Öncelikle öge kelimesinin ne olduğundan başlamamız gerekir. Sözlük anlamı birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri, unsur, eleman olarak geçer. Dolayısıyla cümlenin elemanları demek ile cümlenin ögeleri demek bir bakıma aynı şey olur.


                   


Yüklem


Cümlenin en önemli ögesidir.
Diğer ögeler yükleme sorulan sorular yoluyla bulunur.
Cümlenin bütün yükünü taşır, bir bakıma cümlenin annesidir.

Yüklem sözcüğünün kökü zaten "yük"tür: yük-le-m.
İsim soylu her türlü sözcük ek eylem alarak fiiller ise doğrudan yüklem olabilir.
Yüklem devrik cümlelerde başta ya da ortada, kurallı cümlelerde ise sonda bulunur.


» Sözün şiirlerin mükemmelidir.
Senden başkasını seven delidir.
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibidir!.
» Gidivorum bu gurbet ellerden.
» Sıkıntıların dışa vurumudur türküler.
» Her güzel ifade şiir değildir.


Özne


Yüklemin bildirdiği iş, oluş ve durumu gerçekleştiren ya da belirttiği yargıya konu olan ögedir. Tamlamalar, adlar, adıllar, adlaşmış sıfatlar, eylemsiler özne göreviyle kullanılabilir.
Yükleme sorulan
"kim" ve "ne" sorularına cevap olur.

Kim ve ne sorularını doğrudan değil de yüklemle birlikte sorarsak özne ve nesne soruları karışmaz :


zaten cümlenin ögelerini bulurken önce temel ögeleri (özne-yüklemi) sonrada yardımcı ögeleri (tümleçleri) bulmalıyız.


İsim cümlelerinde: "yüklem+ olan ne" ya da "yüklem+ olan kim"


Eylem cümlelerinde: "yüklem + -an ne' ya da "yüklem + -an kim"

» Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir. ("yükselen ne" sorusuna"vatan" sözcüğü yanıttır, bu nedenle "vatan" sözcüğü öznedir.)
» Kalem, kılıçtan keskindir. ("keskin olan ne" sorusuna "kalem" sözcüğü yanıttır,bu nedenle "kalem" sözcüğü öznedir.)
» Kitaplarım, bana yetecek kadar büyük bir dünyadır.
» Kimi, benim gibi erir derinden.
» Sabah, insana ayrı bir mutluluk verir.
» Ağlayanlar bir gün güler.
» Samsun'un evleri deniz kokar
İzmir'in kızı deniz, denizi kız kokar.


Özne olan sözcükler ad durum eklerini genellikle almaz, yani yalın halde bulunur.


» Kitap kayboldu. (Özne ek almamış, yalın haldedir.)
»Kitabı kayboldu. (Özne, iyelik eki almış, yalın haldedir.)


Özne "kendi" dönüşlülük zamiriyle "de" ve "ki" gibi bağlaçlarla pekiştirilir.


» Bu işi ben yaptım.
» Bu işi ben kendim yaptım.
» Sen ki beni rezil ettin bu alemde.


Özne çeşitleri şunlardır;


1) Gerçek Özne:

 

Cümlede belirtilen işi yapan ya da yargıya konu olan öznedir. Cümlede "açık özne" ya da "gizli özne" biçiminde olabilir. Gizli özne, yüklemdeki kişi ekinden anlaşılan ve cümlede yer almayan özne türüdür. Gizli özne öge sıralamasına ve sayısına dahil edilmez.


» O gece sabaha kadar babamı bekledik. ("Biz" sözcüğü gizli ve gerçek öznedir.)
» Ahmet Mithat Efendi, edebiyatımızın halk romancısıdır.
»
Çocuklar, büyüklerin gizlediklerinin aynasıdır.


2) Sözde Özne:

 

Edilgen çatılı eylemlerin yüklem olduğu cümlelerde bulunan özne türüdür. Esasen eylemi yapan değil eylemden etkilenen öge durumundadır, yani nesnedir. Zaten yüklem etken hale getirildiğinde sözde özne, nesneye döner.


Sözde öznenin olduğu cümlelerin yüklemi "-ıl , -il, -1, -ın, -in, -n" eklerini alır, işin başkası tarafından yapıldığı anlamı vardır.


