir.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

               DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

 

TANIMLAMA


Tanımlama, sözcüğün gösterdiği varlığın ya da nesnenin yapısını , niteliklerini, temel özelliklerini, benzerlerinden ayrılan özelliklerini, işlevini dil aracılığıyla ortaya koymaktır. Tanımlamada bir anlatım yoğunlaştırması vardır.

Tanımlama öznel de nesnel de olabilir.

Tanımlama cümlelerinin yüklemi isim ise genellikle "-dır, -dir'' ek eylemini alır,
yüklem eylem olarak "denir'' sözcüğünden oluşur.
Tanımlamada genellikle "nedir'' veya "kimdir'' sorularına yanıt alınabilir.


Bir kavramın tanımı farklı biçimlerde yapılabilir:


a. Bir kavram işlevi belirtilerek tanımlanabilir.
b. Bir kavram değişmez ve özel nitelikleri belirtilerek tanımlanabilir.
c. Bir kavram, karşıtı olan bir başka kavramın tanımlanmasıyla belirtilebilir.

Şiir ne bir şeyler öğreten manzume ne de anlamsız dizeler toplamıdır. Şiir, yeni anlamlara bürünen sözcüklerle kurulmuş bir dünya. İnsanın öz varlığında tutkuların , duyguların hamuruyla yoğrularak oluşan , yüreği tutuşturan evrensel bir meşale. Şiir, ister bireysel duygulara yaslansın ister toplumsalcı bir çizgide olsun, toplumun vicdanında büyür, değerlenir. Şiirin ne olduğu üzerinde birçok şair ve düşünür kafa yormuş, kendi birikimine, deneyimlerine uygun biçimde tanımlamıştır onu.


ÖRNEKLEME


Soyut bir düşünceye somutluk ve görünürlük katar, söylemek istediğimizi okuyucunun zihninde canlandırır. Genellikle örnekleme "somutlaştırma" amacıyla başvurulur.
Örnekleri gördüklerimizden, yaşadıklarımızdan, okuduklarımızdan ya da tasarladığımız düşüncelerden verebiliriz.
Örneklemede genellikle "söz gelimi, örneğin , mesela" gibi sözcükler kullanılır.

 

Roman, öykü, şiir, oyun gibi sanatsal yapıtlarda yazarı , yazmaya iten amaç oldukça karmakarışıktır. Bu tür yazılar , genellikle yaşamın tadına ve anlamına vardırmayı amaçlar. Söz gelimi " İnce Memed" romanını okurken kendimizi ilginç bir eylemin içinde buluyor, "zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz; "ama yazarın amacı yalnızca bu değildir.

KARŞILAŞTIRMA


İki kavram veya iki şey arasındaki benzerlik ve karşılaştırmalardan yararlanmadır.
Karşılaştırma "en, kadar, daha, -e göre" gibi sözcüklerle sağlanır.


Karşılaştırma şu yollarla yapılır:


a. Benzerliklerden yararlanılarak yapılır.
b. Karşıtlıklardan yararlanılarak yapılır.
c. İlişki kurularak yapılır.


Örnek


Öykünün en belirgin özelliği büyük yoğunluk taşıyan bir yazı türü olmasıdır. Bu yönüyle romandan ayrılır. Öykünün örgüsü sık, romanınki seyrektir. Öykü, romandan daha biçimcidir. Onun biçimindeki en küçük aksaklık hemen göze çarpar.


TANIK GÖSTERME


Anlatıcı , bir görüşü doğrulamak, inandırıcı kılmak için o alanda sözü geçen, otorite kabul edilen, tanınan birinin sözlerinden ve görüşlerinden yararlanma yöntemidir.
Tanık olarak seçilen kişinin sözlerinden alıntılar yapılarak bu yöntem kullanılır.


Örnek


Tiyatro insanları baskılardan kurtarır, onların düşünüp de yüksek sesle söyleyemeyeceği şeyleri dile getirir. Açık sözlü bir sanattır tiyatro, hemen herkese hitap eder. Nitekim Gogol'un, "Yüzünüz çarpıksa aynaya kızmayın; o her şeyi olduğu gibi gösterir." sözü tiyatronun yasaklandığı bir dönemde söylenmiştir.


SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA


Anlatıcı düşüncelerini somutlaştırmak daha inandırıcı kılmak için sayısal verilerden
yararlanılır. istatistik sonuçlarından yararlanmaktır.


Örnek


Eleştirmenlerimizin eleştiriyi yan meslek olarak algılamaları bilinen bir gerçek ama işin korkutucu boyutu birçok kimsenin ilgisini çekmiyor. Eleştirmenlerimizin yüzde 83'ünün ekmeğini kazandığı mesleği eleştirmenlikle ilgisiz: yüzde 33'0 ticaretle uğraşıyor , yüzde

10'u tekstilci , yüzde 40'ı doktor, çok az bir kısmı da yazar, işin en ürkütücü yönü, aydınlarımızın yüzde  72'sinin, eleştirmenlerin eleştiri dışında işler yapmalarını oldukça doğal karşılamaları. Sanki bu durum eleştiriyi olumsuz yönde etkilemezmiş gibi.


 

 

                                                  ANLATIM BİÇİMLERİ

 

Bir konuşmanın ya da yazının içeriği denince; konu, bakış açısı, yardımcı düşünceler ve ana düşünce kısaca anlatım amacı akla gelir. Bu içeriği iletmek için kullanılan kalıba da 'biçim' denir.


1. AÇIKLAMA


» "Öğretme" ve "bilgi verme" amaçlı düşünce yazılarında başvurulan yaygın anlatım biçimidir.
» Bu yöntemde genellikle tanımlama kullanılır.
» Açıklama, ele aldığımız konularda öncelikle birtakım soruları aydınlatma , çözümleme işidir.


