ANLATIM BOZUKLUĞU

 
 
 
 
 
 
 

 ANLAMA DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI
GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANILMASI


İyi düşünülerek kurulmuş bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz.
Gereksiz sözcük kullanılması anlatımın duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğuna yol açar. Cümlede duygu ve düşüncenin belirtilmesinde hiçbir işlevi olmayan sözcük ya da sözcükler gereksizdir.


Bunu şöyle anlayabiliriz: Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma olmuyorsa o sözcük gereksizdir.


 


A. Eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması

Eş anlamlılık, daha çok bir dildeki yabancı kökenli sözcüklerle ilgilidir.


Sağlık ve sıhhat, insanın en büyük hazinesidir.
(Cümlede “sağlık” ve “sıhhat” sözcükleri eş anlamlıdır. İkisinin aynı cümlede kullanılması gereksiz sözcük kullanımına neden olmuştur.)


Bardakları kutusundan çıkardı, onları bulaşık makinesine yerleştirdi.

(Cümlede “onları” sözcüğü “bardakları” sözcüğünün aynı görevde kullanılan zamiridir. Bu durumda ikisinin aynı yargı içinde kullanılması gereksizdir.)


Estetik kaygı ve endişesiyle yazılmış eserler okumak isterim.

(Cümlede kullanılan “kaygı” ve “endişe” sözcükleri eş anlamlıdır.İkisinin aynı cümlede kullanılması gereksizdir.)


B. Sözcüğün anlamının cümledeki başka bir sözcükte bulunması


Cümlede bazı sözcükler, kullanılan bir başka sözcüğün de anlamını verebilir. Bu durumda, o sözcüğün cümlede yer alması gereksizdir.


Ayaklarının tabanlarını çocukça bir istekle yere sürtüyordu.
(“Taban” sözcüğü, “ayağın alt yüzeyi” anlamındadır. Bu nedenle “taban”la birlikte “ayak” sözcüğünün kullanılması gereksizdir.)


Öğrendiklerini sessizce kulağıma fısıldadı.
(Cümledeki “sessizce” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. “Fısıldama” zaten sessizce yapılan bir eylemdir.)


C. Sözcüğün anlamının cümledeki işteş çatılı ya da bileşik bir eylemde bulunması


Eklerin de anlamsal işlevi vardır. Cümlede yer alan bir ekin işleviyle kullanılan sözcükler de cümleden çıkarıldığında anlamda daralma olmaz.


İki sevgili uzun yıllar karşılıklı mektuplaşmış.
(Cümlesinde “mektuplaşma” karşılıklı yapılan işteş bir eylemdir. Bu nedenle “karşılıklı” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. )


Kat görevlisi, yerleri hemen temizleyiverdi.
(Cümlesinde “temizleyivermek” tezlik birleşik eylemdir ve eylemin hızlı bir şekilde yapıldığını anlatır. Bu nedenle “hemen” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.)


D. Yardımcı eylemin gereksiz kullanımı


Yardımcı eylemler (et-, ol-, kıl-, eyle-, buyur- …) ad soylu sözcükleri yargı bildirir duruma getirmek için o sözcüklerle birlikte kullanılır.

Bu durumda ad soylu sözcükle yardımcı eylem, bir söz öbeği oluşturur. Ancak gerekmedikçe yardımcı eylemler kullanılmamalıdır.


Ad soylu sözcükten eylem türetebilecekken sözcüğe yardımcı eylem getirilmesi gereksizdir.


Soğukta bekleyen öğrenciler hasta olmuş. (Cümlede, “hasta” sözcüğünü yargı bildirir duruma getirmek için “hastalan-“ gibi bir türetim yerine “hasta olmak” birleşiğine başvurulması gereksiz yardımcı eylem kullanımına neden olmuştur. )


"Soğukta bekleyen öğrenciler hastalanmış." doğrudur.


Yanlış bir şey yapmandan kuşku ediyorum. (Cümlede, “kuşkulan-“ yerine “kuşku etmek” birleşiğinin kullanılması yardımcı eylemin gereksiz kullanımına neden olmuştur.)


"Yanlış bir şey yapmandan kuşkulanıyorum." doğrudur.


E. Ek Fiilin Gereksiz Kullanımı


Bağlı isim cümlelerinde ortak kullanılan ek fiilin, yüklemler için uyumlu olmasına rağmen tekrarlanması anlatım bozukluğuna neden olur.


Bu yörenin insanları sıcakkanlıydı ve yardımseverdi.
"Bu yörenin insanları sıcakkanlı ve yardımseverdi." doğrudur.


Misafirler gittikten sonra ev sessizdi ve huzurluydu.
"Misafirler gittikten sonra ev sessiz ve huzurluydu." doğrudur.


F. Eklerin gereksiz kullanımı


Ben de araba kullanmasını öğrendim sonunda. (Ad-eylem (-ma/-me), belirtili nesne olarak kullanıldığında gerekmedikçe belirtme durum ekinden önce 3. tekil iyelik eki getirilmemelidir. Bu durumda cümlede “kullanmasını” sözcüğündeki 3. tekil iyelik eki (-i) gereksiz kullanılmış.)


"Sonunda araba kullanmayı ben de öğrendim." doğrudur.


Bu elbisesi onun en sevdiği elbisesidir. (Yüklemde kullanılan “elbisesi” sözcüğündeki iyelik eki (-i) gereksiz kullanılmıştır.)


"Bu elbisesi onun en sevdiği elbisedir." doğrudur.


Neşemi kaybetmeme hiç niyetim yok. (Cümlede I. tekil iyelik eki, üç kez tekrarlanarak anlatımı bozmuştur. "Kaybetmeme" yerine "kaybetmeye" denirse anlatım düzelir.)


"Neşemi kaybetmeye hiç niyetim yok." doğrudur.


Yetenekli birçok öğrenci var, sen de bunlardan birisisin. (Cümlede "birisisin" sözcüğünde iyelik eki gereksiz kullanılmıştır. "Birisin" demek yeterlidir.)


"Yetenekli birçok öğrenci var, sen de bunlardan birisin." doğrudur.