» Kilim, büyük bir özenle süslenmişti.
» Türkçenin kuralları pek bilinmez.
» Dere geçerken at  değiştirilmez.
» Gemiler, düğün için süslendi.


Geçişsiz eylemler edilgen duruma getirildiğinde cümlede özne bulunmaz. Bu tür cümlelerde özne belli değildir.


Karikatürcüden korkuluyor. ("Kim" ve "ne" sorularına yanıt alınamaz.)
Sabah olunca okula gidilecek. ("Kim" ve "ne" sorularına yanıt alınamaz.)
Oraya geceleyin gidilmez. ( "Kim" ve "ne" sorularına yanıt alınamaz.)
Sabahleyin dosyalara bakıldı. ("Kim" ve "ne" sorularına yanıt alınamaz.)


3) Örtülü Özne:

 

Edilgen çatılı cümlelerde, gerçek öznenin "tarafından","yüzünden", "nedeniyle", "etkisiyle" sözcükleri ve "-ca, -ce" gibi ifadelerle belirtildiği bölüm örtülü öznedir. Örtülü özne, gerçek öznenin çeşitli ek ve sözcüklerle gizlenmesidir aslında. Örtülü öznenin olduğu cümlelerde "sözde özne" de bulunur.


» Okullar, valilik tarafından tatil edildi.
» Fırtına nedenivle yollar kapandı.


Yukarıdaki cümlelerde "okullar" ve "yollar" sözde özne altı çizili ifadeler ise örtülü öznedir, ancak akademik dil bilgisi kaynaklar örtülü özneyi öge olarak genellikle "belirteç (zarf) tümleci" olarak değerlendirmektedir.


» Birçok koyun kurtlar tarafından parçalanmıştı.
» İstanbul'a göçmeye ailece karar verilmişti.
» Rüzgarın etkisiyle tüm camlar kırıldı.
» Anayasanın değiştirilen maddeleri cumhurbaşkanınca onaylandı.


Özne-Yüklem Uyumu


Özne-yüklem arasındaki uyumu üçe ayırabiliriz :


Tekillik ve çoğulluk açısından uyum
Kişi bakımından uyum
Olumluluk-olumsuzluk bakımından uyum


a) Tekillik-Çoğulluk (Nicelik) Bakımından Uyum


Genel olarak öznenin tekil olduğu cümlelerde yüklem tekil, öznenin çoğul olduğu cümlelerde yüklem çoğul olur, ancak Türkçede bu durumun birçok istisnası vardır.


Şimdi bu istisnaları görelim:


Özne herhangi bir insanı karşılıyorsa , yüklem tekil de çoğul da olabilir.


» Öğrenciler, bahçede top oynuyorlar.
» Çocuklar, birkaç gün sonra gidecekler.


Özne, organ adları ya da onlarla ilgili sözcüklerle kuruluysa yüklem tekil olur.


» Kulaklarım çınlıyor, gözlerim kararıyor, ellerim karıncalanıyor.


Sayılarla ya da nicelik (miktar) anlamı taşıyan belgisiz sıfatlarla kurulan tamlamalar özne olursa yüklem tekil olur.


» Birçok üye henüz gelmedi.
» Bin tasa bir borç ödemez.
» ÜÇ arkadaş, yıllarca aynı mahallede yaşamıştı.
» Olayı birkaç kişi duymuştu sadece.


Belgisiz zamirlerin özne olduğu cümlelerde yüklem tekil olur.


» Hepsi, bir anda dışarı çıktı.
» Yazarların çoğu, ölüm konusunu işlemiştir.


Bitki, hayvan ve cansız varlık adlarının çoğulları özne olduğunda yüklem tekil olabilir.


» Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.

Cansız varlıklar, hayvan ve bitkiler kişileştirilirse çoğul özneye çoğul yüklem olabilir.


» Dinle, bak! Kuşlar, bizim şarkımızı söylüyorlar.


Zaman adlarının çoğulu özne olduğunda yüklem tekil olur.


» Aylar yılları, yıllar ayları kovaladı.


Eylem adlarının çoğulu özne olduğunda yüklem tekil olur.


» Sokakta koşuşmalar, bağrışmalar devam ediyordu.


Soyut adların çoğulu özne olduğunda yüklem tekil olur.


» Düşünceler, topla, tüfekle engellenemez.


Topluluk adları özne olduğunda yüklem tekil olur.


» Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
» Ağır ağır önümden geçti deve kervanı.


Üçüncü kişiden söz edilirken söz konusu kişiye nezaket ve ya saygıyı belirtmek, onu yüceltmek için öznenin tekil, yüklemin çoğul olduğu cümleler de vardır.


» Müdür bey, henüz gelmediler.
» Mehmet Bey. salona geçsinler.
» Cumhurbaşkanımız, genel kurulu teşrif ediyorlar.


b) Kişi Bakımından Uyum


Genel olarak özne kaçıncı kişi ise yüklem de ona uygun kişi eki ile çekimlenir.


» Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzel-sin
» Ben Türkiye gibi aydınlık ve güzel-im
» Siz benim niye ağladığımı nerden bilecek-siniz?

Cümlede birden çok kişiden oluşan öznenin bulunması halinde özne-yüklem
uyumu şöyle olur:


1. Özne, 2. ve 3. (tekil ya da çoğul) kişilerden oluşuyorsa yüklem ikinci çoğul kişiyi gösterir.
 

» Sen ve o aynı özelliklere sahipsiniz.(Siz)


2. Özne 1. ve 2. (tekil ya da çoğul) kişilerden oluşursa yüklem birinci çoğul kişi ekini alır.


» Ben ve sen aynı hamurdan yoğrulmuşuz .(Biz)
» Sen ve ben bir fidanın iki dalıyız .(Biz)


"Kimi, bazı , çoğu , birkaçı " gibi belgisiz adıllar çoğul kişi eki (-imiz) alarak özne olursa yüklem üçüncü tekil kişi olabilir.


» Kimimiz, konuyu daha önce de tartıştı.
» Bazılarımız, romanın adını hiç duymamıştı.


c) Olumluluk-Olumsuzluk Açısından Uyum


Özne; kimse, hiçbiri sözcüklerinden oluşursa yüklem "olumsuz" olur.
Özne; hepsi, herkes sözcüklerinden oluşursa yüklem "olumlu" olur.


» Kimse buradan rahatsız olmaz
(olumsuz)                            (olumsuz)
» Herkes evini sever, ama siz abartın; fakir alın evinizi şımartın
(Olumlu)        (olumlu)


                           


Nesne (Düz tümleç)


Eylemden etkilenen öge olup yükleme sorulan "neyi", "kimi" ve "ne" sorularına cevap olur 2'ye ayrılır.


1) Belirtili Nesne:

 

Adın belirtme durum ekini (-i) alır. Yükleme sorulan "neyi, kimi, nereyi, hangisini" gibi sorulara cevap olur. Bu sorulursa da yanıt olan sözcük de belirtme ekini alır.


» Yok edin insanın insana kulluğunu. (nesne ad tamlaması)
» İstediğini söyleyen istemediğini işitir. (nesne sıfat-fiil)
» Beni hiç dinlemedin. (nesne kişi zamiri)
» Çürükleri dolaptan çıkar. (nesne adlaşmış sıfat)
» Taze meyveyi yıka da getir. (nesne sıfat tamlaması)


2) Belirtisiz Nesne:

 

Yalın durumdaki nesnedir, yani ad durum eklerinden birini almaz. Özne bulunduktan sonra, yükleme sorulan "ne" sorusuna cevap olur.


» Bana, "Seni seviyorum." dedi.
» Fazla mal göz çıkarmaz.
» Kargadan korkan darı ekmez.
» Belinden büyük bir bıçak çıkardı.


Dolaylı Tümleç


Yüklemin bildirdiği işin, oluşun , yargının yöneldiği, bulunduğu ve ayrıldığı yeri, yönü bildiren ögelere dolaylı tümleç denir. Dolaylı tümleç bazı dil bilgisi kitaplarında "yer tamlayıcısı " olarak da geçer.
Dolaylı tümleç olan sözcükler, adın yönelme
( -e hali), bulunma ( -de hali) ve ayrılma ( -den hali) durum eklerinden birini alır. Hem dolaylı tümleci buldurmaya yönelik sorular hem de dolaylı tümleç olan sözcük ya da söz grubu durum eklerini (-e, -de, -den) alır.


Dolaylı tümleci buldurmaya yönelik sorular şunlardır.