» Konu özelliği açısından dörde ayrılır:


a. Bir şeyin nasıl yapıldığı
b. Bir şeyin meydana gelişi ve kuruluşu
c. Bir düşünce veya ilkenin anlatılması
d. Karakterlerin canlandırılması

Örnek


Dil, insanların düşündüklerini, duyduklarını bildirmek için kullandıkları, sözcükler ve işaretlerden oluşan bir anlaşma aracıdır. Ancak, herhangi bir araç değildir. Bir ulusun kimliğini belirleyen, duygu ve düşünce dünyasını besleyen en önemli etkendir. Aynı zamanda ulusal kimliği yansıtan bir ayna işidir. Bu ayna kirlenirse
toplumsal varlığımız da kirlenir. Aynı İşte bu gerçeklerden yola çıkarak bütün ülkede anadili bilincini ve duyarlığını besleyip geliştirme çabası içinde olmalıyız. Çünkü bir dili yozlaşmaktan , bozulmaktan kurtaracak güç, yasalar ve yasaklamalar değil; o dili konuşan toplumun dil bilinci ve duyarlığıdır.

 


2. TARTIŞMA


» Amaç, okuyucunun kanılarını (düşüncelerini) değiştirmektir. Tartışmacı anlatımda yazar, iki farklı görüşten birini benimsetmeye çalışır. Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir. İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir. Yazarın savunduğu görüşe "tez" karşı çıktığı görüşe
"antitez" denir.
» Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Olasılık bildirmeyen, kesin, kanıtlanmış bilgiler kullanılır.
» Onaylatma anlamı içeren "soru cümleleri"ne çokça yer verilir.

» "Bence, bana göre, kanımca, halbuki, oysaki, fakat, ama ... " gibi sözcüklere yer verilir.
» Daha çok öznel ifadeler içerir.
» Tartışmacı anlatımda " kanıtlama" ve 'tanık gösterme" yollarına başvurulur.
» Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür. Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve sözcükler yoktur.
» Fıkra , deneme, eleştiri , makale gibi türlerde kullanılır.


Örnek


Bir şair herhangi bir olayı anlatmak istese bize salt gerçeği mi yansıtır? Hayır; o olay karşısında duyduklarını , düşündüklerini de anlatır. Ya da doğrudan doğruya anlatmasa bile öyle bir şey yapar ki o duygular, o düşünceler bizde de doğar. Böylece şair kendi iç gerçeğini ortaya koymuş olur. Bir sanat yapıtını başarılı kılan özellik işte budur.


3. ÖYKÜLEME


» Konuyu daha doğrusu anlatılanı , elem içinde (devinim) verme ve gösterme biçimidir. Amaç, okuyucu olay içinde yaşatmaktır. Olay ve olgular dizisi vardır.
» Öyküleyici anlatımın temel ögesi "olay"dır. Olaysız hiçbir anlatım öykü sayılamaz.
» Olayın , genellikle kişi , yer, zaman ve gerçekleşebilen bir eylem olmak üzere dört ögesi vardır.
» Sözcükler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
» Sanat metinleri, öyküleyici anlatımla yazılır. Öğretici metinlerde de kullanılır. Özellikle hikaye, roman, anı , fabl, masal, efsane gibi metin türlerinde kullanılır.
» Olaylar, bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır.


Örnek


Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadırın önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı , ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının sapı , şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan
parmaklarının altında bir canlı gibi titriyordu. Tellere vuran sağ eli, küçük fakat kendinden emin hareketler yapıyordu. Gencin eli, sazın gövdesine yaklaştıkça insan, saz ile el arasında gizli fakat çok anlamlı bir konuşma
olduğunu sanıyordu .

4. BETİMLEME (TASVİR ETME)


» Betimleme(tasvir) malzemesi sözcük olan soyut resimdir adeta. Sözcüklerle resim çizmedir betimleme.
» Betimlemede varlıkların; görme, işitme, tatma, dokunma ve koklamayla algıladığımız nitelikleri doğrudan tanıtabildiği gibi, bu niteliklerin duygu dünyamızda yarattığı etkiler de yansıtılabilir.
» Roman, hikaye, masal, anı , tiyatro, gezi yazısı gibi türlerde kullanılır.
» Sözcüklerin yan ve mecaz anlamlarına yer verilir.
» Gözlem önemli yer tutar.
» Niteleme sıfatlarına, sözcüklerin ayırıcı özelliklerine, renk ve durum bildiren sözcüklere yer verilir.

 

Betimleme ikiye ayrılır:


Sanatsal (izlenimsel) betimleme: Dil "şiirsel işlev"de kullanılır. İzlenim kazandırmak için yazılır. Değişik duyularla ilgili ayrıntılar üzerinde durulur. Ayrıntılar öznel olarak verilir. Amaç sanat yapmaktır.


Açıklayıcı betimleme: Dil "göndergesel işlev"de kullanılır. Bilgi vermek için yazılır. Sözcükler gerçek anlamda kullanılır. Ayrıntılar nesnel bir biçimde verilir. Amaç sanat yapmak değil, bir konu hakkında bilgi vermektir. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz. Betimleme yapılırken kişisel duygu ve düşünceler
katılmaz.


Açıklayıcı Betimleme                                                                    İzlenimsel Betimleme


• Bilgi verir.                                                                                  • İzlenim kazandırır.
• Ayrıntılar olduğu gibi fotoğraf gerçekliğiyle verilir.          • Ayrıntılar arasında seçme yapılır.
• Bilgiler şematik, sayıp dökmeler halinde verilir.               • Bilgiler, izlenimsel bir sıra içindedir.
• Kişisel yorumlama yapılmaz.                                                 • Kişisel yorumlama yapılır.
• Genel ayrıntılar üzerinde durulur.                                       • Özel ayrıntılar üzerinde durulur.