Seni aramamamın sebebi sana kırılmış olmamdandır. (Cümlesinde “sebep” sözcüğüyle aynı anlamı üstlenen “kırılmış olmamdandır” sözcüğündeki “-dan” ekinin bir arada
kullanılması doğru değildir.)


"Seni aramamamın sebebi sana kırılmış olmamdır." doğrudur.
"Seni aramamam sana kırılmış olmamdandır." doğrudur.

 

Kasabadaki çıkan yangında pek çok ev kül oldu. (Sıfat yapan “-ki” eki ile aynı özelliği veren “çıkan” eylemsisi birlikte kullanılarak duruluk bozulmuş.)


"Kasabada çıkan yangında pek çok ev kül oldu." doğrudur.
"Kasabadaki yangında pek çok ev kül oldu." doğrudur.


Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması


Cümledeki sözcüklerin anlamca birbiriyle tutarlı olması gerekmektedir. Tutarlılık ise sözcüklerin arasında çelişki olmamasıyla mümkündür.
Anlamca çelişen sözcükler, cümlede ikiliğe yol açarak anlam belirsizliğine, bu da açıklığın olmamasına neden olur.

Bu anlatım bozukluğuna yol açan genellikle “kesinlik-olasılık” ya da “kesinlik-
yaklaşıklık” bildiren sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır.


Hiç kuşku yok ki en çok seni özlemiş olmalı.(Cümlede “hiç kuşku yok ki” söz öbeği “kesinlik” bildirmektedir ancak aynı cümlede “olasılık” bildiren “olmalı” yargısı da kullanılmıştır. Bu durum, cümlede tutarsızlığa neden olmakta dolayısıyla anlam çelişmektedir.

1. “Hiç kuşku yok ki en çok seni özlemiş.

2. En çok seni özlemiş olmalı.” 


Onunla görüşmeyeli hemen hemen tam sekiz yıl oldu.
Emek ürünü yapıtlar sonsuzluğu tam anlamıyla yakalamış gibidir.
Sorun hiç şüphesiz müdürün de kulağına gitmiş olmalıdır.


Deyim ve Atasözü Yanlışları


Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ifadelerdir. Bunlara ne bir sözcük eklenebilir ne de bunlardan bir sözcük çıkarılabilir. Anlama uygun olmayan deyim ve atasözü kullanmak ya da bunların içerisindeki bir sözcüğün eş anlamlısıyla değiştirilmesi anlatım bozukluğuna
yol açmaktadır.


Yüzünden dökülen bin parçaydı, yüzü hiç gülmüyordu. (Cümlede, deyimdeki bir sözcük yakın anlamlısıyla değiştirilmiş ve deyimin kalıbı bozulmuştur.)


"Yüzünden düşen bin parçaydı, yüzü hiç gülmüyordu." doğrudur.


Az veren maldan, çok veren candan olur, derler.(Cümlede, atasözünün söz dizimi bozulmuş, bu da anlatım bozukluğuna neden olmuştur.)

 
"Az veren candan, çok veren maldan olur, derler." doğrudur.


Durduk yere niye arı kovanına parmak sokuyorsun? (arı kovanına çomak sokuyorsun)
Yorgunluktan dizlerime kara sular indi.(ayaklarıma kara sular indi)
Başarısı sayesinde göze batmış ve terfi etmişti.(göze girmiş)
Bana söylediklerini kulak kabartarak dinledim.(kulak kesilerek)
Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.(elinden geleni yap)


Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanımı


➤ Anlamca benzerlik, özdeşlik değildir. Benzer sözcükler ya da söz öbekleri arasında küçük de olsa anlam ayrılığı vardır.
Bu ayrılıklara, anlam inceliklerine özen gösterilmediğinde anlatım bozulur.


Son yıllarda küçümsenmeyecek sayıda çocuk kitabı yayımlandı.(Cümlede “küçümsemek” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır.  “Küçümsemek” bir şeye ya da bir kişiye değer vermemek demektir. Oysa cümlede ölçülebilir bir şeyi az bulmak anlamındaki “azımsamak” sözcüğü kullanılmalıydı.)


"Son yıllarda azımsanmayacak sayıda çocuk kitabı yayımlandı." doğrudur.


2009 tarihinde oğlum gözlerini dünyaya açtı. (Cümlede “tarihinde” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. “Tarih”, bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz demektir oysa “2009” bir tarih değil “yıl”dır.)


"2009 yılında oğlum gözlerini dünyaya açtı." doğrudur.


Köy kahvesinde çorap dokuyan adamlar gördüm.(Cümlede “dokuyan” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü halı, kilim vs. dokunur oysa çorap “örülür”. )


"Köy kahvesinde çorap ören adamlar gördüm." doğrudur.


➤ Doğru bir anlatım için anlatılmak istenene en uygun sözcükleri seçmek gerekir. Aksi hâlde aynı kökten türemiş sözcükler karıştırılır. Bu durum, anlatmak istediğimizin dışında bir
anlamın ortaya çıkmasına neden olur.


Bizim köyün kendine özgün âdetleri var. (Cümlede “özgü” sözcüğüyle “özgün” sözcüğü karıştırılmıştır. “Özgü” birine, bir şeye ait olan, has, mahsus anlamındayken
“özgün” yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal demektir.)

Sude, mütevazi bir insan olarak tanınır. (Cümlede “paralel” anlamında “mütevazi” sözcüğü kullanılırken aslında anlatılmaya çalışılan “alçak gönüllü” anlamındaki “mütevazı”dır. Bu iki sözcük yazımlarının yakın olması nedeniyle karıştırılmış ve yanlış anlamda sözcük kullanımına
neden olmuştur.)

Tanıştığımız arkadaşın oldukça çekimser bir yapısı vardı. (Cümlede “utangaç” anlamına gelen “çekingen” sözcüğü ile “tarafsız” anlamına gelen “çekimser” sözcüğü karıştırılmıştır.

Teknoloji arttıkça insan yalnızlaşıyor. (Cümlede "artmak" sözcüğü "ilerlemek" sözcüğü ile karıştırılmıştır.)

Kullanımda anlamları karıştırılan başka sözcük örnekleri:


Yayın : Kitap, dergi, gazete gibi okunan; radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan şey.
Yayım : Kitap, dergi, gazetelerin basılıp dağıtılması; yapıtın radyo ve televizyon aracılığıyla izleyiciye ulaştırılması.