        -e durum eki                                            -de durum eki                                        -den durum eki
              kime                                                            kimde                                                         kimden
              neye                                                             ne(y)de                                                       ne(y)den
              nereye                                                         nerede                                                        nereden

» Güneş girmeyen eve doktor girer.
» Akıl, akıldan üstündür.
» Sivas yollarında geceli katar katar kağnılar geçer.
» Bir kadeh bir taş olur yıldızların altında.
» Bin bilsen de bir bilene danış.


Deyim kalıbı içinde yer alan "-e, -de, -den" durum eklerini alan sözcükler dolaylı tümleç olmaz.

 

Dillerde dolaşmak
Dile düşmek
Gözden düşmek


"-e, -de, -den" hal eklerini alan her sözcük dolaylı tümleç olmaz; "neden (sebep)", "zaman" ve "durum" anlamı katan bu ekler belirteç (zarf) tümleci yapar.


Susuzluktan dudakları çatlamış.
Akşamdan size gelelim.


Zarf (Belirteç) Tümleci
 

Yüklemi, durum, zaman, sebep, yer-yön, miktar (ölçü / azlık-çokluk) ve soru bakımından tamamlayan sözcük ya da söz öbeğidir. Zarf görevli sözcükler cümlede "belirteç tümleci" olur.


Zarf tümlecini bulmak için yükleme şu sorular sorulur:

 

Nasıl, niçin, ne diye, niye, neden, ne zaman, ne kadar, nereye, nere ...


» Bir gece ansızın gelebilirim.
» Dün yolda rastladım, sevindi beni görünce.
» Herkes dışarı çıktı.



Yer-yön bildiren sözcükler ek almadan "nereye" sorusuna yanıt verirse "zarf tümleci"; "-e, -de, -den" eklerini alırsa dolaylı tümleç olur.


Adam aşağı indi. (Zarf tümleci)
Adam aşağıya indi. (Dolaylı tümleç)


İsim soylu yükleme sorulan "nasıl" sorusunun cevabı zarf tümleci olmaz,  yüklemi niteleyen sıfat olur.


Sait Faik, etkileyici bir yazardı. (sıfat)(yüklemi: etkileyici bir yazardı)
Sait Faik, etkileyici yazardı öykülerini. (zarf tümleci)


"İle" sözcüğü durum, "için" sözcüğü sebep anlamı kattığında belirteç (zarf) tümleci oluşturur.


Yazar, özgün bir anlatımı benimsediği için çok okunuyor. (sebep)
Ozan, her şeyi sazıyla dile getirir. (durum)



Ögeleri Buldurmaya Yönelik Sorular


"Aşağıdakilerin hangisinde soru "özneyi-nesneyi ... " buldurmaya yöneliktir?" şeklindeki soru tiplerinde dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:


"mı" soru ekinin olduğu cümlelerde; "mı" hangi ögeden sonra ise ya da " mı " ekinden önce hangi öge varsa soru o ögeyi buldurmaya yöneliktir.


» Ayşe dün gece mi buraya geldi? ( "mi"den önce yer alan "dün gece" sözü zarf tümleci olduğu için soru zarf tümlecini buldurmaya yöneliktir)
» Yağmur mu yağıyor? ( "mu"dan önce yer alan "yağmur'' sözcüğü özne olduğu için soru özneyi buldurmaya yöneliktir)
» Beni mi sordu sana? ( "mi"den önce yer alan "beni" sözcüğü belirtili nesne olduğu için soru belirtili nesneyi buldurmaya yöneliktir)
» Kardeşin aşağı mı indi? ( "mı "dan önce yer alan "aşağı " sözcüğü zarf tümleci olduğu için soru zarf tümlecini buldurmaya yöneliktir)
» Geçen akşam ders çalıştın mı? ( "mı"dan önce yer alan "çalıştın" sözcüğü yüklem olduğu için soru yüklem buldurmaya yöneliktir)


Soru sözcüklerinin yerine yanıt getirilir, yanıt hangi öge ise soru ögeyi buldurmaya yöneliktir.


» Ne zaman tükenecek bu yollar? (Zarf Tümleci)  (bugün)
» Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? (soru özneyi buldurmaya yönelik)  (o çılgın)
» Kim seni buraya getirdi? (Özne)  (Ali)
» Kimdir seni buraya getiren?(Yüklem) (kardeşindir)
» Nerededir o eski hatıralar? (Yüklem) (geçmiştedir)
» Eski hatıralar nerede kaldı? (Dolaylı Tümleç) (geçmişte)


"Soru hangi ögeyi buldurmaya yöneliktir?" sorularında şu pratik yöntemi mutlaka kullanın: Soru sözcüğünde "-dır'', "-idi" veya "-imiş" ek eylemleri varsa ya da "-dir" ek eylemi düşmüşse soru yüklemi buldurmaya yöneliktir.