Bir kişiyi anlatan betimlemelere 'portre" adı verilir. Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere 'tahlil" (ruhsal portre) denir. Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere 'fiziksel portre" denir.


Konularına göre betimleme türleri şunlardır: İnsan, hayvan, eşya, manzara ve olay betimlemesi.

''Toros Dağlarının etekleri ta Akdeniz'den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz'in üstünde daima top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz, killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar, deniz kokar. Tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova'nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar , böğürtlenler,
yaban asmaları , sazlarla kaplı koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar."

(Yaşar KEMAL)


** Bu parça "izlenimsel betimleme " örneğidir.


"Bu bölge Anadolu'nun Akdeniz kıyıları boyunda genişliği 120-180 kilometre arasında değişen bir şerit meydana getirir, batıda Ege bölgesine komşu olur. Kuzeyde iç Anadolu'dan ayrılır. Burada iki bölgeyi ayıran sınır , Toros dağlarının iç Anadolu yüksek düzlüklerine bakan yamacı boylar. Kuzeydoğuda Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının çıktığı yönde Doğu Anadolu'ya
geçilir." (Besim DARKOT)


** Bu parça "açıklayıcı betimleme" örneğidir.

                                   ANLATIM TÜRLERİ

1. LİRİK (COŞKU VE HEYECANA BAĞLI) ANLATIM


» Lirik anlatımda amaç, duyguların coşkulu , etkileyici ve akıcı biçimde aktarılmasıdır.
» Lirik anlatımda dil "şiirsel işlev''de kullanılır.
» Devrik ve eksiltili cümlelere, soru cümlelerine başvurulur.
» İçinde bulunulan ruh halini ve duyguyu yansıtacak sözcükler seçilir.
» Söz sanatlarından, imge ve çağrışımlardan yararlanılır.
» Sözcükler, daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
» "Ben" merkezlidir. "Ben" ve "biz" kişi zamirlerine çokça rastlanır.
» Lirik şiirlerde ünlem ifadelerine sıkça yer verilir.
» Estetik ve edebi zevk uyandırma amaçlanır.
» Aşk , ölüm, yalnızlık gibi konular işlenir. Toplumu derinden etkileyen olaylardan duyulan sevinç ve acı da dile getirilir.
» Daha çok şiir, roman, hikaye, tiyatro türlerinde kullanılır.


Örnek


ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız ,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım , duyuyorum;
Anlatamıyorum.
(Orhan Veli KANIK)


2. DESTANSI (EPİK) ANLATIM


» Kahramanlık, yiğitlik, savaş gibi konuların işlendiği anlatım türüdür.
» Tarihi konular, savaşlar , yiğitlikler ve olağanüstü kahramanlıklar işlenir.
» Fiillere ve fiilimsilere sıkça yer verilir.
» Etkileyici ve coşkulu bir üslup kullanılır.
» Sürekli bir devinim (hareket) vardır.
» "Biz" duygusu egemendir.
» Epik anlatımın olduğu metinler alabildiğine duygu yüklüdür.
» Dil "heyecana bağlı işlev"de kullanılır.
» Sanatlı bir dil kullanılır. Sözcükler, mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilir.
» İmge ve çağrışımlardan yararlanılır. Anlatımda abartıya yer verilir.
» Şiir, destan, roman, hikaye, halk hikayesi, tiyatro destansı anlatımın kullanıldığı
türlerdir.


Örnek


Edebiyatımızda , Kayıkçı Kul Mustafa'nın "Genç Osman Destanı ", Mehmet Akif Ersoy'un "Çanakkale

Şehitlerine", Nazım Hikmet'in " Kuvayımiliye Destanı " adlı yapıtları epik anlatıma örnektir.


AKINCILAR
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hala o kızıl hatıra titrer gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
(Yahya Kemal BEYATLI)


3. EMREDİCİ ANLATIM


» İnsanların uyması gereken kuralları ve yasakları ortaya koyan anlatım türüdür.
» Dil "alıcıyı harekete geçirme işlev" inde kullanılır.
» Emir, telkin, öneri, uyarı , yönlendirme anlamı taşıyan ifadelere yer verilir.
» Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
» Emir ve yasaklar içerir.
» Cümlelerde emir kipiyle çekimlenmiş eylemler sıkça kullanılır.
» Sosyal hayatın düzenlenmesinde kullanılan metinler bu anlatımla ortaya konur.
» Trafik kuralları, kanun, yönetmelik, tüzük, genelge, yönergeler, dini ve siyasi söylevlerde, reklam metinlerinde, bazı eşyaların kullanma kılavuzları , ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.


Örnek


Bugünden sonra hiç kimse kapıda, divanda, mecliste dışarıda Türk dilinden başka söz söylemesin.(Karamanoğlu Mehmet Bey)


4. DİDAKTİK (ÖĞRETİCİ) ANLATIM


» Tarihi bir olayı aydınlatmak, bir konuyu açıklamak ya da bilinmeyen bir olay hakkında bilgi vermek için yazılan metinlerde kullanılır. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
» Dil daha çok "göndergesel işlev"de kullanılır. Dil, bilgi aktarma amacı ile kullanılır.
» Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
» Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
» Sanatsal ve estetik değer taşımaz. Söz sanatlarına, sözcüklerin mecaz anlamlarına yer verilmez. Sözcükler gerçek anlamda kullanılır.
» Gereksiz sözcük tekrarı yapılmaz. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve sözcükler yoktur. Dil ve ifade sade, açık , yalın , gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
» Terimsel söylem ağır basar.
» Resim, şekil , fotoğraf ve grafik gibi görsel malzemeden yararlanılabilir.
» Daha çok bilimsel metinlerde, ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
» Tarihi metinler, felsefi metinler, bilimsel metinler gibi türleri vardır.