Öğrenim : Bilgi elde etme
Öğretim : Bilgi verme


Fiyat : Satışta bir şeyin para karşılığı değeri
Ücret : Emek karşılığı verilen para veya mal


Çekimser : Hiçbir tarafı tutmayan, yansız
Çekingen : Ürkek


Ayrıcalık : Başkalarından üstün tutulma
Ayrım : Fark


Azımsamak : Miktarı yeterli görmemek
Küçümsemek : Küçük görme, alay


Yaşam : Hayat
Yaşantı : Yaşananların her biri


Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir durum
Son : Olmuş olan, ilk karşıtı


Kâtil : Öldüren kişi
Katil : Öldürme


Süre : Zaman dilimi
Süreç : Olaylar ve hareketler dizisi


Ölçü : Bir şeye oranlayarak değerlendirme
Ölçüt : Değer vermek için başvurulan ilke


Anlam Belirsizliği


İletilmek istenen düşüncenin herkes tarafından farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bu durum, cümlede açıklığın olmamasına neden olur. Anlam belirsizliğine yol açan başlıca nedenler:


A. Zamir Eksikliği
Bazı cümlelerde “kişi zamiri”nin kullanılmamasıdır. Cümlenin başına hem “senin” hem de “onun” zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır. Bu da açıklık ilkesine
aykırıdır. Cümledeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine kişi zamirinin getirilmesi gerekir.


Yazılarının, okul gazetesinde yayımlanmasını istiyordu.
(Cümlede “yazılarının” ikinci tekil kişiye (sen) mi yoksa üçüncü tekil kişiye (o) mi ait olduğu anlaşılmıyor. Bu nedenle cümlede anlam belirsizliği oluşmuş. Bu cümlenin başına
“senin” ya da “onun” zamirlerinden biri getirilerek belirsizlik ortadan kaldırılmış olur.)


İstediklerini almak için nerelere gitmek zorunda kaldım.
(“Senin” istediklerini mi, “onun” istediklerini mi? İstenilenlerin kime ait olduğu belli değil. Bu nedenle de cümlede anlam belirsizliği oluşmuştur.)


B. Karşılaştırma Yanlışlığı
Cümlede karşılaştırma yapılırken sözcüklerin eksik kullanılması ya da yerinin yanlış olması karşılaştırma yanlışlığına yol açar. Bu durum açıklığı bozar.


Ben sinemayı senden çok severim.
(Cümlesinde “1. Sinemayı senin şahsından çok severim. 2. Sinemayı sen de seversin ben de severim ama ben daha çok severim.” anlamları çıkıyor.)


Annesine göre az çalışıyor.
(Cümlede, “1. Annesinin düşüncesine göre o, az çalışıyor. 2. Annesi çalışıyor, o da çalışıyor ama o, annesinden az çalışıyor.” anlamları çıkıyor.)


C. Noktalama Eksikliği


Noktalama işaretleri duygu ve düşüncenin açık bir şekilde ifade edilmesini sağlar. Kullanılması gerekirken kullanılmayan ya da yerinde kullanılmayan virgül, anlam belirsizliğine yol açar. Bu durum açıklığı bozar.

 

Niye yazdığını sormuştum bir keresinde aldığım yanıt kesindi. (Cümlede “bir keresinde” söz öbeği “sormak” eylemine mi yoksa “alınan yanıta” mı yönelik belli değil. Bu belirsizlik, “bir
keresinde” sözünden sonra virgül konularak giderilebilir.)


"Niye yazdığını sormuştum bir keresinde, aldığım yanıt kesindi." doğrudur.


Teğmen İlkay’ın emirlerine uymuyordu.
"Teğmen, İlkay’ın emirlerine uymuyordu." doğrudur.


Yaralı hemşirenin gözlerinin içine bakıyordu.
"Yaralı, hemşirenin gözlerinin içine bakıyordu." doğrudur.


Devlet memuruna gereken ilgiyi göstermiyor.
"Devlet, memuruna gereken ilgiyi göstermiyor." doğrudur.


Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması


Sözcükler, cümlenin akışına ve anlamına uygun olmalıdır. Sözcüklerin kendi anlamlarını karşılayabilmeleri için cümledeki söz dizimi bozulmamalıdır. Aksi hâlde anlamda karışıklık olur ve açıklık bozulur.


Bilgisayar başında ödev hazırlamaktan çok başım ağrıdı. (Cümlede “çok” sözcüğü söz dizimi nedeniyle “başın çok olduğu” anlamını vermektedir. Oysa “çok” olan “baş” değil “ağrı”dır.)


"Bilgisayar başında ödev hazırlamaktan başım çok ağrıyor." doğrudur.


Gölbaşı'nda otuz metrelik dünyanın en büyük fıskiyesi açıldı. (Cümlede “otuz metrelik” söz öbeği, söz dizimi nedeniyle  “dünyanın otuz metre” olduğu anlamını vermektedir. Oysa
“otuz metre” olan “dünya” değil “fıskiye”dir. )


"Gölbaşı'nda dünyanın otuz metrelik, en büyük fıskiyesi açıldı." doğrudur.


Her eve gelişimde beni kedim Tekir karşılar. (Cümlede “her” sözcüğünün kullanıldığı yerden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.)


"Eve her gelişiminde beni kedim Tekir karşılar." doğrudur.


Önümüzdeki günlerde tümüyle bu sorunu ortadan kaldıracağız.
"Önümüzdeki günlerde bu sorunu tümüyle ortadan kaldıracağız."doğrudur.


Ünlü sanatçı halk konserinde bestelediği şarkıları söyledi.
"Ünlü sanatçı bestelediği şarkıları halk konserinde söyledi." doğrudur.


Mantık Hataları


İletinin açık ve doğru bir biçimde aktarılabilmesi için düşüncenin, temel mantık ilkelerine uygun olması; durumların, sıralanırken önem sırasına dikkat edilmesi gerekmektedir.


Benden üç yaş büyük olan abim henüz iki yaşındayken ameliyat oldu. (Cümlede, sözü söyleyen kişi daha doğmadan abisinin ameliyatına tanık oluyor. Yüklemde “bilinen geçmiş zaman” kipi
değil “öğrenilen geçmiş zaman” kipi kullanılırsa mantık hatası giderilmiş olur.)