Kaç gündür neredeymiş?
Geçen gün gelen kimdi?
Aldığın roman kiminmiş?

                                
 

Cümlenin en önemli ögesi yüklem olduğu için yükleme en yakın olan öge en çok vurgulanan ögedir.

Devrik cümlede yüklem baştaysa vurgulanan öge yüklemin kendisidir.


» Ali dün gece eve gelmedi. (Dolaylı tümleç)
» Ali eve dün gece gelmedi. (Zarf tümleci)
» Eve dün gece Ali gelmedi. (Özne)
» Ali dün gece eve otomobille geldi. (Zarf tümleci)


Soru sözcükleriyle kurulan soru cümlelerinde vurgu soru anlamını sağlayan sözcükte olur.


» Kim derdi seninle ayrılacağız? (Özne vurgulanmış.)
» Nasıl kıydın o masum düşlerime? (Zarf tümleci vurgulanmış.)


Soru eki (mı / mi) ile kurulan cümlelerde vurgu soru ekinden önce gelen  ögededir.


» Sen dün beni mi aradın? (Nesne vurgulanmış.)
" Beni dün sen mi aradın? (Özne vurgulanmış.)
» Beni dün sen aradın mı? (Yüklem vurgulanmış.)


"de" ve "ki" bağlacı vurguyu kendinden önceki sözcüğe taşır.


» Sen ki beni rezil ettin cümle aleme! (Özne vurgulanmış.)
» Sen de vefasız çıktın. (Özne vurgulanmış.)

 

                                          
Cümlenin anlamını güçlendirmek ya da bir açıklama yapmak amacıyla cümlenin akışını keserek araya alınan sözlere "ara söz" denir.


Ara söz ikiye ayrılır:


1) Öge açıklayıcısı ara sözler
2) Ara cümleler (Cümle dışı unsurlar)


1) Öge Açıklayıcısı Ara Söz


Bir ögeyi vurgulamak, o ögeyi daha iyi açıklamak için kullanılan ara sözlerdir. Bu ara sözler, açıklayıcısı oldukları ögenin içinde ye alır, cümle çözümlemesinde o ögeyle birlikte alınır.


Örnek:


» Kalabalıktan biri, yaşlı bir adam, elini kaldırdı. (Öznenin açıklayıcısı)
» Anadolu, uygarlıkların beşiği, onu tanıyanları kolayca kucaklar. (Öznenin açıklayıcısı)
» Çocukları. geleceğin umutlarını, en iyi şekilde yetiştirmeliyiz. (Belirtili nesnenin açıklayıcısı)
» Turgutlu'daki evlerine, özlemini çektikleri vere, dönmek istiyorlardı. (Dolaylı tümlecin açıklayıcısı)
» Atatürk'ün öldüğü gün, 10 Kasım 1938'de, herkes büyük bir yas tutmuş. (Belirteç tümlecinin açıklayıcısı)
» Senin için, sevgili dostum için, elimden gelen her şeyi yaparım. (ilgeç tümlecinin açıklayıcısı)
» Recai Bey -otuz beş yaşlarında, ince uzun boylu, çiçek bozuğu sevimsiz bir adam- sabah erkenden evinden çıkmış. (Öznenin açıklayıcısı)
» O şapkalı adam, hayatı boyunca karlı havalarda bile sokağı çıkmamış o adam, merakı ve aptallığı yüzünden öldü. (Öznenin açıklayıcısı)


Ara sözün cümlenin ögesi olup olmadığını anlamanın kolay yolu ara söz olarak düşünülen sözün başına "yani" sözcüğünü getirmektir.


• "Şair, o büyük ağıtçı , ölümü ekti toprağa. " cümlesinde ara söz olan "büyük ağıtçı " nın başına ''yani" sözcüğü getirilebilir, bu durumda ara söz cümlenin ögesidir.