Öğretici anlatım açıklayıcı anlatım ile karıştırılmamalıdır. Açıklayıcı anlatımda konuyla ilgili bilgi verilir. Öğretici anlatımda konunun kavratılması, öğretilmesi amaçlanır.

 

Örnek


Yurdunu Allah'a bırak çık yola!
Cenge deyip çık ki vatan kurtula!
Böyle müyesser mi gaza her kula?
Haydi, levent asker, uğurlar ola!
(Mehmet Akif Ersoy)


5. KANITLAYICI ANLATIM


» Bir düşünceyi, bir savı kanıtlamak için yazılan yazılarda ve bazı konuşmalarda kullanılan anlatım türüdür.
» Dil daha çok "göndergesel işlev"de kullanılır.
» İnandırma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
» Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir. Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı
sözcük, sözcük grupları ve cümleler tekrar edilir.
» Üzerinde durulan konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örnek, kanıt ve belgelere yer verilir.
» istatistik sonuçları , sayısal veriler, uzman görüşlerinden , deney ve gözlem sonuçlarından yararlanılır.
» Konuşmacı veya yazar konuyu aydınlatmak için uzman kişilerin düşüncelerine başvurur.
» Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.
» Sözcükler ve sözcük grupları gerçek anlamında kullanılır. Yalın , açık ve sade bir anlatım kullanılır.
» ''Tanımlama , açıklayıcı betimleme, sınıflandırma örneklendirme, karşılaştırma , tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma" gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.
» Makale, fıkra , eleştiri , röportaj ve söylev (nutuk) türlerinde kullanılır.


Örnek


Sağır ve az işiten çocuklar -akustik tepkileri bulunmadığından- normal işitenlerden çok daha zor konuşurlar. Şimdiye kadar ıslık sesini , örneğin sesini bile çıkaramamışlar. Bu çocukların konuşma kabiliyetleri bilgisayar yardımı ile geliştirilecektir. Düseldorflu araştırmacı Gunter Esser tarafından hazırlanan renkli transformatörü konuşulan sözcükleri anında bilgisayar ekranında görünen renk dağına dönüşmektedir .Çocuklar akustik yerine görsel "feedback" (Etki-Tepki) almaktadır. İlk olarak çocuğu tedavi eden konuşma terapisti alıştırma kelimesini telaffuz eder. Bu renkli model olarak ekrandaki resmin üst yarısında görünür. Şimdi telaffuz etme sırası çocuktadır. Çocuk aynı kelimeyi söylemeye çalışacaktır.


6. FANTASTİK (DÜŞSEL) ANLATIM


» Fantastik anlatım, gerçek ve nesnel dünyanın karşısında yer alan, düş ürünü ögelere yer veren anlatım türüdür.
» Fantastik anlatımda konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür. Kahramanlık , savaş , aşk , yardımseverlik , kötülerle savaş konuları işlenir.
» Zaman ya hiç yoktur ya da gerçeküstü bir zaman söz konusudur. Olaylar gelecek zamanda 2300-2400'10 yıllarda gerçekleşebilir.
» Mekan, olağanüstü , düşsel ögelerden oluşmuş olabilir. Mekan günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
» Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Kişiler bazen insandır; bazen de cinler, devler, periler, ejderler, yaratıklar, uzaylılar olabilir.
» Fantastik anlatımda hayal, varsayım , abartma, kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır. Daha çok -di'li veya - miş'li geçmiş zaman kipi kullanılır.
» Masal, destan, efsane, roman, şiir gibi türlerde kullanılabilir.

Örnek

J. K. Rowling'in "Harry Potter'' serisi, R. R. Tolkien'in "Yüzüklerin Efendisi" serisi, Stephan King'in "Kara Kule" serisi, C. S. Levis'in "Narnia Günlükleri", Micheal Ende'nin "Momo" adlı yapıtı , Jonathan Swift'in "Gülliver'in Gezileri" adlı yapıtı , Ursula K. Leguin'in "Yerdeniz Üçlemesi" fantastik anlatımın önemli örnekleridir.

Gimli, Legolas ve Aragorn Gandalf' ı tekrar bulurlar. Gandalf artık daha irfanlı ve beyazlar içerisindedir. Hep birlikte Rohan kralı Theoden'in yanına giderler. Kral, danışmanı Solucandil'in sözleriyle büyülenmiş ; güçsüz ve korkak olmuştur. Solucandil'e bu şekilde davranması için Saruman emir vermiştir. Gandalf, Solucandil'i kovar ve kralın yüreklenmesini sağlar. Kralın ordusu Miğfer Dibi'ndeki Orkları temizler. Entlerin ağaçları da gizli bir güç olarak onlara yardım ederler. lsengard'a Saruman ' ın üzerine giden Roharrimler, Orthanc kalesi dışında her yerin Entler tarafından yıkıldığını görürler. Orthanç çok güçlüdür ve Saruman ile Solucandil oraya saklanırlar.
(Tolkien, Yüzüklerin Efendisi)


7. GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM


» Bilimkurgu türündeki yapıtlar gelecekten söz eden anlatım ile yazılır.
» Daha güzel, daha modern, daha yaşanabilir bir dünya hayal edilir. Gerçek dünyadaki engeller, sıkıntılar, kötülükler, zorluklar yoktur.
» Varsayım (hipotez) ile oluşturulur. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
» Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler (ütopya) anlatılır.
» Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.
» Roman, hikaye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.