"Benden üç yaş büyük olan abim henüz iki yaşındayken ameliyat olmuş." doğrudur.


Karın altından şimdiye kadar yirmi iki kişi sağ kurtarıldı. (Sağ olmayan insan zaten kurtarılamamış demektir. Ölen kişinin cesedi karın altından çıkarılır ama kurtarılamaz. Dolayısıyla cümlede “sağ” sözcüğünün kullanılması mantık hatasına neden olmaktadır.)


"Karın altından şimdiye kadar yirmi iki kişi kurtarıldı." doğrudur.


Dergideki görevinden ayrıldı, şimdi gelecekle ilgili anılarını yazıyor.
(Anılar geçmişle ilgilidir. Gelecekle ilgili anı olmayacağı gibi "gelecekle ilgili" söz öbeği de gereksiz kullanılmıştır.)


"Dergideki görevinden ayrıldı, şimdi anılarını yazıyor." doğrudur.

DİL BİLGİSİNE DAYALI ANLATIM BOZUKLUKLARI

Bir metinde ya da metin parçasında dil ögelerinin dil bilgisi kurallarına
uyularak yan yana getirilmesine “bağlaşıklık” denir. Bağlaşıklık ilkesine uyulmaması anlatım bozukluklarını meydana getirir.


ÖZNE EKSİKLİĞİ
 

➤ Birden çok yargısı olan cümle çeşitlerinde (birleşik, sıralı ve bağlı) öznenin ortak kullanımında özne ortaklığına dikkat edilmediğinde ortaya çıkan anlatım bozukluğudur.


Hastanenin inşaatı tamamlanacak ve hizmete açılacak.
       özne                    yüklem                                  yüklem
(Cümlede iki temel yargı (yüklem) için de “hastanenin inşaatı” öznesi ortak kullanılmış. Tamamlanacak olan “hastanenin inşaatı”dır ancak hizmete açılacak olan da “hastanenin inşaatı” değil, "hastane"dir. İkinci cümleye "hastane" öznesi getirilerek özne eksikliği giderilmiş olur.)


"Hastanenin inşaatı tamamlanacak ve hastane hizmete açılacak."doğrudur.


Oyunun ilginç bir yanı kalmamış, seyircileri bıktırmıştı.
           
    özne                     yüklem                       yüklem
(Sıralı cümlede özne, her iki yargı için ortak kullanılmış ve “Oyunun ilginç yanı kalmıyor ve oyunun ilginç yanı seyircileri bıktırıyor.” biçiminde bir anlam ortaya çıkmış. Oysa ikinci
cümlenin öznesi “oyun” olmalıydı.)


"Oyunun ilginç yanı kalmamış, oyun seyircileri bıktırmıştı." doğrudur.


Tavanın bakırı çıktığı için kullanılmaz oldu. (Yan cümlenin öznesi “tavanın bakırı”, temel cümlenin de öznesi olarak görünmektedir. Bu durumda "çıkan" da "kullanılmaz" olan da “tavanın bakırı” oluyor. Oysa çıkan “tavanın bakırı” kullanılmaz olan da “tava”dır.)


"Tavanın bakırı çıktığı için tava kullanılmaz oldu." doğrudur.


YÜKLEM EKSİKLİĞİ


➤ Sıralı ve bağlı cümlelerde özneleri farklı olduğu hâlde kimi zaman ortak bir yüklemin kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.


Sen kendi işini, biz kendi işimizi yapalım.
 özne                   özne                      yüklem
(Cümlede, 2. tekil kişi "sen" öznesiyle 1. çoğul kişi "biz" öznesi aynı yükleme bağlanmış. Ancak “…biz ….. yapalım.” uyumluyken “…sen … yapalım.” uyumu bozmakta. Bu nedenle
yüklemin ortaklıktan çıkarılıp birinci yargıya yüklem getirilmesi gerekir.)


"Sen kendi işini yap, biz kendi işimizi yapalım." doğrudur.


Ne hayal kırıklığına uğrayacağız ne de yersiz korkulara.
   
                D.T.           yüklem                         D.T.
(Cümlede “hayal kırıklığı” ve “korkular” için “uğrayacağız” yüklemi ortak kullanılmış. Ancak hayal kırıklığına uğranır ama yersiz korkulara uğranmaz. Bu nedenle cümleyi ortak yüklemden
çıkarmamız gerekmekte.)


"Ne hayal kırıklığına uğrayacağız ne de yersiz korkulara kapılacağız." doğrudur.

ÖZNE - YÜKLEM UYUMSUZLUĞU


➤ Sıralı bağlı cümlelerde özne; tekillik ve çoğulluk, olumluluk ve olumsuzluk, kişi bakımından yüklemle uyumlu olmalıdır.
Bunlardan birinin uyumsuzluğu anlatımı bozar.


A. Tekillik ve Çoğulluk Yönünden Uygunluk


➤ Özne tekilse yüklem de tekildir.


Doruk, disiplinli çalışarak başarıyı yakaladı.
Dilenci, ana caddeden çıkıp dar sokaklara girdi.


➤ Saygı anlamı katmak için özne tekilse yüklem çoğul kullanılabilir.


Genel Kurmay Başkanı, orduyu teftiş edecekler.
Müdür Beyler, makamına teşrif ettiler.


➤ Alay, küçümseme, sitem anlamı katmak için özne tekilse yüklem çoğul olabilir.


Saat kaç oldu, beyefendi yeni teşrif ediyorlar.
Hanımefendi, nihayet uyanabilmişler.


➤ Birden çok özne varsa yüklem çoğul olur.


Doruk ve Barış, önümüzdeki ay kreşe başlayacaklar.


➤ Özne insan ve çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir.


İnsanlar, meydana doğru yürüyüşe geçti. (doğru)
İnsanlar, meydana doğru yürüyüşe geçtiler. (doğru)


Çocuklar parkta oyun oynamaya bayılıyor. (doğru)
Çocuklar parkta oyun oynamaya bayılıyorlar. (doğru)


➤ Soyut kavramlar, organ adları, zaman adları, eylem adları, bitki, hayvan adları, cansız varlıklar çoğul durumda özne olduğunda yüklem tekil olur.