2) Cümle Dışı Unsur - Ara Cümle


Genellikle cümle biçiminde olan ara cümleler, yine anlatılanlarla ilgili bir duyguyu,bir düşünceyi belirtmek için kullanılırlar; ancak öge açıklayıcıları gibi bir ögeyle beraber düşünülemezler. Yani ara cümleler, cümle dışı unsurdur, cümlenin hiçbir  ögesi olmazlar.


Örnek:


» Sen -karıştırıyorsam kusura bakma- sosyete dişçisi Haluk Nur'un üçüncü karısı olmalısın.
» Bir sabah -o sabahı hiç unutmayacağım- penceremin altından bir ses duydum.
» Ben kalbimden başka yerde, inan, seni bulamadım.
» Beklediğimiz konuklar, emin ol, gelmeyecekler.
» Olaydan sonra, sen de anımsayacaksın , onlarla ilişkimi kesmiştim.
» Bir dil, bir başkasından -eğer bir yakınlıkları bir akrabalıkları yoksa- seslerinin
niteliği açısından bütün bütün ayrılır.



Cümlenin ögeleri bulunurken dikkat edilmesi gereken noktalar:


1) Cümlenin ögesi bulunurken anlam ve yapıca kalıplaşmış veya kaynaşmış olan sözcük ve söz öbeklerini bir bütün olarak değerlendirmeliyiz.

 

Sıfat tamlamaları , ad tamlamaları, birleşik eylemler, deyimler bölünmez.


» Senin en güzel yerin kahverengi gözlerindir.
» Böyle ferman etti Cahit!


2) Cümlenin ögeleri bulunurken işi kolaylaştırmak için devrik ifadeler kurallı hale getirilmelidir.


» Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklal!
Kurallı hali; İstiklal Hakk'a tapan milletin hakkıdır.

3)
Bağlaçlar, hitaplar söz öbeği kurmamışsa cümle dışı unsur sayılıp cümlenin herhangi bir ögesi olamaz.


» Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul! ("Aziz İstanbul" seslenme olduğu için cümle dışı unsurdur)


4) İsim soylu cümlelerde ve isim cümlelerinde genellikle nesne bulunmaz, yani nesne aranmamalıdır.


» Babamın günlüğü masadaydı.
         (Özne)                  (yüklem)
5)
Cümlenin ögeleri bulunurken tüm sorular yükleme sorulmalıdır aksi takdirde ögeler yanlış bulunur.


» Tatlı dil her kapıyı açan bir anahtardır.
      (özne)                  (yüklem)


!!! Yüklem yanlışlıkla "anahtar'' ya da "açan" sözcüğü alınırsa ögeler yanlış bulunur.


"Neyi açan" diye bir soru sorarsak "her kapıyı " yanıtını alırız, ancak doğru olmaz. Yüklem tamlama olduğu için bölünmemelidir.


6) Bazı cümlelerde yüklemdeki ek eylem düşer ve yüklemi bulmak zorlaşır. Bu tarz cümlelerde ek eylemi biz tamamlarız ve ek eylem neredeyse yüklem oradadır.


Çünkü ek eylemin bir görevi de ad soylu sözcükleri yüklem yapmaktır. Bu ifadeden de anlaşıldığı üzere bu tarz cümleler genellikle isim cümleleridir.


" Bu aşkın katili sensin. " İfadesinin öznesi sensin değil , "bu aşkın katili" ifadesidir,
çünkü ek eylem "sensin" sözcüğündedir. Cümleyi şöyle değiştirelim;


"Sen bu aşkın katilisin" o zaman sen özne, "bu aşkın katilisin" yüklem olur.


7) Soru cümleleri yanıt cümlesine çevrilirse ögeleri bulmak daha kolay olur.


» Düşüren kim bu aşkı dillerden dillere?


Öncelikle bu devrik cümleyi kurallı hale getirelim: Bu aşkı dillerden dillere düşüren kim(dir). "Kimdir'' sözcüğü yerine yanıt sözcüğünü koyarsak ögeleri daha kolay buluruz.

Örneğin , yanıt "sensin" diyelim, o halde "sensin" sözcüğü yüklem, geriye kalan bölüm özne olur.

       CÜMLENİN ÖGELERİ

CÜMLENİN TEMEL ÖGELERİ

CÜMLENİN YARDIMCI ÖGELERİ

CÜMLEDE VURGU

   ARA SÖZ

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

©2020 By KIZILTAN