Örnek

Jules Verne, Harry Harrison, Brian Aldiss, Thomas Moore, George Orwel bu anlatım türüne dayalı yapıtlar yazmışlardır. Thomas Moore "Ütopya" adlı yapıtında idealize edilmiş bir devleti, hayali bir yönetim tarzını anlatır. George Orwel'in "1984" adlı yapıtı korkutucu, ürkütücü ütopyanın örneğidir, Orwel zorbalığın hakim olduğu bir dünya hayal eder. Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkileri yalnız küresel olmadığı gibi, bölgesel ve zamansal farklılıklar da oluşturabilmektedir: Örneğin, Dünya'nın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi şiddetli hava olaylarının şiddetlerinde ve sıklıklarında artışlar olurken bazı bölgelerinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar ve bunlarla ilişkili çölleşme olayları daha fazla etkili olabilmektedir. Bu tip bir iklim değişikliği, öngörülemeyen veya tahmin edilemeyen çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlar oluşturabilir.

8. SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM


» Konuşmaya dayanılarak yazılmış yapıtlardaki anlatım türüdür.
» Jest ve mimiklerle anlatımın gücü artırılır.
» Karşılıklı konuşmalar, ortama (bağlama) ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
» Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
» Vurgu ve tonlama önemlidir.
» Anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.
» Roman, hikaye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara "diyalog", iç konuşmalara ise "monolog" denir.
» Tiyatro söylev, panel forum mülakat metinleri söyleşmeye bağlıdır.


Örnek


Hacivat - İleri dersi gördünüz mü, mesela Arabi, Farisi?
Karagöz -Arabayı da gördüm, kayısıyı da ...
Hacivat - Sarf gördünüz mü?
Karagöz - Gördüm.
Hacivat - Emsile okudunuz mu, öyle mi?
Karagöz - Hay hay!
Hacivat - Binaya çıktınız mı?
Karagöz - Çıktım.
Hacivat - Bu kadar ders gördükten sonra her şeye aşina olmak tabiidir.


9. MİZAHİ ANLATIM


» Mizah (gülmece); kişilerin , olayların, durumların gülünç yönlerini yansıtmaktır. Mizahın sözlük anlamı "şaka , eğlence , latife"dir. Mizahın temelinde yanlışlara dikkat çekme, eleştiri vardır.
» Dil, "şiirsel işlev"de kullanılır.
» Sözcüklere farklı anlamlar yüklenir. Standart dilden sapmalar olur. Argoya ve şive taklitlerine yer verilir.
» Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
» Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
» Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar , durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
» Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
» Roman, hikaye, tiyatro, fıkra gibi türlerde kullanılır.
» Nasrettin Hoca, Karagöz, Hacivat, Keloğlan , İncili Çavuş , Bekri Mustafa tanınmış mizah kahramanlarımızdır.


Edebiyatımızda önemli mizah yapıtları ve yazarları şunlardır:


» 15. yüzyıl sanatçısı Şeyhi'nin "Hamam&' adlı yapıtı
» 16. yüzyıl sanatçısı Fuzuli'nin " Şikayetname' adlı yapıtı
» 17. yüzyıl sanatçısı Nefi'nin " Siham-ı Kaza" adlı yapıtı
» 19. yüzyıl sanatçısı Ziya Paşa ' nın "Zafername' adlı yapıtı
» 20. yüzyıl sanatçısı Neyzen Tevfik'in "Azab-ı Mukaddes' adlı yapıtı


Mizah türleri şunlardır:

a) Humor: Bayağılığa kaçmadan ince alaya dayanan, hafife alma ve dalga geçme biçiminde ortaya konan mizah türü.
b) İroni: Alaycı üslup, söylenenlerin tam aksini kastederek kişi ve durumlarla alay etme.
c) Kara Mizah: Söz oyunlarına ve abartmalara dayanarak yaşamı , toplumu, töreleri, ahlaki değerleri eleştiren mizah türü.
d) Hiciv: Kişilerin veya toplumun olumsuz, kötü, gülünç taraflarını alaycı biçimde anlatan mizah türüdür. Divan şiirinde "hiciv" adını alan bu türe halk şiirinde "taşlama" yeni edebiyatımızda "yergi" adı verilir.
e) Parodi: Ağırbaşlı , ciddi, tanınmış bir yapıtı alaya alarak yazılmış mizah türündeki yapıt.

Örnek


Tavşan Suyu
Bir yabancı konuk olur Hoca'ya
Ama nezaket bu ya,
Tutar bir tavşan hediye eder:
"Çoban armağanı , çam sakızı " der.
Hoca bir güzel pişirir tavşanı
Akşam olur, gelir yemek zamanı ;
Orta yere bakır sini kurulur,
Hep birden etrafına oturulur.
Hoca hem yer hem sohbet eder
Ertesi gün misafir kalkar gider.
Bir gün içinde pek sevişilir.
Arkasından başka bir konuk gelir;
"Tavşan getirenin komşusuyum" der.
Hoca bu adamı da buyur eder.
Tavşanın suyuna bir çorba yapar;
Adam çorbayı yer, ağzını kapar
Tavşan getirenin bir akrabası.
Gittikçe sıklaşır bu misafirler;
Fakat Hoca' nın canına tak eder.
"Tavşansa tavşan , der, anladık ama,
Bu kadar da yük olmaz adama."
Komşular gidip gidip gelmektedir;
Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar;
Adamlar
Şöyle der Hoca'ya:
"Hani tavşan getiren vardı ya,
Komşusunun komşusuyuz biz onun."
Hoca: "Ya' der, hoş geldiniz, buyurun!"
Akşam olur sofra kurulur yine;
Bir tas kurulu sofranın üzerine:
Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu işten bir şey anlamaz.
İçlerinden biri tasa eğilir;
Sorar: "Hoca bu nedir?"
Hoca hemen doğrulur:
"Bu, der, tavşanın suyunun suyudur."
(Orhan Veli Kanık , Nasrettin Hoca Fıkraları)

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

                                   PARAGRAFTA YAPI VE ANLAM

 

 

Öğrencilerimizin yani sizin paragraf konusundaki şikayetleri şunlar:


>> Paragraf soruları çok uzun, paragrafın sonuna gelince başını hatta ortasını unutuyorum.
>> Birbirine yakın seçenekler oluyor, iki seçenek arasında kalıyorum ve yanlış seçeneği işaretliyorum.
>> Sınavlarda paragraf soruları çok fazla, bu yüzden okumaya üşeniyorum, canı sıkılıyor.