Hislerim böyle bir durumda beni hiç yanıltmazlar. (yanlış)
Hislerim böyle bir durumda beni hiç yanıltmaz. (doğru)


Ellerim, ayaklarım soğuktan buz kestiler. (yanlış)
Ellerim, ayaklarım soğuktan buz kesti. (doğru)


Günler, aylar, yıllar su gibi akıp geçiyorlar. (yanlış)
Günler, aylar, yıllar su gibi akıp geçiyor. (doğru)


Gülüşmeler, bağrışmalar birbirine karışıyorlardı. (yanlış)
Gülüşmeler, bağrışmalar birbirine karışıyordu. (doğru)


Bahçedeki begonviller açmaya başlamışlar. (yanlış)
Bahçedeki begonviller açmaya başlamış. (doğru)


Kediler, irkilerek yerlerinden fırladılar. (yanlış)
Kediler, irkilerek yerlerinden fırladı. (doğru)


Soyut kavramlar ve eylemsiler dışındaki varlıklara kişilik verildiğinde (teşhis) yüklem tekil de çoğul da olabilir.


Çiçekler gülümseyerek karşılıyor baharı. (doğru)
Çiçekler gülümseyerek karşılıyorlar baharı. (doğru)


Ağaçlar büyük bir hüzünle yapraklarını döküyor. (doğru)
Ağaçlar büyük bir hüzünle yapraklarını döküyorlar. (doğru)


Dakikalar şımarık bir tavırla tık tık ilerliyordu. (doğru)
Dakikalar şımarık bir tavırla tık tık ilerliyorlardı. (doğru)


➤ Özne “bir”in üstündeki sayı sıfatıyla ya da belgisiz sıfat ve zamirlerle belirlenmişse yüklem 3. tekil olur.
İki arkadaş, şakalaşmaya başlamışlardı. (yanlış)
İki arkadaş, şakalaşmaya başlamıştı. (doğru)


Savaşa katılanların çoğu eve sakat dönmüşlerdi. (yanlış)
Savaşa katılanların çoğu eve sakat dönmüştü. (doğru)


Herkes geleceğe dair planlar yapmaya başlamışlardır. (yanlış)
Herkes geleceğe dair planlar yapmaya başlamıştı. (doğru)


B. Olumluluk ve Olumsuzluk Yönünden Uygunluk


➤ Cümlenin öznesi olumlu belgisiz zamirse (herkes, bütün, hep…) yüklemi de olumlu ve aynı zamanda tekil olmalıdır Olumsuz belgisiz zamirse (hiçbiri, hiç kimse, kimse…) yüklemi
de olumsuz ve yine tekil olmalıdır.


Kimse konuşmuyor; dikkatli bir biçimde öğretmeni dinliyordu.
 özne      yüklem                                                                  yüklem
(olumsuz) (olumsuz)                                                         (olumlu)

(Cümlede, birinci yargıda kullanılan “kimse” olumsuz öznesi, iki yüklem için ortak kullanılmış. Ancak “kimse … konuşmuyor” uyumluyken “kimse … dinliyor” uyumsuz. İkinci yüklem için “herkes” olumlu öznesi getirilirse özne-yüklem uyumsuzluğu giderilmiş olur.)


"Kimse konuşmuyor; herkes dikkatli bir biçimde öğretmeni dinliyor." doğrudur.


Herkes canla başla çabalıyor, şikâyet etmiyordu.

 özne                        yüklem             yüklem
(olumlu)                 (olumlu)            (olumsuz)

(Cümlede “Herkes … çabalıyor.” kullanımı uyumlu “Herkes … şikayet etmiyordu.” uyumsuz. İkinci yüklem için “hiç kimse” gibi olumsuz bir özne getirilirse özne-yüklem uyumsuzluğu
giderilmiş olur.)


"Herkes canla başla çabalıyor, hiç kimse şikâyet etmiyordu." doğrudur. 


C. Kişi Yönünden Uygunluk


➤ Özne kaçıncı kişiyse yüklem, özne ile aynı kişi ekini alır.


Ben, geleceğe umutla bakmak istiyorum.
I.tekil kişi                                    I. tekil kişi   

              
Annem, bizim için hiç durmadan çalıştı.

III.tekil  kişi                               III. tekil kişi


Biz bunca işin altından nasıl kalkacağız?
I.çoğul kişi                                  I. çoğul kişi


➤ Birden fazla özne olduğunda bunlardan biri “ben” ya da “biz” ise yüklem I. çoğul kişi olur.


Ben, annem ve babam bu hafta tatile gideceğiz.
       
      (biz)                                          I. çoğul kişi
➤ Birden fazla özne olduğunda bunlardan biri “sen” ya da “siz” ise yüklem II. çoğul kişi olur.


Sen ve Aylin geçen gün bensiz nereye gittiniz?
       (siz)                                                   II. çoğul kişi


➤ Birden fazla özne olduğunda bunlardan biri “o” ya da “onlar” ise yüklem III. çoğul kişi olur.

 

O ve Ayşe biraz önce buradan geçtiler.
    (onlar)                                  III. çoğul kişi


➤ Sıralı ve bağlı cümlelerde kip ve kişi ekleri uyumlu olmalıdır.


Biz işi bitirmek için çalışacak, peki siz ne yapacaksınız?
"Biz işi bitirmek için çalışacağız, peki siz ne yapacaksınız?" doğrudur.


Ben erken kalkıyor, siz akşama kadar yatıyorsunuz.
"Ben erken kalkıyorum, siz akşama kadar yatıyorsunuz." doğrudur.


NESNE EKSİKLİĞİ


➤ Birinci yargısı geçişsiz ikinci yargısı geçişli sıralı, bağlı ve birleşik cümlelerde görülür. Geçişli yargıya nesne eklenerek anlatım bozukluğu giderilir.


Arkadaşıma bu meseleyi anlattım ve ikna ettim.
dolaylı tümleç                      yüklem       yüklem


(Cümlede iki yüklem için ortak kullanılan “arkadaş” sözcüğü dolaylı tümleç göreviyle her ikisi için uyumlu değil. Yani “Arkadaşıma … anlattım” diyebiliyoruz ancak “Arkadaşıma … ikna ettim” diyemiyoruz. “Arkadaş” sözcüğünü ortak dolaylı tümleç durumundan kurtarmak, bunun için de ikinci yargıya bu sözcüğü nesne olarak getirmek gerekmektedir.)


"Arkadaşıma bu meseleyi anlattım ve onu (arkadaşımı) ikna ettim." doğrudur.


Kitapların numaralarını yapıştırıp raflara yerleştirdi.
   belirtili nesne                yan yargı                    yüklem


(“Yapıştırıp” yan yargısı ile “yerleştirdi” yüklemi için ortak kullanılan belirtili nesne her ikisi için uyumlu değil. “Kitapların numaralarını yapıştırıp” diyebiliyoruz ancak “kitapların
numaralarını … yerleştirdi” diyemiyoruz. Uyumsuzluğu, temel yargı olan yüklem için yeni bir nesne getirerek giderebiliriz.)


"Kitapların numaralarını yapıştırıp kitapları raflara yerleştirdi." doğrudur.


Onun hayata bakışı, yorumlayışı herkesinkinden farklıydı.
"Onun hayata bakışı, hayatı yorumlayışı herkesinkinden farklıydı." doğrudur.


DOLAYLI TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ


➤ Birinci yargısı geçişli, ikinci yargısı geçişsiz sıralı, bağlı ve birleşik cümlelerde görülür. Geçişsiz yargıya dolaylı tümleç eklenerek anlatım bozukluğu giderilir.


Annesini ihmal ediyor, bir mektubu çok görüyordu.
   nesne         yüklem                                         yüklem
(“Annesini” sözcüğü iki cümlenin de ortak nesnesi durumunda. Ancak nesne, ikinci cümlenin yüklemiyle uyumlu değildir. “Annesini ihmal ediyor.” diyebiliriz ancak “Annesini bir mektubu çok görüyordu.” diyemeyiz. Görülüyor ki, “annesini” nesnesi “çok görüyordu” yükleminin ögesi olamaz. Bozukluğu gidermek için nesne ile ikinci cümle arasındaki bağın koparılması gerekir. Bu da ikinci cümleye “annesine” dolaylı tümleci getirilerek gerçekleştirilir.) 


"Annesini ihmal ediyor, ona (annesine) bir mektubu çok görüyordu." doğrudur.


Yaşlı teyzesini her zaman ziyaret eder, hediyeler alırdı.
"Yaşlı teyzesini her zaman ziyaret eder, ona hediyeler alırdı."doğrudur. 


Çıkan yeni romanları incelemek ve tezi için yararlanmak istiyordu.
"Çıkan yeni romanları incelemek ve onlardan tezi için yararlanmak istiyordu." doğrudur.


ZARF TÜMLECİ EKSİKLİĞİ


➤ Sıralı, bağlı ve birleşik yapılı cümlelerde zarf tümleçlerinin olumluluk – olumsuzluk bakımından uyumlu olması gerekmektedir. Aksi takdirde anlatım bozukluğu meydana gelir.


Annem her zaman bizim için yaşadı, kendini düşünmedi.
              zarf tümleci                 yüklem                     yüklem
(Birinci cümlenin zarf tümleci, ikinci cümlenin yüklemiyle uyumu değil: “Her zaman … yaşadı” olur ancak “ her zaman … düşünmedi” olmaz. İkinci cümlede “her zaman” sözcüğünün olumsuz anlamı olan “hiçbir zaman” kullanılmalı ve zarf tümleci eksikliği giderilmelidir.)  


"Annem her zaman bizim için yaşadı, hiçbir zaman kendini düşünmedi." doğrudur.


Atatürk, hiçbir zaman bencil olmadı, milletinin iyiliğini istedi.
"Atatürk, hiçbir zaman bencil olmadı, her zaman milletinin iyiliğini istedi." doğrudur. 


Beni sevdiğini söylüyor ama hiç ilgilenmiyor.
nesne                yüklem                yüklem


(Birinci cümlenin ortak olarak kullanılan nesnesi ikinci cümlenin yüklemiyle uyumlu değil. “Beni sevdiğini söylüyor” diyebiliriz ama “Beni hiç ilgilenmiyor” diyemeyiz. “Beni”
sözcüğü ikinci cümlede “benimle” biçiminde zarf tümleci olarak kullanılmalıdır.)


"Beni sevdiğini söylüyor ama benimle hiç ilgilenmiyor." doğrudur.


İhtiyar, komşusuna iki günde bir uğrar, söyleşirdi.
"İhtiyar, komşusuna iki günde bir uğrar, onunla söyleşirdi." doğrudur.


Buna nasıl dayandın, nasıl baş ettin?
"Buna nasıl dayandın, bununla nasıl baş ettin?" doğrudur.


SÖZCÜĞÜN YAPISINDAKİ YANLIŞLIK


➤ Cümlede kullanılan sözcüğün dil bilgisi kurallarına aykırı türetilmesi anlatım bozukluğuna yol açar. Bu tür sözcüklerin cümlede kullanımı, akıcılık ilkesiyle ters düşer.


Kedim kendini okşattırmak ister, yanımdan ayrılmazdı.  (okşatmak)
Söylediklerinden dolayı bu adamdan pek hoşlaşmıyorum. (hoşlanmıyorum)
Seni seviyorum, diyerekten beni kandırmaya çalıştı. (diyerek)
Havalar günden güne serinleşmeye başladı. (serinlemeye)
Sandalyeden kalkıp koşaraktan yanıma geldi.(koşarak)


EK FİİL EKSİKLİĞİ


➤ Ek eylemin kullanılması gereken yerde ortak kullanılarak düşürülmesi durumunda karşımıza çıkar.
➤ Ek eylemin ortak kullanımı daha çok yargılar arasında karşıtlık olduğunda ortaya çıkar. Genellikle karşıtlık bağlacıyla birbirine bağlanan olumlu ve olumsuz yargılardan ikincisinde
ek eylem, “değil” sözcüğüyle olumsuz yapılmışsa ortak kullanılamaz. Bu durumda ek eylem eksikliği ortaya çıkar.