Benim size paragraf sorularını çözmede önerilerim şunlardır:
( Aşağıdaki maddeleri okumadan paragraf çözmeyin!!!)


>>Sınava hazırlık sürecinde düzenli olarak ve çok sayıda paragraf sorusu çözülmelidir.
>>Sınava hazırlanırken soru çözmek yerine sadece kitap okumak yeterli olmayacaktır.
>>Paragrafta anlamını bilmediğiniz bir sözcük geçerse sözlüğü açıp o sözcüğün anlamını öğrenin .
>>Önce soru cümlesi, sonra paragraf okunmalıdır. Soru kökünün doğru okunması paragrafın çözümünü kolaylaştıracaktır. Soru kökünde istenen kavramın altı çizin, kavramı tam olarak algılayın.
>>Soru köklerinde "çıkarılamaz", "değildir'', "değinilmemiştir'' gibi olumsuz ifadelere dikkat edin.
>>Yanıt verirken aceleci olmayın , bütün seçenekleri yani A'dan E'ye kadar bütün seçenekleri okuyun.
>>Paragraf sorularına "zordur'' psikolojisi ile yaklaşmayın , öyle yaklaşırsanız gerçekten sorular zorlaşır. Paragraf soruları yanıtını içinde barındıran sorulardır. Dikkat edilecek olursa paragraf sorularına 'bu parçada ... , bu parçaya bağlı kalınarak ... " diye başlanır.
>>Son yıllarda özellikle uzun paragraflar soruluyor. Uzun paragraflar, kısa paragraf sorularından daha kolaydır. Paragraf ne kadar uzun olursa yanıtı bulmak o kadar kolaylaşır.
>>Bazı sorularda seçenekler birbirine çok yakındır , özellikle iki seçeneğe indirdiğiniz sorularda aklınıza ilk gelen seçeneğin doğru olma olasılığı daha yüksektir.

>>Soruların çözümünde objektif (nesnel) olun. Sınavda "sizin paragraf, konu hakkındaki görüşünüz nedir'' sorulmaz. "Ama burada anlatılanlar bana göre yanlış" kanısından kaçının.
>>Bir de şunu unutmayın: Yaşamınızda edebiyata, sanata, eğitime, kültüre yer yoksa paragraf konusunda çok zorlanacaksınız , tersi geçerliyle paragraflar sizden korksun.


1. PARAGRAFIN YAPISI


Bir düşünceyi ana düşünce etrafında destekleyen cümle veya cümleler topluluğuna paragraf denir. Bir paragrafta nitelikçe farklı üç cümle vardır: giriş, gelişme ,sonuç.


a. Giriş Bölümü / Cümlesi


>>Paragrafın ilk cümlesidir. Giriş cümlesi, ilgi çekecek, merak uyandıracak şekilde düzenlenir.
>>Yapı , düşünce , dil ve anlam bakımından bir sonraki cümleye bağlıdır.
>>Giriş cümlesinin söz dizimi sonraki cümleyle uyumludur.
>>Giriş cümlesindeki sözcük ya da düşünceler sonraki cümlelerde tekrarlanır, bu da "anahtar sözcükler''i oluşturur.
>>Paragrafa sorulan "Neden söz ediliyor?" sorusuna yanıt verir, yani konunun ortaya konduğu cümledir.

Paragraf genelden özele dayalı (tümdengelim) bir düşünce zincirine dayalı ise giriş cümlesi konuyla birlikte ana düşünceyi de yansıtır.


>>Bu durumda genel bir yargı niteliği taşır. Paragraf özelden genele (tümevarım) dayalı bir düşünce zincirine göre kurulmuşsa , giriş cümlesi sadece konuyu verir.


>>Kısa , sade, anlaşılır ve ilgi çekici olmalıdır.
>>Bağlantı ögeleri, yani bir cümlenin daha önceki cümlelerin devamı olduğunu belirten sözcük ya da sözcük öbeğidir.

 

Paragrafın giriş bölümünde bulunmaması gereken "bağlayıcı ögeler'' şunlardır:


a) Cümle başı bağlaçları
b) Cümle başı ilgeçleri (edatları)
c) Bir cümlede geçen kavram ya da sözlerin yerine onları karşılayan zamirler

 

             Bağlaç                                           İlgeç                                               Zamir
Yalnız - ancak                                      Bundan dolayı                                Bu - şu - o
Ama - ise - gerçi                                 Bu nedenle                                      Ötekisi
Halbuki - fakat                                    Buna karşı                                       Öyleleri
Oysa -de, da                                         Buraya kadar                                  Böylesi - şöyleleri
Söz gelimi                                             Bunun için                                       Berikisi

b. Gelişme Bölümü


>>Yardımcı düşüncelerin verildiği , bağlantı ögeleriyle bir önceki cümlenin devamı olan bölümdür.
>>Giriş cümlesindeki konunun ayrıntılı açıklandığı, yardımcı düşüncelerle beslendiği bölümdür.
>>Yardımcı düşünceleri bulmak için sorulan soruların kökü olumsuzdur.
>>Yardımcı düşünceler ana düşünceyi açar, destekler, an düşüncenin anlaşılmasını sağlar.
>>Yardımcı düşünceler, ana düşünce gibi kapsamlı değildir.