Romanlarının dili sade fakat anlatımı özgün değilmiş. (Cümlede “sade” ve “özgün” sözcükleri, ortak bir biçimde olumsuz “değilmiş” ek eylemine bağlanmış. Bu durumda “Romanlarının
dili sade değilmiş fakat anlatımı özgün değilmiş.” anlamı çıkmaktadır. Oysa anlatılmak istenen “romanlarının dilinin sade olduğu fakat anlatımın özgün olmadığı”dır. Bu bozukluk “sade” sözcüğüne uygun (olumlu) ek eylemin getirilmesiyle mümkündür.) 


"Romanlarının dili sadeymiş fakat anlatımı özgün değilmiş." doğrudur.


Bu başarılı çocuk çok akıllı ve yaramaz değildi.
"Bu başarılı çocuk çok akıllıydı ve yaramaz değildi." doğrudur.


Evleri güzel, bahçeleri de bakımsız değildi.
"Evleri güzeldi, bahçeleri de bakımsız değildi." doğrudur.


FİİLİMSİ YANLIŞLARI


A. Fiilimsi Eksikliği


➤ Biri olumlu, diğeri olumsuz bir eylemsiye bağlanan sıfat ya da zarfların kullanıldığı cümlelerde eylemsilerden biri kullanılmadığı zaman ortaya çıkar.


Bu tür suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını hepimiz biliyoruz. (Cümlede, yapılan suçlamaların “yersiz olduğu ve doğru olmadığı” denilmek isteniyor ancak “yersiz” sözcüğünden
sonra “olduğu” sıfat-fiili kullanılmadığından “yersiz olmadığı ve doğru olmadığı” anlamı ortaya çıkıyor. Bu nedenle olumsuz eylemsinin ortaklıktan çıkarılması gerekmektedir.)


"Bu tür suçlamaların yersiz olduğu ve doğru olmadığını hepimiz biliyoruz." doğrudur.


Huzurevinde bana duyulan sevgi ve anlayış gözlerimi yaşarttı. (Cümlede, “duyulan sevgi ve anlayış” tamlamasında “duyulan sevgi ve duyulan anlayış” biçiminde yanlış bir kullanım
söz konusudur. Çünkü sevgi duyulur ancak anlayış duyulmaz, gösterilir.)


"Huzurevinde bana duyulan sevgi ve gösterilen anlayış gözlerimi yaşarttı." doğrudur.


Kimin dürüst, kimin dürüst olmadığını nasıl anlayacağız?
"Kimin dürüst olduğunu, kimin dürüst olmadığını nasıl anlayacağız?" doğrudur.


➤ Olumlu – olumsuz karşıtlığı olmadan da farklı eylemsilere bağlanması gereken ögelerin aynı eylemsiye bağlanması, eylemsi eksikliğine neden olmaktadır.


Görevlilerin beyaz kravat ve koyu renk ceket giymesi gerekiyor.
"Görevlilerin beyaz kravat takması ve koyu renk ceket giymesi gerekiyor." doğrudur.


B. Fiilimsi Uyumsuzluğu


➤ Cümledeki eylemsilerin aynı eklerle türetilmiş olmasına dikkat edilmelidir çünkü farklı yapılardaki eylemsilerin aynı bağlam içinde kullanılması eylemsiler arasında uyumsuzluk
yaratabilmektedir.


Tiyatro, toplumun yükselişini ve çökmesini gösteren bir barometredir. (Cümlede “yükselişini” ve “çökmesini” isim-fiilleri aldıkları ekler bakımından uyumlu değildir. Uyumsuzluğu gidermek
için aynı isim-fiillerin kullanılması gerekmektedir.)
"Tiyatro, toplumun yükselişini ve çöküşünü gösteren bir barometredir." doğrudur.


Düzenli çalışmak ve zamanını kütüphanede geçirmesi, başarılı olmasını sağladı.
"Düzenli çalışması ve zamanını kütüphanede geçirmesi başarılı olmasını sağladı." doğrudur.


C. Fiilimsinin Yanlış Kullanılması
➤ Bir eylem köküne isim-fiil yerine sıfat-fiil getirilirse ya da sıfat-fiil eklerinin, zarf-fiillerin yanlış seçilmesi anlatımı bozar.


Yönetmen yeni filminde kimlerin oynayıp oynamamasına karar verecek. (Cümlede yönetmenin henüz gerçekleşmemiş bir durum için karar vermesi söz konusu olduğundan “oynayıp oynamamasını” isim-fiili yerine “oynayıp oynamayacağı” gelecek zaman anlamlı sıfat-fiili kullanılmalıydı.)

"Yönetmen yeni filminde kimlerin oynayıp oynamayacağına karar verecek." doğrudur.


Onun bu denli başarılı olacağını doğrusu hiç beklemiyordum.
(Cümlede gerçekleşmiş bir durum söz konusudur ve geçmişe yöneliktir. Bu nedenle geçmişte kalan bir durum için gelecek  zaman anlamlı “-acak” sıfat-fiili ekini kullanmak yanlıştır.)


"Onun bu denli başarılı olmasını doğrusu hiç beklemiyordum." doğrudur.


ÇATI UYUMSUZLUĞU


➤ Eylem ve eylemsilerin etken ve edilgen çatı bakımından uyumlu olmaması durumunda ortaya çıkar. Cümlede ortak özneye bağlı birden çok eylem veya eylemsi kullanıldığında bunların ya etken ya da edilgen kullanılması gerekir. Farklı çatılar kullanıldığında çatı uyumsuzluğu oluşur.


Yazmaya karar verince şiirden başlanması iyi olur. (yanlış)
           
        (etken)                                          (edilgen)
Yazmaya karar verilince şiirden başlanması iyi olur. (doğru)
             
    (edilgen)                                              (edilgen)


Kışın hastalanmamak için sebze ve meyveleri bol su ile yıkayıp yenmeli. (yanlış)
                                                                                             
      (etken) (edilgen)
Kışın hastalanmamak için sebze ve meyveler bol su ile yıkanıp yenmeli. (doğru)
                                                                                             
   (edilgen) (edilgen)
Anlatım bozukluğu, ilginç örnekler vererek anlatılırsa daha iyi öğretilir.
"Anlatım bozukluğu, ilginç örnekler verilerek anlatılırsa daha iyi öğretilir." doğrudur.