c. Sonuç Bölümü / Cümlesi


>>Sözcük ve cümle vurgusu genellikle nasıl sonda ise asıl anlatılmak istenen düşünce de genellikle sondadır.
>>Paragrafın özeti niteliğindedir.
>>Kendisinden önce anlatılan yargıları bir sonuca bağlar.
>>Bağlayıcı ögeler çoğunlukla sonuç bölümünde yer alır.

d. Paragrafa Cümle Ekleme


>>Bu sorularda eklenecek cümlenin parçanın akışı açısından en uygun yere eklememiz istenir. Bunun için Romen rakamlarının önüne mi, arkasına mı , yerine mi geleceğine dikkat edilmelidir. Üç soru tarzı vardır:


1) Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine düşüncenin akışına göre" ... " cümlesi getirilebilir?
2) Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisinden önce düşüncenin akışına göre" ... " cümlesi getirilebilir?
3) Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisinden sonra düşüncenin akışına göre" ... " cümlesi getirilebilir?

e. Parçayı İki Paragrafa Ayırma


>>Paragraf bir düşünce birimi olduğu için her paragrafta bir düşünce yer alır, düşünce ve konu birliği olur. Bir konudan veya düşünceden bir başkasına geçince yeni bir paragrafa geçilir.
>>İki paragraf arasında uç noktalar olmayabilir. Birinci paragrafta şiirin konusundan, ikinci paragrafta şiirin biçim özelliklerinden bahsedilebilir.
>>İkinci paragrafın ilk cümlesinde önceki cümleyi çağrıştıran söz ya da sözcükler olmamalıdır. Bu tip sorular çözülürken öncelikle cevap seçeneği olacak cümlede bağlayıcı sözcükler yani cümleyi önceki cümleyle bağlantı sağlayacak "ancak", "çünkü", "ama", "fakat", "bundan dolayı ", "bunun gibi", "de" gibi sözler yer almamalıdır.

1. Paragrafta Anlatım Akışını Bozan Cümleyi Bulma


>>Paragraftaki cümleler konu bakımından birbiriyle bağlantılıdır , aynı düşünce etrafında gelişir. Cümlelerden biri ele alınan konudan uzaklaşırsa ya da diğer cümlelerden tümüyle farklı bir konuyu ele alırsa akışı bozar.

g. Paragrafta Yer Değiştirme


>>Bu tip sorular da "parçanın akışını bozan cümleyi bulma" ile benzer mantıkta çözülür. Akışı bozan cümle ya da cümleler uygun yere getirilir, yerleri değiştirilir.

h. Bir Sorunun Yanıtı Olan Paragraflar


>>Paragraf ile cevap seçeneği olacak soru arasında mantık ve anlam açısından sıkı bir bağ olmalıdır. Soru, paragrafın tamamını karşılayacak biçimde olmalıdır.


Cevap aranırken "parçanın önceden yöneltilmiş bir sorunun cevabı " olduğu unutulmamalıdır.
Soru, parçanın ana düşüncesi ve konusuna uygun olmalıdır.


Soru Tipleri


» Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığı olabilir?
» Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı yoktur?

i. Paragraf Tamamlama


>>Paragrafın başına , ortasına ya da sonuna getirilebilecek cümle sorulmaktadır. Paragraf giriş , gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur bilindiği gibi. Bu bölümlerin özellikleri dikkate alınarak başa, ortaya ve sona uygun cümleler getirilmelidir.
>>Parçanın başı , boş bırakılmışsa giriş bölümünün özellikleri dikkate alınmalıdır; giriş bölümünde konunun başlangıcı yer alır. Konu genel hatlarıyla tanıtılır. Bağlayıcı sözcükler (bağlaç , adıl. .. ) yer almaz.
>>Parçanın ortaları, boş bırakılmışsa gelişme bölümün özellikleri dikkate alınarak soru çözülmelidir. Konu çeşitli yönlerden açıklanır. Örnekler verilir, karşıtlık benzerliklerden yararlanılır, kanıtlamaya gidilir. Boş bırakılan yerin hem öncesinde ve hem sonrasında yer alan cümleler birlikte değerlendirilir.
>>Parçanın sonu boş bırakılmışsa sonuç bölümünün özellikleri dikkate alınır. Sonuç, konuyu kendinden önceki cümlelerden yola çıkarak sonuca ulaştıran bölümdür. Paragrafın özetlendiği, toparlandığı bölümdür. "Çünkü, ama, fakat, oysa,bundan dolayı " gibi bağlayıcı sözcüklere yer verilir.


ıı. PARAGRAFTA BAŞLIK


>>Başlık, ana düşüncenin adeta özetidir. Başlık , paragrafta vurgulanan kavram veya anahtar sözcüklerdir.
>>Başlık , konunun yoğunlaştırılmış biçimidir. Başlık , konunun hangi bakış açısıyla ele alındığını yansıtan söz öbeğidir.
>>Başlık bulunurken giriş cümlesinin dikkatlice okunması ve konunun saptanması
gerekir. Parçada sıkça aynı kavramdan söz ediliyorsa o kavram başlıktır.
>>Paragrafta başlık konusu sınavda çok çıkmayan bir konudur.

 

Soru olarak "Yukarıdaki parça için en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?" şeklinde çıkmaktadır.

111. PARAGRAFTA KONU


>>Parçada üzerinde durulan olay, durum ya da görüşe konu denir. Bir paragrafın konusu "Paragrafta ne anlatılıyor? " sorusunun yanıtıdır. Konuyu bulmak için "Yazar / sanatçı ne anlatıyor?" sorusu sorulabilir.

>>Paragrafta konu bulunurken parçanın geneli dikkate alınmalıdır. Ana düşünceden yola çıkılmalıdır.