Dediklerime dikkat edilseydi bu yanlışları da yapmazdı.
"Dediklerime dikkat etseydi bu yanlışları da yapmazdı."doğrudur.


TAMLAMA YANLIŞLARI


A. Ad Tamlamaları İle İlgili Yanlışları


➤ Belirtili ad tamlamasında tamlamayı oluşturan ekler (-ın … -ı) uyumlu olmalıdır. Tamlama ekleri, tamlayanla tamlanan arasına sözcükler girdiğinde kimi zaman unutulabiliyor. Bu
durumda tamlayanla tamlanan arasındaki bağlantı kopuyor ve anlatım da bozulmuş oluyor.


Herkes bu konuda duyarlı olması, yardım etmesi gerekir.
"Herkesin bu konuda duyarlı olması, yardım etmesi gerekir." doğrudur.


Anne ve baba çocuğun yetişmesinde önemli katkıları vardır.
"Anne ve babanın çocuğun yetişmesinde önemli katkıları vardır." doğrudur.


Dikkatli bir öğrenci işlem hatası yapmayıp doğru seçeneği bulması gerekir.
"Dikkatli bir öğrencinin işlem hatası yapmayıp doğru seçeneği bulması gerekir." doğrudur.


Bir yanlışlığa düşmemek için insanın kanunları öğrenmek gerekir.
"Bir yanlışlığa düşmemek için insanın kanunları öğrenmesi gerekir."doğrudur.


➤ Kimi zaman da tamlama eklerinin kullanımı gereksiz olabilir.


Japonya’nın bilimsel çalışma ve teknolojisiyle dünyanın en büyük ülkeleriyle yarışmaktadır.
"Japonya, bilimsel çalışma ve teknolojisiyle dünyanın en büyük ülkeleriyle yarışmaktadır." doğrudur.


➤ Kimi zaman tamlayan ya da tamlanan eksikliği tamlama yanlışlığına yol açar.


Her zamanki gibi benim de senin de odanı annem temizledi.
(Cümlede “…benim de senin de odanı” tamlamasında birinci ve ikinci tekil kişi zamiri tamlayan olarak kullanılmış ve aynı tamlanana bağlanmış. Ancak bu zamirlerin farklı iyelik eki alan tamlananlara ihtiyacı var bu nedenle bunların ortak tamlayan durumundan çıkarılması gerekmektedir.)

"Her zamanki gibi benim odamı da senin odanı da annem temizledi." doğrudur.


Ablam evimizi çekip çevirir, düzenine önem verirdi.
"Ablam evimizi çekip çevirir, evin düzenine önem verirdi."doğrudur.


Herkes kendi işiyle uğraşıyordu, bizimle uğraşacak hâli yoktu.
"Herkes kendi işiyle uğraşıyordu, kimsenin bizimle uğraşacak hâli yoktu." doğrudur.


➤ Belirtili ad tamlamasında bir çokluk içinden “seçme” bildiriliyorsa tamlayan eki “-in” yerine “-den” eki kullanılabilir.
Ancak seçme bildirmiyorsa “-in” tamlayan eki yerine “-den” ekinin kullanılması yanlıştır.


Öğrencilerimizden hiçbiri sınavda başarısız olmamıştır. (Yanlış – Seçme bildirmiyor.)
Öğrencilerimizin hiçbiri sınavda başarısız olmamıştır.


Bahçedeki ağaçlardan birkaçı belediye tarafından kesildi. (Doğru – Seçme bildiriyor.)


B. Sıfat Tamlaması İle İlgili Yanlışlar
➤ Ortak bir tamlananla ad ve sıfat tamlaması kurulduğunda anlatım bozulur.


Okullarımızda kültürel ve sanat etkinlikleri yapılmaktadır.
                     
   tamlayan  tamlayan tamlanan
                             (sıfat)         (ad)
(Cümlede “kültürel” sıfatı ile “sanat” ismi tamlayan olarak aynı tamlanana bağlanmış ve tamlama yanlışlığına yol açmış. 
Bu durumda ya sıfata bir tamamlanan getirilmeli ya da
isim, sıfat olarak kullanılmalıdır.)


Okullarımızda kültürel etkinlikler ve sanat etkinlikleri yapılmaktadır.
"Okullarımızda kültürel ve sanatsal etkinlikler yapılmaktadır." doğrudur.


Yılın son defilesinde gece ve gündelik kıyafetler tanıtıldı.
"Yılın son defilesinde gece kıyafetleri ve gündelik kıyafetler tanıtıldı." doğrudur.


Olaya hem bilimsel hem de ahlak açısından bakılmalı.
"Olaya hem bilimsel açıdan hem de ahlak açısından bakılmalı."doğrudur.


➤ Çokluk anlatan belgisiz sıfatlarla kurulan tamlamalarda tamlayana çoğul eki getirilmesi gereksizdir.
Çoğul ekinin gereksiz kullanımını, çokluk anlatan belgisiz sıfatlarla kurulan tamlamalarda görüyoruz. Çokluk anlatan “biraz, birçok, birkaç, çoğu, çok…” sıfatlarının tamlananına
çoğul eki getirilmesi gereksizdir.


Dünyanın birçok ülkelerinde aydın, hak ettiğine ulaşamaz. (birçok ülkesinde)
Oyun gününden çok önce birçok biletler satılmıştı. (birçok bilet)


➤ Sıfat tamlamasında, sıfat birden çok adı niteleyebilir. Ancak sıfatın ortak tamlayan olarak kullanıldığı durumlarda nitelenen adların sıfatla uyumuna dikkat edilmelidir.


Parkta cıvıl cıvıl öten kuşların ve ağaçların arasında dolaştık.
(Cümlede kullanılan “cıvıl cıvıl öten kuşların ve ağaçların” tamlamasında “kuşların da ağaçların da cıvıl cıvıl öttüğü” görülmektedir. Ancak sıfatın niteliği yalnızca “kuşları” ilgilendirmektedir. Sıfatın “ağaç” tamlananı etkilememesi için tamlamanın “…ağaçların ve cıvıl cıvıl öten kuşların…” biçiminde düzeltilmesi gerekmektedir.)


"Parkta ağaçların ve cıvıl cıvıl öten kuşların arasında dolaştık." doğrudur.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

©2020 By KIZILTAN