>>Üzerinde en çok durulan şey paragrafın konusu olur.
>>Genellikle paragrafın ilk cümleleri dikkate alınmalıdır, çünkü genellikle konu ilk cümlelerde sezdirilir ya da verilir.
>>Konu bulunurken kesinlikle okuyan kişi parçaya yorumunu kalmamalıdır.Yorum katmak soru çözümünü zorlaştıracaktır.


Paragrafın konusuyla ilgili soru tipleri


» Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
» Bu parçada aşağıdakilerin hangisi üzerinde durulmuştur?
» Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmiştir?
» Yukarıdaki parçada yazar aşağıdakilerden hangisinden yakınmaktadır?
» Bu sözleri söyleyen yazar aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
» Bu parçada (romanın) hangi yönünden söz edilmektedir?
» Bu parçada (yazarın / sanatçının) hangi özelliği vurgulanmıştır?


Bir paragrafta iki konu vardır: Genel konu, sınırlandırılmış konu.


a. Paragrafın Genel Konusu: Bir paragrafta sınırları belli olmayan, açıklanmaya uygun olmayan konudur.


Örnek


Eleştirmen her şeyden önce bir yazardır. Biraz değişik de olsa sanatçının malzemeleri onda da vardır. Yazar olması, malzemesinin sözcükler olması ister istemez eleştirmeni bir yazı sanatçısı olmaya götürür. Sanatçının kullandığı malzemeyle sanatçının yaptığına benzer bir iş yapar. Bunu yaparken de sanatçı gibi davranması doğaldır.


Bu parçanın genel konusu "eleştirmen "dir. Fakat yazar eleştirmene dair her şeyi ele almamıştır. Sanatçıyla eleştirmeni karşılaştırmıştır. Konuya bir sınır getirmiştir.


b. Sınırlandırılmış Konu: Bir paragrafta sınırları belirlenmiş , çerçevesi çizilmiş olan konudur. Söz gelimi sanatçı dediğimizde , bu genel bir konudur. Ama 'sanatçının görevi' dediğimizde yazarın konuya bakış açısı devreye girmiştir, konu sınırlandırılmıştır.


Örnek


Şiirle resim arasında kimi ilişkiler bulunmakla birlikte iki sanatın kullandığı gereçler ve teknikler birbirinden farklıdır. İşlevleri, sesler aracılığıyla hayaller uyandırmak olan sözcükler hiçbir zaman doğrudan doğruya göze hitap eden renklerin yerini tutamazlar.


Bu parçada sınırlandırılmış konu "şiirle resim arasındaki fark"tır.


IV. PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE


Bir paragrafta yazarın asıl anlatılmak istediği okuyucuya verdiği mesajdır.
Genellikle paragrafın sonunda yer alır. Yazarı , yazmaya iten görüştür.


a) Tümdengelim Paragrafı: Genelden özele doğru anlatım vardır. Asıl söylenmek istenen yani ana düşünce parçanın başında verilir; daha sonra yardımcı düşüncelere ve örneklere yer verilir.


b) Tümevarım Paragrafı: Özelden genele doğru bir anlatım vardır. Asıl söylenmek istenen yani ana düşünce parçanın sonunda verilir.


Paragrafta ana düşünceyle ilgili soru tipleri


» Yukarıdaki parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
» Bu parçaya dayanarak aşağıdaki genellemelerden hangisine varılabilir?
» Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
» Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

V. PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCELER


Bir paragrafta ana düşünce dışındaki bütün cümleler yardımcı düşünceyi oluşturur.
Her paragrafta tek ana düşünce vardır; ama yardımcı düşünceler birden çoktur.


Paragrafta Anlatım ve Düşünce Birliği Nasıl Sağlanır?


a) Düşünce tekrarıyla : Aşağıdaki cümlelerde aynı düşünce yinelenmiştir.


» Halk ne söyleyecekse doğrudan söyler. Halkımız düşüncelerini dolambaçlı yollara sapmadan aktarır.


» Öykü yazarken, okurun ilgisini kamçılamak , düşünmesini sağlamak gibi bir kaygım yok. Bu nedenle, okurun merakını sürekli diri tutmak için, kurmaca izlenimi veren yöntemleri kullanmaktan kaçınıyorum .


b) İşaret Sözcükleriyle


» Sanatçı önce kullanacağı malzemeyi seçer. Sonra da bu malzemedeki estetik dışı unsurları ayıklar.


c) Bağlantı Ögeleriyle


» "Ama, fakat, yalnız , ancak, oysa, ne var ki" bağlaçları karşıtlık ilgisi kurar. "Çünkü, bu nedenle, bu yüzden" bağlaçları gerekçe ilgisi kurar. " Kısaca , özetle, sonuç olarak" bağlaçları özetleme ilgisi kurar. "Demek ki, yani" bağlaçları açıklama ilgisi kurar.


» Nurullah Ataç hep eleştirmen olarak düşünülmüştür. Oysa Ataç'ın asıl önemi eleştirmenliğinden değil , Türkçenin düz yazı dili olarak kurulması yolunda harcadığı çabadan ileri gelir.


» Kitap konusunda yetişkin ve çocuk ayrımı yapılmamalıdır. Çünkü iyi bir çocuk kitabı yetişkinlere de seslenir.


» Yazdıklarımın yüzlerce yerine büyük küçük birtakım ekleme ve çıkarmalar yaparım. Sözün kısası yazılarıma son biçimini verirken oldukça özen gösteririm.


Paragrafta yardımcı düşünceyle ilgili soru tipleri


• Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
• Yukarıdaki parçada sözü edilen " ... " (şair , sanatçı , yazar) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
• Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
• Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden söz edilmemiştir?

 

©2020 By KIZILTAN